Gidemezdim, böylece bir kenara bırakamazdım

Elif, Emreyi evlendikten sonra annesi Fatma Hanımın onayını alamaz.

Kızım, bu adam sana layık değil, bir de Veliyi al ki ne olur? Bunu babasız, büyükannesinin yanında büyütmüş bir işçi kızı, otomobil tamirhanesinde çalışıyortam bir çırakdiye eleştirir.

Anne, Veli’nin suçları yok; ailesi küçücükken vefat etmişder Elif, biraz kızgın. O da üniversite mezunu, beceriklidir, her şeyi yapabilir.

Ne beceriyor ki! Demir işleriyle uğraşıp geçimini sağlayacak ki? Sen dördüncü sınıfta, üniversiteyi bitirmen şart, bizim yardımımız olmadan nasıl yaşayacaksınız? diye Fatma Hanım azarlarını sürer.

Elif bu tiradları sık sık dinler, ama eşi işine giderken duymaz. Fatma Hanım, evlilikte husumet yaratmak için ince işlerini sürdürür; damadını hiç sevmez.

Emre, askerlik görevini tamamlamış, ciddi bir gençtir, Elifi çok sever ve onun da onsuz bir hayatı düşünmez. Düğünden önce Elife şöyle der:

Gel, büyükannemin yanına yerleşelim. Bizim iki odalı dairemiz var, senin ailenin dört odalı evine göre daha küçüktür Fatma Hanımın onayını alamaz, ama Emre babasıyla iyi anlaşır; evdeki otorite Fatma Hanımdadır.

Fatma Hanım bir işine karar verdiğinde, o işi bitmek üzere olur; Elif bunu bilir, kendi ayakları üzerine durur, annesinin ısrarını dinlemez. Bağımsızlığı Fatma Hanımı kızdırır, ama kızının karakteri annesinden miras kalmıştır; bazı yönleri ona benzer, diğerleri farklıdır.

Elif, Emrenin annesinin kendisini rahatsız ettiğinin farkındadır; yine de damadını annesinin evinde bir süre kalmaya ikna eder.

Veli, ben okula devam ediyorum, sen tek başına çalışıyorsun, tek maaşla geçinmek zor olacak, annem her zaman yardım ederder Elif.

Peki, göreceğizcavap verir Emre.

Emre maaşını alır almaz bir markete girip alışveriş yapar. Elif henüz derslerden dönmemiştir. Kapıda Fatma Hanım onu görür, bir anda bağırır:

Bunu kim istedi seni alacak?

Kendi kararımdiye sakinlikle yanıtlar damat. Elif bu peyniri sever, onu da aldım Fatma Hanım konuşmasını keser.

Sen kim oluyorsun? Bu evde kimse değilsin, adın yok. Sadece kızım için seni tolere ediyorum; senin gibi bir damat diyerek Emreye hakaret eder, damadı şaşkına çevirir.

Fatma Hanım, niye beni aşağılıyorsunuz? Ben size saygılı ve sakin davranıyorumder Emre.

Fatma Hanım, Emrenin bir sonraki maaşını kendisine vermesini ister:

Tüm maaşını bana ver, ben harcarım, alışverişi ben yaparım. Anladın mı?

Neden maaşımı size vermeliyim? Biz bir aileyizdenir Emre.

Sizin bir aileniz yok! Para bana!

Ben para kazandım, eşime veririmcavap verir Emre.

O zaman daireyi hemen boşalt, bir daha görmem senidiyerek Emreyi evden kovar.

Üç gün boyunca Emreden haber gelmez. Elif bekler, ama ona gitmekten çekinir; karnında bir bebek olduğunu da unutmamıştır.

Neden aramıyor, acaba büyükannesi Ayşenin yanında mı?diye düşünür.

Fatma Hanım, kızına Emrenin neden gittiğini söyler, kendisinin birini hakaret ettiğini öne sürer, fakat para isteğini ve evden kovulmasını söylemez.

Anne, bana tam doğruyu söyledin mi? Emre beni sadece bırakmış olamazsorar Elif.

Kızım, neden bana yalan söyleyeceğim?cavap verir Fatma Hanım.

Dördüncü gün Elif, büyükannesi Ayşeyi ziyaret etmeye karar verir; Emre telefonlarına cevap vermez.

Ben Veliye gidiyorumder annesine.

Nereye?

Onun evine, büyükannesinin yanına, başka bir yere gitmez.

Eğer o gelmezse, demek ki seni istemiyor.

Yanlış! Emre böyle kolayca ayrılmaz Annemin ne sakladığını bilmiyorum, ama bir şeyler eksik.

Senin Velin her şeyinin başı, anneme karşı gelmeyi sevmezsinder Fatma Hanım. Ne kadar para ve emek harcayayım, siz ikiniz de nankorsunuz.

Anne, ben sadece maddi destek için teşekkür ederim; ama senin Veliyi sevmemenin farkındayım. Sürekli ona takıntı yapıyorsun, boğazına çivi gibi saplanıyordiye cevap verir Elif.

Elif çantasını ve ceketi alıp daireden çıkar. Yolda damadına ne söyleyeceğini düşünür:

Çocuk gibi davranmak olmaz. Anne ne söylese de, olgun davranmak gerekir; Emre yetişkin biri. İki ateş arasında kalmak zor, ama derslerim, işim vardüşünür.

Kendi kendine, Emrenin annesinin bir sözünden dolayı uzaklaşması olduğunu kabuller. Şimdi Emreyi beklediğini düşünür.

Ayşe büyükannesinin evi kapısını hüzünlü bir ifadeyle açar, içeri alır ve elleriyle çarpar. Mutfakta yarım kalmış bir votka şişesi bulunur; Elif şaşkınlıkla izler. Emre, hiç içki içmeyen biriydi; bu sefer sadece bir yudum almıştır.

Emre, eşinin gelişine şaşırmamış gibi oturur, bir sandalye çekip Elifi karşısına oturtur. Elif gözlerine bakar, hazırladığı sözler boğazına takılır, kalbi acı içinde sıkışır.

Annem ne diyebilir ki, ben bir şişe votka açtım?düşünür, sonra sessizce söyler:

Veli, eve dönelim.

Hayırder sertçe Emre.

Neden?

Senin annenle yaşamak istemiyorum Onun her adımımı kontrol etmesini artık dayanamazım. Bana kazandığım parayı vermemi istiyor, biz bir aileyiz, bu parayı vermeyeceğim.

Anladımdiyerek Elif sessiz kalır.

Emre, annesinin kavgasını saklamıştı; şimdi gerçeği açığa çıkar.

Şimdi ne yapacağız?

Bilmiyorumcavap verir Emre. Burada büyükannemin yanında kalalım.

Ama para ihtiyacımız var, yakında bir çocuk dünyaya gelecek, ona çok şey lazım

Ben iyi bir maaş alıyorum, on saat çalışabiliyorum, daha fazlasını da kazanabilirim.

Senin okulun ve benim işim, çocuğu yetiştirmemizi zorlaştırıyor, yemek, bakım Okulu bitirmek istiyorum, henüz çok az kaldı. Büyükanneme dönüp, çocuğumuz doğana kadar bekleyelim, sonra iş bulayımder Elif.

Hayır, babamın evine geri dönmeyeceğimdiyerek Emre kesin bir tavır alır.

O zaman boşanalımaniden patlar Elif, kendini bile korkutur.

Eğer sen benimle yaşamaya hazır değilsen, anne ve babanın desteğine dayanamıyorsan, boşanmak belki de tek seçenekcavap verir Emre.

Elif koşarak koridora yönelir, ama büyükannesi Ayşe onu durdurur:

Otur, kızım, sakin ol Sana dürüstçe söyleyeyim, konuşmanızı duyuyordum, bu işin sonu ne olur sanırım Sana yardım edeceğim. Dersini bırakma, benim birikmiş param var ama çok değil; bir emekli maaşı, ama senin ve Emrenin ihtiyacını karşılayabilirim. Çocuk bakımını üstlenebilirim, sadece evliliğinizi koruyun, boşanmaya kalkışmayın.

Elif teklifi kabul eder. Kendi içinde iki kez düşünmüştür; anne ve babasının desteği rahatlatıcıdır, ama sevdiği eşinin yanında kalmak daha değerlidir.

Emre, Elifin kararıyla gergin bir şekilde izler; sonunda Elif gülümser:

Tamam, ben kabul ediyorum, ne yapalım Veli?diyerek Emreye yaklaşır; Emre sevinçle Elifi sarar, öper, büyükannesi de dua eder.

Elif, annesinin baskısını hissettiği anda eşyalarını toplar, çıkmak için merdivenleri tırmanırken tetiğin üstünde durur; tetiği atan teyzesi Velini açlıkla öldürür, yoksullukta tutar, torun bana lazım değil; aynı çocuktan babasına benzeyecek diye bağırır, Elifin tüyleri diken diken olur.

Elif çantasını dışarı koyar, Ayşe, Emrenin yardımına koşar, eşya alır, aşağı inerken lanetler çığlık atar.

Tanrım, bu da annem!der Elif dehşete kapılır. Şimdi doğru bir karar verdim, eşimi daha iyi anlıyorum, ne kadar zor bir şey yaşadığını hayal edebiliyorum.

Emre ve Elifin hayatı büyükannesinin evinde düzene girer. Emre hâlâ çalışır, Elif hamileliğini sorunsuz geçirir, güzel bir erkek bebek dünyaya gelir; adı Mert. Ayşe ve genç çift mutluluktan uçuşur. Fatma Hanım onlarla iletişim kurmaz, torununu istemez. Dede gizlice telefonla Mertin fotoğraflarını sorar, Elif gönderir, dede sevinçle izler.

Mert üç yaşına geldiğinde anaokuluna gider; Ayşe, ona bakabileceğini söyler, ama Elif çalışmaya başlar.

Anneanne, Merti diğer çocuklarla tanıştırmak iyi olur, anaokulunda gelişimi daha hızlı olur; sen de yakınına gel, seni sık sık göreceğizder Elif. Sonra bir kız çocuğu daha isteriz, Veligüler.

Rate article
Lifequest
Gidemezdim, böylece bir kenara bırakamazdım