Uzun yıllar önce annem Ayşe, üvey babam Mehmet ve benim küçük kız kardeşim Elif birlikte bir evde yaşardık. Yakınlarda oturan büyükannem Zeynep sık sık bize misafir olur, evimizin neşesi olurdu. Babamı bir türlü hatırlayamıyorum; tek hatırladığım şey, Elifin babasının yüzüydü.
Başta Mehmet bize karşı nazik davranırdı; fakat bir kez eve geldiğimizde, sanki varlığımızı hiç görmemiş gibi iki yanımızı da görmezden geldi. Sık sık elini bana vurur, beni susturmak için bağırırdı. Gözyaşlarımın sessizliğini anneme söyleyemez, içimde birikirdi. Bir gün Annem, Mehmetin beni kırdığını kendi gözleriyle gördü ve ikisi arasında büyük bir tartışma çıktı. O günden sonra Mehmet, bir daha evimizden çıkmadı. Böylece üçümüz, annem, ben ve Elif, bir kez daha huzurlu bir hayat sürdük. Büyükannem Zeynep, Elife göz kulak olur, ona ikinci bir anne gibi davranırdı.
Liseyi bitirince, üniversiteye İstanbulda okumaya karar verdim; yurt dışına gitmek de aklımdaydı ama aileyi terk edemezdim. Annem, Köydeki evimizi ve büyükannemin evini satarız, üç odalı yeni bir daire alırız; hep birlikte otururuz dedi. Böylece iki evimizi, büyükannemin evini de satarak, bir üç odalı daireye taşındık. Ben bir odada, Elif büyükannem Zeyneple aynı odada, annem ise üçüncü odada oturdu; herkes memnundu.
Yeni dairemizde, annem komşumuz Ali ile tanıştı. Ali, annem kadar yaşlı, boşanmış bir adamdı; zamanla ona ilgi göstermeye başladı ve annem adeta yeniden çiçek açtı. Sonra annem, amcam Cemi evimize davet etti; Cem, bir dairesini kiraya vermek üzereydi. Başlangıçta her şey yolunda gibi görünse de, Cem birden bize hakaret etmeye, özellikle bana karşı soğuk davranmaya başladı. Aramızda sık sık fikir ayrılıkları çıkıyordu, ama annem daima Cemin yanında yer alıyordu.
Bu durum beni derin bir huzursuzluğa sürükledi. Sonunda başka bir şehre, Ankaraya taşınarak eğitimime devam etmeye karar verdim. Annem bu kararı hiç itiraz etmedi; hatta bir nebze rahatladığını bile fark ettim. Fakat içimde bir yara açıldı: Kendi çocuğunu, başka bir erkeğin yanına bırakarak nasıl bir denge kurabilir insan? diye soruyorum hâlâ, geçmişin gölgesinde.




