Kerem Demir uzun süre hareketsiz durdu.
Her şeyiinsanları, gelecekleri, dünyayısatın alabileceğine inandığı evren, yıpranmış ayakkabılarla yürüyen bir kızın birkaç cümlesiyle parçalandı.
Bana bunu kim gösterdi? sonunda fısıldadı.
Kimse, Bay Demir, Lale sessizce yanıtladı. Sadece anlıyorum. Bazen diller kendi kendine konuşur bana.
Elif Demir, Lalenin annesi, kenarda ellerini sımsıkı tutmuş titrememeye çalışıyordu. Binanın içinde kimsenin bakmaya cesaret edemediği adamın suratında, daha önce hiç görmediği bir şey süzülüyordugüvensizlik.
Yalan söylüyorsun, keskin ve neredeyse kaba bir sesle bağırdı. Bu bir numara, beni etkilemek için bir entrikadır.
Kalktı, masasına yöneldi ve bir düğmeye bastı. Ekranda eski bir el yazması belirdi.
İşte. Sofya Üniversitesi profesörlerinin bile çeviremediği bu. Bana tek bir doğru cümle söylersen sana 20.000 veririm. Söylemezsen annen işten çıkarılmış olur.
Bay Demir, lütfen yapmayın! Elif çığlık attı. Bu bir çocuk!
Sus! diye kesti.
Lale sarsılmadı.
Peki, dedi. Ama cevabınızı beğenmeyeceksiniz.
Parmağını satırların üzerinden kaydırdı.
Bu sadece bir metin değil. Bir uyarıdır.
Ha! Ne uyarısı? Kerem sinirle güldü.
Senin için.
Benim için mi?! Sesinde artık bir sinir, içinde bir tereddüt vardı.
Lale fısıldadı:
Kendinden üstün gelen, kendi kibriyle düşer. Adı rüzgarda silinir, evi alevlerde yanar.
Sessizlik.
Aniden dışarıda bir şimşek çaktı. Oda yarı karanlığa büründü, Keremin yüzü bir an için aydınlandı solgun, gerilmiş, gözleri genişçe açılmıştı.
Tesadüf sadece bir tesadüf, diye mırıldandı.
Lale ona döndü.
Zemin temizleyenleri alaya alıyorsunuz, ama işinizi kuran kodu kim yazdı, biliyor musunuz?
Ne demek neyi kastediyorsun? sesi titredi.
Babam.
Elif çığ gibi bağırdı.
Lale hayır, söyleme
Evet anne, zamanı geldi. Lale gözlerini Keremden ayırmadı. O, siber güvenlik biriminde programcıydı. Gece sizin sisteminizde çalışıyordu, siz deniz kenarında bayram ediyordunuz. Hastalandığında, onu işten çıkarmak için emri imzaladınız.
Nasıl adı neydi? Kerem soluklandı.
Andi İbrahim.
Keremin gözleri büyüdü.
O mu koruma kodunu yazan? Alman bankasından milyonları getiren?
Evet, Lale onayladı. Onu her şeyden mahrum ettiniz.
Sessizlik.
Sadece pencerelere çarpan yağmurun sesi duyuluyordu.
İntikam istemiyoruz, Elif fısıldadı. Sadece adalet ve huzur.
Bilmiyordum Kerem boş bir ses çıkardı.
Biliyordunuz, Lale yanıtladı. Sadece umursamıyordunuz.
Adam koltuğuna yaslandı. Yıllarca inşa ettiği her şey birden boş gibi hissetti.
Ne istiyorsunuz benden? Para mı? Eğitim mi? Ev mi? Hepsini vereceğim.
Lale sakin bir şekilde baktı.
Hiçbir şey istemiyoruz. Ama unutmayın Tanrı bazen göremediğinizlerin sesini duyar.
Elifin elini tuttu.
Gidelim anne.
Elif Kereme döndü.
Bugün temizlik işini bitireceğim. Sonra başka bir kadın bul.
İkisi odadan çıktı. Kapı yavaşça kapandı.
Kerem yalnız kaldı.
Uzun bir süre hiç kıpırdamadı. Sonra çekmecesini açtı, eski bir dosya çıkardı A. İbrahim.
İçinde sağlık sebepleriyle uzatma talebi vardı. Altında imzası: Reddedildi.
Kerem dosyayı masaya koydu, sonra yavaşça kol saatini çıkardı ve yanına bıraktı.
Dışarıda yağmur camlarda akıyordu, sanki eriyen bir utanç gibi.
Ertesi gün haberler patladı:
İşadamı Kerem Demir, tüm mal varlığını ve şirket hisselerini yoksul ailelerin çocukları için eğitim fonuna bağışladı.
Bir ay sonra Kristal Kule, İstanbul Üniversitesiye satıldı, ücretsiz eğitim merkezi haline getirildi.
Şehrin kenarındaki küçük bir okulda, Lale adında bir kız, maddi imkânsızlık çeken çocuklar için yabancı dil kulübü kurdu.
Neden yaptığını soranlara gülümseyerek şöyle dedi:
Bilgi güçtür. Ama gerçek güç, bağışlamaktır.
Epİlog
Elif ve Lale İstanbulu terk etti. Artık onlardan bir haber duyulmadı.
Kerem Demir ise toplumsal hayattan kayboldu.
Birkaç ay sonra, Kristal Kulenin en üst katında şu yazıyı taşıyan bir tabela belirdi:
Gerçek zenginlik, kalbiyle konuşan insanlardan öğrenmektir.




