– Neden bu kadar erken geldin? şaşkın bir sesle uzattı kocası.
Merve anahtarını çevirip dairesinin kapısını açtı, girip giriş holünde ışığı açtı. Gözünün takıldığı ilk şey, girişte duran kırmızı kadın topukluydu. Anında tanıdı; bu, yakın arkadaşı Alaranın ayakkabısıydı
Sabah iş yerinde Merve aniden mide bulantısı ve baş dönmesi hissetti. Son birkaç gündür hafif bir rahatsızlık duyuyordu, ama göz ardı etmeye çalışmıştı. Şimdi ise gerçekten kötüleşmişti.
– Ne oldu? endişeyle döndü yan masadaki meslektaşı Ayça.
– Birden mide bulandı, başım da dönüyor yorgun bir sesle, gömleğinin yakasını çıkartıp terli alnını eline sürdü Merve.
– Yoksa hamile misin, hiç aklına gelmedi mi? kurnazca gülümsedi Ayça.
– Ah, ne la! savurdu Merve. Muhtemelen bayat bir şey yedim.
– Nasıl bayat bir şey yiyebilirsin, sen sağlıklı beslenmenin bir abidesisin! kahkahayla yanıtladı Ayça.
Merve bir an düşündü. Peki ya gerçekten hamile mi? Hayır, olamaz… Ya da olur mu?
– Bak Ayça, yine de test ettirmeliyim. Gerçekten bir şey varsa, eczaneye koşarım dedi.
Merve sandalyesinden kalktı, ofisten çıkıp hızlı adımlarla çıkışa yöneldi…
On dakika sonra ofis tuvaletinde iki çizgi çıkan test çubuğuna bakmadan gözlerini ayıramadı. Hamiledir!
Merve sevinç mi yoksa üzüntü mü duysun bilemedi. Eşi Kemal henüz çocuk sahibi olmaya hazır değildi. Ama kaderin bir cilvesi mi bu?
Düşünceleri karıştı. Bugün işine devam edemeyeceğini anladı ve patronu, İrem Hanıma izin istemeye gitti.
İrem Hanım, durumu öğrendiğinde sevgi dolu bir gülümsemeyle:
– Elbette Merve, evine git. Dinlen, kendine gel. Yarın işte seni bekliyor olacağız.
Merve evine yürümek yerine koştu. Bugün Kemal’in günü boş; haberini duyunca sürpriz yapacaktı. Kapıyı açtığında…
İlk bakışta gözlerine çarpan şey, bir çift kırmızı topuk; Alaranın ayakkabısıydı. Alara neden bu saatte evde? diye düşündü Merve, salonun içinde sessizliği dinledi. Yatak odasından sesler geliyordu.
Şüphelenerek sesin geldiği odaya koştu, kapıyı çarptı ve bir anda durdu…
Kemal ve Alara, bir şeyler üzerine tutkulu bir konuşma içindeydi. Merve şaşkınlıkla irkildi, çift de korkmuş bir şekilde ona baktı.
– Merve? titrek bir sesle sordu Kemal. Neden bu kadar erken geldin?
Alara sessiz, sadece battaniyeye sarılmış, gözlerini endişeyle çırpıyordu.
Merve hatırlamaya çalıştı; bir çığlık attı, eşyaları savurdu, kocasını ve arkadaşını evden kovdu, ardından yatağa yığıldı, uzun uzun ağladı. Sonra yere oturup boşluğa bakıyordu. Kendini toparladığında dışarısı kararmış, dairede sessizlik hâkimdi.
***
Beş gün sonra Merve, bir özel klinikte kürtaj randevusu almak için bekliyordu. Kararı kesinleşmişti…
Kemal bir kez eve geldi, sadece eşyalarını toplamaya ve boşanıyoruz demeye geldi. Alara ile altı aydır gizli bir ilişki yaşamış, bu da aşkını ortaya çıkarmıştı.
Merve, hamileliğini Kemale söylemedi. Kocası artık boşanmak istiyordu ve çocuğunu, onu artık sevmediği bir adama bağlamak istemiyordu. Bir bebek tek başına taşıyamayacağını, ailesi başka şehirde yaşıyordu, bakıcı ayarlayacak bütçesi de yoktu.
Geçen haftanın tüm olaylarını hatırlayarak klinik kapısına geldi. Bir sandalyeye oturdu, sırayı bekledi. Birkaç dakika sonra hastadan çıkışı duyuldu; doktorun sesi kapıdan yankılandı:
– İçeri!
Merve içeri girdi. Doktor belgelerle meşgulken ona baktı.
– Ali mi? şaşkınlıkla bağırdı. Sen misin?
Ali, onun lise dönemindeki birinci aşkıydı. On birinci sınıfta gizlice ona aşıktı, cesaret edememişti. Mezuniyet balosunda ona bir dans teklif etmiş, gecenin sonunda yanağına hafif bir öpücük bırakmıştı. Kalbi sevinçle çarptı ama utangaçlığı yüzünden onu eve bırakamamış, sonradan çok pişman olmuştu.
Mezun olduktan sonra Ali başka bir şehre tıp okumaya gitti ve bir daha görüşmediler. Şimdi karşında, yetişkin, olgun ve hâlâ yakışıklı bir adam duruyordu.
– Merve! Ne tesadüf! diye bağırdı Ali, sevinçten gözleri parladı.
Ali memnuniyetle ona sarıldı. Bu beklenmedik karşılaşma Merve’yi bir an için tüm dertlerden uzaklaştırdı. Onlar on dakikalık bir sohbetle geçmişi yad ettiler. Ardından Ali birden durdu:
– Ah, ne güzel bir sohbet! Ama sen burada benim hastam değilsin, ne için geldin, anlat.
Bu söz Merve’yi gerçeğe döndürdü, yüzü tekrar hüzünle bulandı. Derin bir nefes alıp her şeyi anlattı: kocasının ihaneti, arkadaşının aldatması, beklenmedik hamileliği.
– Çocuğu sonradan mı kesmek istiyorsun? dikkatle sordu Ali.
– Evet! kararlı bir sesle yanıtladı Merve.
Muayene sonrası Ali, Merve’ye önerdi:
– Bu akşam bir kafede oturup konuşalım. Kürtaj ciddi bir karar, hemen karar veremezsin. Katılmaz mısın?
– Olur, kabul ediyorum dedi Merve. Ali’nin hayatını öğrenmek, ona daha çok bağlanmak istiyordu.
***
Akşam, Merve ve Ali küçük bir kafede oturmuş, her şeyi konuşuyorlardı. Okul yıllarını, esprileri, kahkahaları yad ettiler. Merve, haftanın ilk kez kendini iyi hissetti. Ali birden hamileliği gündeme getirdi, çocuğu bırakmasını tavsiye etti, Bebeğin suçu yok, kocanın ihaneti de değil dedi.
– Senin de çocuğun var mı? araya girdi Merve. Evli misin?
– Eskiden evliydim… Ama çocuk sahibi olamıyorum. Eşim doğurganlık sorunu olduğunu öğrendiğinde ayrıldı diye iç çekerek itiraf etti Ali, gözlerini yere indirdi.
Bir an sessizlik çöktü. Ali gözlerini yeniden Merveye döndü, gözlerinden damlayan bir damla gözyaşı ile:
– Biliyorum, içimde bir yerden bu çocuğu istiyorum, ama başaracağımı korkuyorum.
– Merak etme, sen başaracaksın! Zorlanırsan ben yanındayım diyerek elini sımsıkı tuttu, gülümseyerek cesaret verdi.
Sohbet, Ali’nin Merveye kişisel doktor olma teklifini getirdi ve hamileliği birlikte yürütme vaadiyle sonuçlandı…
***
Merve ilk defa huzurlu bir uyku çekti; ruhundan bir taş kaymıştı. Keşke daha cesur olsaydım, lisede mezuniyet balosunda Ali ile bir araya gelseydik diyerek uykuya daldı.
Ertesi akşam kapısı çaldı. Kapıyı açtığında, elinde taze meyve sepetiyle Aliyi gördü.
– Hastamı ziyarete geldim! biraz utanarak gülümseyen Ali, Adres kartımda var diye esprili bir yanıt verdi.
– O zaman içeri gir! dedi Merve, sevinçle.
Mutfakta çay içip sohbet ederken Ali, bir anda:
– Biliyor musun Merve, lisede sana aşık olduğumu saklıyordum. Mezuniyet balosunda dans ederken bir şans olduğunu düşündüm, ama sen kaçtın.
– Ah, o zaman ne kadar kendimi suçladım! yanıtladı Merve, bir ateş gibi. Ben de sana aşıktım ama çekingenlikten geri çekildim. Senin gitmen beni hala mahvediyor.
Birkaç dakikalık sessizlikten sonra Ali gözlerine bakarak:
– Belki her şey tamamen kaybolmadı. Belki kader bize ikinci bir şans veriyor.
– Ama ben zaten başka bir adamdan hamileyim şaşkınlıkla itiraf etti Merve. Senin çocuğun ne ki?
– Olur ne! Benim çocuğum olmayacak ama baba olmak istiyorum sıcak bir gülümsemeyle cevap verdi Ali.
– Ben de kabul ediyorum çekingenlikle mırıldandı Merve, yeniden genç bir aşkın heyecanını hissetti.
Ali ona sarıldı, öptü. Merve ona sıkı sıkı yapıştı; yanaklarından mutluluk gözyaşları süzüldü. Bu sefer gözyaşları, yeni bir başlangıcın, umut dolu bir geleceğin işaretiydi.




