– Sen bana bebeğiyle iki kilometre koşmamı mı öneriyorsun, ekmek almak için? Zaten, ben Varla ile sana gerekli miyiz, hiç bilmiyorum.

Sen bana iki kilometre koşup bebekle ekmek almamı mı öneriyorsun? Bir de Varıyi istiyor musun, hiç bilmiyorum artık.

Vaka, hastaneden doğumdan yeni çıkmış Elif ve kızını karşılayanlar; kocası Mustafa, annebaba ve kayınvalideleriydi. Evde oturduktan bir saat sonra misafirler elveda dedi, genç ebeveynler ve torun yalnız kaldı.

Mustafa, her zamanki gibi kanepeye çöküp televizyonu açtı. Elif ise mutfağı temizlemeye koyuldu; kocası dört gün boyunca evde yokken mutfağı sanayi devri gibi yenilemişti.

İşi bitince kızını besledi, kız uyuyunca kendisi de çocuk odasındaki sehpaya uzandı. Bugün çok hareketli bir gündü, bir yandan da yorgunluk çarpmıştı.

Tam bir gözünü kırpacak kadar uyuyacakken kapı çalmaya başladı. Elif çocuk odasından çıktığında, Mustafanın daha önce davet ettiği misafirleri kapıda gördü.

Ayşe, Mustafanın büyük kız kardeşi, kocası ve iki yakın arkadaşı Elifi pek tanımadığı için hafifçe selam verdi.

Kardeşim, seni tebrik etmeye geldik! Beni hatırlıyor musun, ne kadar küçüktüm? Şimdi bak, baba oldun! diye bağırdı Ayşe.

Diğerleri de Mustafayı sıkıca tutup sarıldı, öptü.

Ayşe, sessiz ol lütfen, Varı yeni uyudu diye uyardı Elif.

Ah be! Küçük çocuklar hâlâ duymaz! Hemen bir şeyler koy, biz pasta ve şeker getirdik. Sen de bir şeyler getir, dedi sesli bir şekilde Ayşe.

Elif, annebaba ile kalan akşam yemeğinin artığını masaya koydu.

Çok yetersiz bir şeymiş! diye şaşkınlıkla bağırdı bir akrabası.

Özür dilerim, misafir beklemiyorduk. Yeni hastanedeydik. Her şey Mustafaya suç, ben burada yokken o yönetmişti diye açıklama yaptı Elif.

Kızlar, kavga etmeyin! Üç çeşit pizza sipariş ettim, kimse aç kalmasın dedi Mustafa.

Misafirler neredeyse dokuz saate kadar oturdu, Elif de kızını yıkayıp uyutmak istediğini söyledi. Misafirler çıkınca Mustafa karısına bağırdı:

Elif, biraz daha nazik olabilirdin. İnsanlar kutlama için geldi, sen de masada onlarla oturmadın, bütün vakti çocuğa koştun ve sonunda neredeyse hepsini kovdun.

Ne yapabilirdim ki? Onlar misafir, ben ise doğum sonrası birinci günümde misafir ağırlayacak hâlde değilim. En azından çocuğa ucuz bir çan çaldırdılar.

Şunu unutma, evimizde artık en önemli misafir çocuk. Varının bir rutini olmalı. Önümüzdeki üç ay misafir çağırma, lütfen.

Erkek arkadaşlarımla görüşmek istersen, başka bir yerde buluşabilirsin, diye cevap verdi Elif.

Bir ay geçti. Mustafa işe gitti, Elif kızını evde bıraktı. Varı sakin bir çocuktu, Elif ev işlerini rahatlıkla yapabiliyordu, yemek konusunda da sadece basit şeyler hazırlıyordu; Mustafa buna karşı çıkmadı.

Hayat fena değildi.

Bir gün bir sorun ortaya çıktı. Aslında sorunun kaynağı Mustafanın annesi Fatma Andreevnaydı, ama o işi gelin üzerinden çözmeye karar verdi.

Sorun şuydu: Fatmanın annesi, sekiz yaşında Emine İbrahim, köyde yaşıyordu, şehirden neredeyse yüz kilometre uzakta.

Büyüklükte bir köy evinde, kuyu, odun yığını ve bahçe vardı. Ev, on metrekarelik bir arazi üzerine kurulmuştu; Emine bu araziyi tek başına işliyordu. Kız ve torunları sadece patates ekip toplardı, kışın da bu patatesle geçinirlerdi.

Bu kış Emine hastalandı, tarlada çalışması zorlaştı. Fatma, yaz boyunca Emineye yardım etmesi için Elifi ve kızını köye gönderme planı yaptı.

Elif başta inanmadı, kayınvalidesinin şaka yaptığını düşündü ama Fatma ciddiydi.

Köye annemi götüremem, tarlalar dolu. Su getiren kim olacak? Ben çalışıyorum. Hafta içi kuyu suyu kim taşıyacak?

Kuyu sadece üç yüz metre uzakta ama annesi bir kova taşıyamıyor, yarım kova taşıyor. Su, ev işleri ve bahçe sulaması için çok lazım.

Anlamadım Fatma Hanım, su taşıyıcısı mı olmamı istiyorsunuz? dedi Elif.

Kova taşımak zorunda değilsin. Anne bir arabaya iki kırk litrelik bidon koyabilir, onu getir. Anne artık taşıyamıyor, sen getir. Bahçeyi sulamak da çok zor değil.

Hayır, Fatma Hanım, bahçeyi siz kendiniz sürün. Mustafa ve ben marketten patates ve sebze alıyoruz, onlara bahçede çalıştırın.

Gülteni gönderin. O da çalışmıyor, diye cevap verdi Elif.

Gültenin iki çocuğu var!

Benim çocuklarım yok mu?

Karşılaştırma yapma; Gültenin bir çocuğu beş, diğeri üç yaşında. Onlarla ilgilenmek zor. Artık Arda da kreşten bir ay boyunca evde kalacak, hâlâ gözünüzde.

Varıyi kim bakacak? Kaçacak mı? Besle, beşiği koy ve işine bak, dedi kayınvalidesi.

Biliyor musunuz, Varıyı ayda bir kez doktora götürüp aşı yaptırmam gerekir.

O zaman doktorlara gitmeyi bırakın. Çocuk sağlıklı, polikliniğe gitmek sadece hastalık kapmak demek, diye itiraz etti Fatma.

Sonuçta gideceksin. Başka kimseyi gönderme. Benim annem üç çocuğu da tek başına yetiştirdi, ben uzun süre annelik tatilinde kalmadım.

Gülten iki ay içinde annesini, Vityayı ve Mustafayı dört çocuğa teslim etti. Şimdi annesi zayıflamış, ona yardımcı olma zamanı gelmişti.

Emine Hanımı çok seviyorum, çok yardım ettiğini biliyorum. Fakat ben ona bir şey borçlu değilim. Siz, Gülten, Vitya ve Mustafa ona borçlusunuz. Ben başkasının borcunu ödemeye niyetli değilim, dedi Elif.

Cuma sabahı Mustafa karısına hatırlattı:

Eşyalarını topladın mı? Yarın köye gideceksin.

Mustafa, annene söyledim, bir daha köye gitmeyeceğim. Varıyı da oraya götürmem. Hastalanırsa ne olur? Yüz kilometre yürümek mi? diye karşılık verdi Elif.

Köy, Tanrının bile unuttuğu bir yer; otobüs bile geçmez, dükkan yok. En yakın dükkan komşu köyde.

Dükkan komşu köyde.

Sen bana iki kilometrelik bir koşuyla ekmek almamı önerdin? Varının ne olduğunu artık bilmiyorum.

Annen bana kırk litrelik bidonları ters çevirmemi önerdiğinde sessiz kaldın. Yani razıydın? Ben 57 kilogramım, nasıl bir bidonu kaldırayım?

Bidonları doldurmazsak yeter, dedi Mustafa. Tartışmayı bırak. Anne dediği için gideceksin, başkasına gitmeyecek. Yarın onda babam gelir, sizi götürür. Şimdi eşyaları topla.

Mustafa işe gittikten sonra Elif eşyaları toplamaya başladı. Önce ailesini aradı. Elifin annesi, çocuk hastanesinde hemşireydü, kayınvalidesinin torununu köye kapatmayı duyunca inanamadı.

Bir yaşına kadar çocuğun gelişimini izlemek zorundasınız. Üç ay içinde tüm uzmanlara, bir yıl içinde bir kez daha gideceksiniz! Böyle sorumsuzca davranamaz! diye öfkelendi.

Babası sessizce eşyaları arabaya yükledi. Elif ve kızını annebabanın dairesine götürdü.

Mustafa işten eve geldiğinde karısının ve kızının yokluğunu fark etti, hemen aradı ama cevap alamadı. Sonra kendisi gitti. Konuşmaya başladığında Elif, kocanın hiçbir şey anlamadığını fark etti.

Seni madene mi göndermeye çalışıyorlar? Köye, temiz havaya! Bir aptallıktan bütün problemi mi yarattın? diye sordu Mustafa.

Evet, iki yıl önce evlenince bir problem yarattım. Sen bana çok hoş geldin: uzun boylu, geniş omuzlu, iyi kalpli bir adamsın. Anne dediği şeyleri yapıyorsun, fark etmedim ki o güzel dış görünüşün altında bir anne çocuğu saklı.

Geri dönmeyecek misin? diye sordu Mustafa.

Dönmeyeceğim. Ev, güvenli bir yerdir, sevildiğin ve korunduğun bir yerdir. Sen koruyucu çıkmadın. Annenle kal.

Altı ay sonra Elif, Mustafadan boşandı.

Rate article
Lifequest
– Sen bana bebeğiyle iki kilometre koşmamı mı öneriyorsun, ekmek almak için? Zaten, ben Varla ile sana gerekli miyiz, hiç bilmiyorum.