Bir Gün, Alışverişte El Ele Yürüyen Mutlu Kız Kardeşimi Saygın Bir Adamla ve Parmaklarında Alyanslarla Görünce Hayatımızın Sırrı Ortaya Çıktı

Bir gün, İstanbulun şık bir alışveriş merkezinde kız kardeşimi gördüm, yanında saygın bir adamla el ele yürüyorlardı ve parmaklarında alyanslar vardı.

Sudenin ikizi Serendi. Doğduklarından beri birbirlerinden hiç ayrılmamışlardı. Birlikte oyunlar oynar, sırlarını paylaşır, cezalara birlikte katlanırlardı. Ne zaman biri zor durumda kalsa, diğeri hemen onun yanında olurdu. Çocukluklarında anneleri onlara hep aynı kıyafetleri giydirirdi. Yaşları ilerleyip kendi seçimlerini yapabilecek hale geldiklerinde dahi, benzer giyinmekten vazgeçmediler, ikiz olmanın gururunu hep üstlerinde taşıdılar.

Kızlar, anneleri ve babalarıyla birlikte mütevazı bir hayat yaşıyorlardı. Babaları esnaf, anneleri ev hanımıydı. Ailelerinin maddi durumu her daim kısıtlıydı. Sude, üniversiteyi kazanıp İzmire gittiğinde, Seren de aynı yolu izlemek istedi, fakat aile bütçesi buna izin vermedi. Seren bundan dolayı çok kırılmış ve hayal kırıklığına uğramıştı. Anne ve babası da vicdan azabı çekiyordu. Ailesi, Seren ve Sudenin ikisinin de iyi bir eğitim alması için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışmış, kıt kanaat para biriktirmişti. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, onlara yetmiyordu. Seren, çoğu kez içinde büyük bir utanç hissediyor, bazen Sudeye duyduğu kıskançlıkla yanıp tutuşuyordu. Elinden geleni yaptığı halde ailesinin bütçesinde kendisine yer açamamanın suçluluğunu yaşıyordu.

Bir akşam, ailece sofradayken, yaşlı büyükanneleri biraz fazla şarap içince, yıllardır saklanan bir sırrı dilinden kaçırıverdi. Meğer Sude ve Serenin baba ve annesi, zor zamanlardan geçtiklerinde ailedeki en küçük kızı, yani Sereni bir aile dostuna vermeyi konuşmuşlar. Büyükleri, Serenin varlığının Sudeyi de sürükleyip götüreceğinden korkmuş.

Seren adeta donakaldı; böylesine büyük bir haksızlık karşısında öfkeden deliye döndü. Ne artık annesinin merhametli tesellileri, ne de babasının boynu bükük özrü onu yatıştırabildi. İçinde, kardeşi Sudenin kendisinden daha çok sevildiğine dair bir inanç oluştu. Sonunda öyle bir hırsa kapıldı ki, ailesine ders vermek için Sudenin üniversite belgelerini habersizce alıp evden uzaklaştı.

Bundan sonra her şeyi Sudenin üzerine yıkar oldu; ona göre eğer Sude hayatlarında olmasaydı, aile hiçbir zaman kendisinden vazgeçmeyi düşünmez, onu en çok seven, tek gözbebeği olarak görürdü. O günden sonra aileleri tamamen değişti, aralarındaki sımsıkı bağlar bir anda kopuverdi. İkizler, bambaşka hayatlar yaşamaya başladılar.

Sude zaman içinde bir evlilik yaptı, işiyle ilgilendi ve bir oğlu oldu. Yıllarca Serenle yüz yüze bile gelmediler. Bir defasında sadece bayramda, anne babalarının evinde denk geldiler. Seren, hiçbir sıcaklık göstermedi, huysuzlaştı ve Sudenin görünüşüyle ilgili aşağılayıcı laflar etti.

Bir diğer karşılaşma da, alışveriş merkezinin tam ortasında rastgele oldu. Seren, yanında ağırbaşlı ve varlıklı bir adamla birlikteydi, belli ki iyi bir hayat yaşıyordu. Sude bir an için onların kocası ve karısı olduklarını düşündü. Sude heyecanla ona sarılmak istedi, fakat Seren geri çekildi, yüzünde yabancı bir soğukluk vardı. Sude oracıkta afalladı ve öylece kaldı; Seren ise adama sarılıp lüks arabalarına binip uzaklaştı.

Günün birinde yeniden, anne babalarının evinde karşılaştılar. Seren bu sefer açıktan Sudeye saldırdı, ona dış görünüşünü eleştiren sözler söyledi, onu aile içinde küçük düşürdü saçların bukleli, hiç makyaj yapmıyorsun, ne halin var ne kılığın! Sude utançla ellerini dizlerinde kenetledi. Evet, o sade giyinmeyi, doğal olmaya önem veriyordu. Kendiyle barışıktı; basit bir hayatı, başkasının gözünde bakımlı görünmeye tercih ediyordu. Oysa Seren, her sabah makyajını yapar, kuaförden çıkmaz, lens takar, güzellik salonlarına para harcardı. Sude kendi hayatından ödün vermek istemiyordu, bir zamanlar çok yakın olduğu kardeşine karşı öfkeyle doldu.

O gece, Sude olan biteni annesine anlatınca gözleri doldu. Nasıl olurdu da çocukluğundan beri canı kadar sevdiği kız kardeşi gün gelip ona böyle davranabilirdi? Ne zaman kalplerinde bunca nefret birikmişti?

Annesi ise sadece Serenin halinden memnun ol kızım, kin gütme, yeter ki ablanın mutluluğu bozulmasın, huzurunu kaçırma diyebildi. O günden sonra, Sude, ailesini ziyaret edeceği zaman önceden haber vermek zorundaydı ki yolları Serenle kesişmesin. Artık tek bir cümle, koskoca bir aileyi sonsuza kadar değiştirip ayırmıştı.

Rate article
Lifequest
Bir Gün, Alışverişte El Ele Yürüyen Mutlu Kız Kardeşimi Saygın Bir Adamla ve Parmaklarında Alyanslarla Görünce Hayatımızın Sırrı Ortaya Çıktı