Beş Yıl Boyunca Eşiyle Evli Olduğunu Sandı, Ama Aslında Onunla Annesi Gibi Yaşamak İstediğini Fark Etti

Beş yıl boyunca evli olduğumu zannetmiştim; ama aslında eşimle değil, annemle yaşamak ister gibi davranıyordum.

Sevil, küçük bir Anadolu kasabasındandı. Okların beni bulduğu yer de orasıydı. Kaana âşık oldum, o da bana. Sonra karar verdik, memleketimizi terk edeceğiz. Ailelerimize dedik ki, İstanbul’a gidiyoruz, düğün için para biriktireceğiz. Gerçekten de, parayı biriktirmek için gittik. Sonra düşündük, düğüne onca para vermeyelim.

Şimdiki gençlerin sıkça yaptığı gibi nikahı spor ayakkabıyla, kot pantalonla yaptık; hediyelerin hepsi nakit, düğün yemeği ise açık büfeydi. Aldığımız paraları ise doğrudan konut kredisine yatırdık.
Yine de, annelerimiz köye dönünce bize küçük çapta, mütevazı bir kutlama yaptılar.

Evliliğimizin üstünden beş yıl geçti. Çocuk işini biraz erteledik, çünkü aldığımız krediye yetişememiştik. Sevilin annesi, fevri ve güçlü bir kadındı; kızını tek başına büyütmüştü. Her telefon görüşmesinde torun istiyorum demeyi ihmal etmezdi. Ama Sevil henüz hazır değildi. Zaman baskısı da yoktu, acele etmeye gerek görmedik.

Bir süre sonra, Sevil eski şikayetlerini daha ilk günkünden daha yüksek sesle dile getirmeye başladı. Önceden tutabildiği içini artık tutamaz oldu. Beni aradı ve şöyle dedi:

Herkesle uzun uzun telefonla konuşuyor; bana gelince selam, sabah, kısa kestin, bitti
İşten gelince nasılsa beraber vakit geçirirsiniz diye düşündüm.
Ben iş çıkışı romantik film açayım diyorum, o korku filmlerine bakakalıyor yalnızca.
Kaç televizyonunuz var? Bugünlerde bilgisayarda kulaklıkla da film izlenir. Ama aile ortamı dediğin, yan yana oturup herkes kafasını farklı tarafa çevirirse olur mu hiç?

Aynen böyle düşünüyorum! Kaan beni anlamıyor!
Bu değişik bir iddia.
Neden gülüyorsun ki?
Tamam, gülmeyeyim. Sevil, en çok ne zaman iyi anlaşıyorsunuz?
Tatile çıkınca ya da misafir gelince… O zaman çok ilgili, alakalı davranıyor…

Seville konuşmam neredeyse bir saat sürdü. Tanışmalarını, kızlar arasında ona nasıl imrenildiğini anlattı. Sohbetimizden anladım ki; Sevilin asıl derdi kendini gösterecek, parlatacak fırsatların azalmış olmasıydı. Bence ilk büyük mesele buydu. İkincisi de…

Sevil, sence ideal evlilik nasıl olur?
Kesinlikle çocuk şart!
Herkes böyle diyor ama çocuk doğduktan sonra da birçok çift ayrılıyor…
Eşim benim ruh halimle, işimde neler olup bitiyor ilgilenmeli; ne giydim fark etmeli, yemeğimi övmeli…
Hiçbirini yapmıyor mu?
Yapıyor da, güzel olmuş diyor, ama ben yetinmiyorum.
Şimdi detayla anlat Eve geldi, yemek verdin diyelim; ne oluyor? Mesela önüne köfte-püre koyuyorsun, o ne yapıyor?
Ellerini ovuşturup gülümsüyor.
Bu da bir çeşit iltifat! Tabağı itip aç değilim dese ne hissedersin?

Sevil sustu; galiba kendi şikayetinin özünü pek çözememişti. Ama bir şekilde Kaana kırgındı. Tam olarak neye, kendisi de tam bilemiyordu. Durumu daha iyi kavrayabilmek için ona annesiyle ilişkilerini sordum.

Sevilin annesi duygusal bir kadındı ve çoğunlukla kızına fazlaca soru sorar, irdeleyici laflar edermiş. Fakat işler kötü gidince de kızına her şeyin düzeleceği yönünde telkinler verirmiş.

Denir ya hani, insan evlenirken annesine ya da babasına benzeyen birini seçiyor. Bir de, bolca sevgi gösterecek bir eş arıyor. Sevilin babası hiç hayatında olmamış; bu yüzden herkesin annesi kadar duygularını açıkça göstereceğini düşünmüş.

Sevile dedim ki, aslında beş yıldır annesiyle evliymiş gibi yaşam sürüyor, ve eşinden de annesinin gösterdiği aşırı ilgiyi, sevgiyi bekliyor. Önce şaşırdı, düşününce bana hak verdi.

Peki, annemden boşanmanın yolu ne?
Çok basit. İçinde şikayet kabarınca, Kaanın yerinde aslında annini hayal edeceksin. Çünkü onu annesiyle karşılaştırıyorsun, Kaan onla boy ölçüşemez!
Evet, aynen öyleymiş…
Hepsi bu! Öyle yapınca o dertlerin kendiliğinden uçup gidecek.

Rate article
Lifequest
Beş Yıl Boyunca Eşiyle Evli Olduğunu Sandı, Ama Aslında Onunla Annesi Gibi Yaşamak İstediğini Fark Etti