Komşumuz, akşam yemeğinde her şeyi isteyebilirim diyerek kafasını kurmuş! Şimdi tek eksik, bizim evimize taşınması.
Bana dışarıdan bir bakış atabilecek birinin fikrine ihtiyacım var. Durum şöyle: Çocuğum, mahalledeki biraz büyük bir çocuktan adı Mert arkadaş olmuş. O çocuğun annesi, yani komşumuz Zeynep Hanım, zaman zaman görüştüğüm bir tanıdık; ama yakın bir dost diye söyleyemem.
Çocukların oyunları üzerinden komşumuzla daha sık temas kurmaya başladık. Yürüyüşlerde bir araya geliyorduk; Zeynep Hanım, oğluna küçülmüş kıyafetler fırlatıyordu. Ben de hepsini geri veriyor, ona karşılık çocuğum için meyve suyu ve lokma getiriyordum; teşekkür niyetine. Bir noktada, Artık bir şey almayacağım, her şeyi kendim alırım, borç altına girmek istemiyorum dedim.
Zamanla sakin yürüyüşler yerine tuhaf bir ilişki ortaya çıktı. Zeynep Hanım, sürekli bir şey istemeye başladı. Günlük ricalar Bana bir kahve ver! diye yükseldi. Kahvesi seven birinin kendisi kahveyi alması daha doğal, her gün Kahve lütfen! diye yalvarması yerine. Bizi evimize davet etmemişken, o yine de gelip oturuyor; çocuğumun oyuncaklarına bakıp Ne güzel! deyip bir-iki şey kapıya götürüyor. Her şeyi istiyor, zaten elinde bir sürü şey var.
Kendi evine davet göndermiyor, Annem hasta bahanesiyle evinde kalıyor. Oysa annesi ayrı bir odada yatıyor. Oğlunun hastalığı olduğunda eczane ürünleri istiyor, normal bir evin ilk yardım çantısında bulunması gereken her şeyi soruyor. Bazen kendine de bir şeyler talep ediyor. Ben, Ateş düşürücü her anneye lazım diye düşünürken, neredeyse boş ambalajları ve şişeleri bizden alıyor; hatta bu şeyler bebeğimin ilaçları bile oldu, artık ona bakamıyorum.
Bu da yetmedi. Oğlunuzun yemeği var mı? diye soruyor, ama ben komşulara hiç soruyorum. Ben sadece bebeğime yemek yapıyorum, başka bir şey yok. Sürekli bizim alışveriş sepetimizi kullanıyor, sorup sormadan alıyor. Eksik olduğu her şeyi bizim üzerinden doldurmak istiyor.
Bir gün, bütün aile hastalanınca Zeynep Hanım bir telefon açtı: Kahve içmeye geliyorum, ama oğlumun yanındayım dedi. Çocukları seviyorum ama bir de artık komşuların çocukları evimize gelip, çocuğumun eşyalarını mağaza gibi karıştırıp, neyle oynamak istiyorlarsa seçiyorlar. Hepimiz hastayız, siz de bulaşabiliriz dedim, aslında Davet etmiyoruz demek istemiştim.
Ziyaretleri İçeri girebilir miyiz? sorusuyla başlamıyor. Davet etmeden giriyor, Bunu bana ver diye talep ediyor. Ben meşgul olsam da, ne istediğini hemen vermeyi bekliyor; sanki kişisel alanım onun için bir otobüs durağı gibi.
Uzun süredir onu aramıyorum, yürüyüşe de çağırmıyorum. Ama o kendiliğinden arıyor, mesaj atıyor. Bir arkadaşım, iki yol olduğunu söylüyor: Ya kabalığını bağışlayıp yaşamaya devam et, ya da teması kesin. Çatışmaya girmek istemiyorum; çocuklar dost, evimiz yan yana. Yakında okula beraber götüreceğiz. Çatışmayı da nasıl çözerim, ben de bilmiyorum.




