Oğlumu Soyuyorsun, Adam Bir Ampul Bile Alamıyor: Kayınvalide, Kayıp, Doğum Günü Krizi ve Bir Türk Gelinin Sabır Testi

Oğlumu soyuyorsun, o daha ampul bile alamıyor.

Pazar sabahı koltuğa uzanmış, üzerime battaniye çekmiş dinleniyordum. Eşim, annesine takılan ampulleri değiştirmek için Kadıköye gitmişti. Elbette, asıl amaç başkaydı:
Oğlum, bugün Emirin doğum günü, unuttun mu yoksa?

Eşim tam anlamıyla eli açık bir insandır. Maaşı bir haftada biter. Allahtan faturalar ve mutfak alışverişi için bana para bırakır. Geri kalan ne varsa oyunlara ve onlarla ilgili gerekliliklere harcar. Açıkçası buna takılmıyorum, çünkü bence adamcağız içkiye ve gece kulüplerine harcayacağına keyfine baksın, oyun oynasın. Hem bir yerde okumuştum, derler ki; Çocukluğun ilk kırk yılı en zor zamandır insan ömründe.

Bunları anlatmamın sebebi acındırmak değil, neden eşimin cebinin sürekli boş olduğunu açıklamak istememdi. Benim böyle bir derdim yok. Hatta, elimden geldiğince kenara para koyarım. Eşim acil bir şey olunca gelip benden borç ister, çoğu zaman veririm. Ama konu annesine, kayınbiraderinin çocuklarına ya da ablasına yönelik olunca kesinlikle para vermem.

Tabii ki Emirin doğum gününü unutmamıştım; bir hafta önce hediye alıp hazırlamıştım. Eşim aileye gitmeden önce hediyesini verdim, kendim de film izlemeye oturdum. Kayınvalidemlerle aramız limoni olduğu için gitmedim.

Onlar da sürekli eşimi bana karşı dolduruyorlar; güya onu sevmiyormuşum, onları maddi olarak desteklememe izin vermiyormuşum ya da onların çocuğuna bakmayı kabul etmiyormuşum. Bir keresinde, kayınvalidemin kızının çocuklarına bakmamı istediler, bir saatliğine diye anlaştık, ama çocukları yarım gün sonra aldılar. O gün işe geç kaldım, şikayet edince de yüzsüz, terbiyesiz oldum. Bu yüzden bir daha çocuklarına bakmayı hep reddettim. Ama eşim yeğenleriyle ilgilendiğinde hiç ses etmedim, çocuklarla oynamaktan hoşlanıyordu.

Eşim evden çıktıktan kısa bir süre sonra bütün ailesiyle çıkageldi, elbette yeğenleriyle birlikte. Kayınvalidem, kabanını bile çıkarmadan evin içinde dolandı ve:

Emirin doğum günü için bir tablet alacağız dedik, kendisi seçti, tam iki bin lira! Yarı parasını, bin lirayı sen vereceksin, hadi ver bakalım!

Ben de çocuğa tablet hediye etmeye razıydım ama böylesine pahalı olmasına anlam veremedim.

Doğal olarak para vermedim. O anda, eşim bile bana cimri olduğum için laf etmeye kalktı. Bilgisayarı açıp Emiri yanına çağırdım. Ona birlikte beş dakika içinde gerçekten hoşuna giden bir hediye seçtik, internetten sipariş verdik.

Çocuk, sevinç içinde hediyeyi annesine gösterdi. Kayınvalidemin kızı da fırsatçılığa bayılırdı, elini attığı her işi cebine indirirdi. Kayınvalide ise yaptığım iyi niyeti bir kenara attı, üstelik kızıp bağırmaya başladı:

Kim senden istedi ki? Para lazımdı, hediye değil! Oğlum yanında dilenci gibi, daha ampul bile alamıyor. Hadi hemen bin lira ver, iyi biliyorsun ki o para oğlumun parası!

Bir anda çantama hamle etti, komodinin üzerinde duruyordu çantam. Eşime dönüp gayet sakin bir şekilde:
Üç dakikan var, hepsini kapıdan çıkar!

dedim.

Eşim, annesini tuttuğu gibi aileyle birlikte dışarı çıkardı. Onlara ayırdığı üç dakikası yeter de artardı.

Sonrasında oturup düşündüm; eşimin parasını oyunlara harcamasına ses etmiyorum, çünkü önceleri bütün maaşı annesi elinden alıyordu. En azından şimdi kendi zevki için para harcıyor, başkalarına peşkeş çekmiyor. Bazen keşke bir öksüzle evlenseydim diyorum kendi kendime.

Hayat bana şunu öğretti: Kendi huzurunu, başkalarının hırslarına feda etmemek gerekir. Kimi zaman insanlar, yakını bile olsa, senin emeğini ve sevgini görmezden gelebilir. Önemli olan, sınır çizmek ve kendi hayatının kontrolünü kaybetmemek. Başarı ve mutluluk, insanın kendisini ve sevdiklerini korumasından geçer.

Rate article
Lifequest
Oğlumu Soyuyorsun, Adam Bir Ampul Bile Alamıyor: Kayınvalide, Kayıp, Doğum Günü Krizi ve Bir Türk Gelinin Sabır Testi