Sonsuza Dek Seninleyim, Anneciğim: Gerçek Gibi Bir Hayat Hikayesi Babaannem Valiye akşamı iple çekiyordu. Komşusu Nazan, ellisine merdiven dayamış yalnız bir hanım, ona öyle şeyler anlatmıştı ki, Valide Hanım’ın adeta aklı başından gitmişti. Sözlerinin kanıtı olarak akşama doğru uğramasını da istemiş, “Göstereceğim bir şeyler var” demişti. Her şey basit bir sohbetle başlamıştı. Nazan sabah markete giderken Valide nineye uğramıştı: ― Bir şey ister misin Valide Hanım? Hemen karşı markete gidiyorum, börek yapacağım, birkaç ufak tefek şey de alacağım. ― Bakıyorum da iyi bir kadınsın Nazan, iyi kalpli, şefkatlisin. Seni daha kız çocuğuyken bilirim. Keşke senin de hayatın yolunda gitseydi, hep yalnız, hep yalnızsın. Ama bakıyorum da ne üzülüyorsun, ne de şikâyet ediyorsun. Bazı insanlar gibi değil. ― Şikâyet edecek ne var, Valide Hanım? Benim sevdiğim bir adam var fakat şimdilik birlikte yaşama imkânımız yok. Nedenini anlatırım sana. Kimseye anlatmazdım ama sana anlatacağım. Hatta başka bir şey daha söylemek istiyorum. Çünkü seni tanıyorum, söyleyip birine anlatsan ne çıkar, kim inanır ki zaten, ― diye güldü Nazan. ― Söyle bakalım, ne alayım sana? Markete uğrayıp gelince çayını içerim, sana nasıl yaşadığımı anlatırım. Belki sen de mutlu olur, bir daha üzülmezsin benim için. Aslında Valide Hanım’ın bir ihtiyacı yoktu. Ama yine de Nazan’dan biraz ekmekle, çaya da birkaç şekerleme istedi. Meraktan çatlıyordu; acaba komşusu ona ne anlatacaktı? Nazan alışverişten döndü, Valide Hanım güzel bir çay demledi, ardından anlatacaklarını dinlemeye hazırlandı. ― Valide Hanım, yirmi yıl kadar önce başıma neler geldiğini hatırlarsın. Otuz yaşıma yaklaşmıştım. Bir erkek arkadaşım vardı, evlenmeye hazırlanıyorduk. Her ne kadar ona aşık olmasam da iyi bir adamdı, dedim ki, aile kurulmazsa, çocuk olmazsa hayat geçmez ki. Başvuruyu yaptık, o yanıma taşındı. Hamile kaldım. Sekizinci ayında bir kızım dünyaya geldi. Sadece iki gün yaşadı ve kaybettim. Üzüntüden aklımı yitiriyordum. Eşimle ayrıldık ― bizi bağlayan kalmamıştı. İki ay geçti. Yavaş yavaş toparlandım, ağlamam geçti. Ve birden… Nazan Valide Hanım’a anlamlı bir şekilde bakarak konuşmaya devam etti: ― Nasıl anlatılır bilemiyorum. Neyse, kızım için yatak hazırlamıştım yatak odasında. Derler ki, önceden hazırlık yapmak uğursuzluk, ama inanmazdım öyle şeylere, her şeyi aldım, yatağı kurdum, oyuncaklarını yerleştirdim. Bir gece… bir bebek ağlamasıyla uyandım. Tamam, dedim, kesin kafamdan sesler duyuyorum. Ama yok, tekrar ağlıyor. Yatağa yanaştım, bir baktım… küçük bir kız orada yatıyor! Onu kucağıma aldım ― mutluluktan neredeyse nefessiz kaldım. Bana baktı, gözlerini kapattı ve… uyudu. Ve sonra… Her gece kızım bana geliyor. Mama karışımı ve biberon bile aldım. Ama neredeyse hiç yemedi. Ağlıyor, kucağıma alınca bana gülümseyip gözlerini kapatıyor ve uyuyor. ― Nasıl olur bu?, ― Valide Hanım büyülenmiş gibi dinliyordu. ― Böyle şey olur mu? ― Ben de olmaz sanırdım! ― dedi Nazan heyecanla kızarmış bir yüzle. ― Peki sonra ne oldu?, ― Valide Hanım ister istemez şekerlemesini ağzına attı. ― Aynı böyle devam etti, ― Nazan mutlulukla tebessüm etti. ― Kızım başka bir dünyada yaşıyor, orada annesi ve babası da var. Ama beni de unutmuyor. Her gece beni ziyarete geliyor, kısa süreli de olsa. Bir gün bana şöyle dedi: ― Anneciğim, ben her zaman seninle olacağım. Aramızda görünmez bir bağ var, onu kimse koparamaz! Bazen düşünüyorum ― Yoksa her şeyi rüyamda mı görüyorum? Ama o dünyadan bana hediyeler bile getiriyor. Gerçi, o hediyeler burada fazla kalmıyor, tıpkı baharda eriyen kar gibi. ― Gerçekten öyle mi?, ― Valide Hanım bir yudum daha çay içti, boğazı kurumuştu böylesi bir hikâyeyle. ― İşte, sen de gel de bak istiyorum. Bana gördüklerimin gerçek olup olmadığını teyit et. Yani, gördüğüme inanıyorum ama… Gece geç vakitte Valide Hanım Nazan’a uğradı. Birlikte karanlıkta oturup sohbet ettiler. Evde gerçekten başka kimse yoktu ― yalnızca Nazan ve Valide Hanım. Uykuları da gelmişti ki, ansızın yumuşak bir ışık parladı. Hava titredi, odada… tatlı bir genç kız belirdi: ― Merhaba, anneciğim! Bugün çok güzel bir gün geçirdim, seninle paylaşmak istiyorum! Bu da sana hediyem, ― dedi ve masaya bir demet çiçek koydu. ― Aa, selamlar, ― genç kız Valide Hanım’ı fark etti, ― unutmuşum, annem senin de beni görmek istediğini söylemişti. Benim adım Meryem… Bir süre sonra genç kız veda ederek sanki birden kayboldu. Valide Hanım öylece kala kaldı, konuşamadan… Çok ama çok şaşırmıştı. Sonra sessizliğini bozdu: ― Vay canına Nazan, demek böyle şeyler olabiliyormuş. Kızın da ne güzelmiş, tıpkı sana benziyor. Senin adına çok sevindim Nazan. Sen mutlu bir kadınmışsın meğerse! Her şeyin çoğu insandan eksik değil, belki de daha iyi! Hayret, dünyada neler oluyormuş ya… Görmesem asla inanmazdım. Gerçekten çok güzelmiş her şey! Çok teşekkür ederim. Sanki gözlerimi açtın. Dünya ne kadar farklıymış, hayat her yerde devam ediyor, artık ölümden korkum da kalmadı. Mutluluğun daima seninle olsun, canım Nazancığım! Masadaki çiçekler gitgide soluklaşıyordu. Kısa zaman sonra da tamamen kayboldular. Ama Nazan, komşusunu uğurladıktan sonra, kendi kendine mutlu bir şekilde gülümsedi. Yarın da mucize gibi yeni bir gün olacak. Çok sevdiği Erkan ile buluşacak. O da Nazan’ı çok seviyor, Nazan bunu hissediyor. Nasıl mı? Bunu anlatmak kolay mı? Bir gün mutlaka onları birbirleriyle tanıştıracak. Hayatının en sevdiği ve en yakın iki insanını ― Meryem ve Erkan’ı. — Sonsuza Dek Seninleyim, Anneciğim: İnanılması Güç Ama Gerçek Bir Türk Mahallesi Hikâyesi

Ben her zaman senin yanındayım, anneciğim. İnanılması mümkün bir hikaye

Ayşe Teyze akşamı büyük bir heyecanla bekliyordu. Karşı komşusu Şermin, ellisine dayanmış yalnız bir kadındı, ona öyle şeyler anlatmıştı ki, kafasında binbir türlü soru dolaşmaya başlamıştı.

Şermin, söylediklerine kanıt olarak, akşam misafirliğe çağırmış, Gel, sana bir şey göstereceğim demişti.

Aslında olay basit bir sohbette başlamıştı. Şermin sabah markete giderken Ayşe Teyzeye uğramıştı:

Bir şey lazım mı Ayşe Teyze? Marketten kek yapmalık bir şeyler alacağım. Başka bir isteğin var mı?

Baktıkça düşünüyorum da Şermin, sen iyi, merhametli bir kadınsın. Seni çocukluğundan beri hatırlarım. Keşke nasibin açılsa da yalnız kalmasan ama bakıyorum yine de ne şikayetin, ne morali bozulan halin var. Herkes senin gibi olmuyor.

Niye şikayet edeyim ki Ayşe Teyze? Sevdiğim bir adam var. Sadece henüz birlikte yaşayamıyoruz. Sebebini sana anlatacağım. Kimselere anlatmadım, sana anlatmak istiyorum. Zaten sen güvenilir, iyi yüreklisin. Diyelim ki lafı ağzından kaçırırsın, sana kim inanır ki? diyerek gülümsedi Şermin. Ne isteyeceksin? Marketten dönünce sana uğrar çayını içerim, anlatırım. Belki sevineceksin, belki bana üzülmezsin artık.

Ayşe Teyze bu defa bir ihtiyacı olmadığı halde Şerminden bir somun ekmekle, çayın yanına birkaç akide şekeri istedi.

İçindeki merak kabardı; komşusu ona ne anlatacaktı acaba?

Şermin dönüşte ekmeğini ve şekerini getirdi, Ayşe Teyze de mis gibi çayını demledi, oturup anlatmaya başladı.

Ayşe Teyze, hatırlarsın, yirmi seneden fazla oldu, başıma neler gelmişti Yirmili yaşların sonundaydım. Hayırlı bir adam vardı, evlenmeye karar vermiştik. Çok aşık değildim belki ama düzgün, iyi insandı. Yalnızlık zor, aile olmadan yaşanmaz dedim. Başvurduk, taşındı yanıma. Hamile kaldım. Sekizinci ayda bir kızım oldu. İki gün yaşadı sadece Sonra kucağımda can verdi. Aklımı kaçıracak gibi oldum. Eşimle devam edemedik, yollarımız ayrıldı. Hiçbir şey bizi artık bağlamıyordu. İki ay geçti. Hüzün benden yavaş yavaş çekildi, ağlamam durdu, içine kapanık oldum.

Velhasıl işte Şermin, gözlerini kaçırarak Ayşe Teyzeye baktı. Nasıl desem Kızım için yatak, oyuncak, her şey hazırdı odasında. Evlat gelmeden hazırlık olmaz, derlerdi. Laf dinlemedim, her şey baştan oldu. Oyuncağını da bıraktım.

Bir sabah uyandım, bebek ağlamasıyla. Sinirlerim bozuldu sandım. Sonra yine ağladı. Koştum, bir de baktım yatağında minicik bir kız!

Aldım kucağıma, sevincimden nefesim kesilecek sandım. Bana baktı, gözlerini kapadı, uykuya daldı. O günden sonra her gece kızım yanıma gelir oldu.

Biberon verdim, süt aldım. Ama pek yemedi. Ağlıyor, yanıma alınca gülümsüyor, gözlerini kapatıp uyuyordu.

Olamaz böyle şey, dedi Ayşe Teyze büyülenmiş gibi, Gerçekten mi?

Ben de inanamadım ki! dedi Şermin, altı üstü pembemsi yanaklarına renk geldi.

Peki sonra? Ayşe Teyze kuşkuyla şekerini ağzına attı, çayından bir yudum aldı.

O günden beri hep böyle. Kızım başka bir âlemde yaşıyor, orada anne babası var diyor. Ama beni hiç unutmuyor. Her gece, kısa süreliğine bana geliyor.

Bir keresinde dedi ki:

Hep yanında olacağım anneciğim. Görünmez bir bağla bağlıyız birbirimize, kopmaz bu bağ!..

Bazen düşünüyorum, belki rüya görüyordum. Ama bana başka alemden hediyeler getirdiği oldu Ne yazık ki burada uzun kalamıyor, tıpkı bahardaki kar gibi eriyip gidiyor.

Cidden mi? bir daha yudumladı Ayşe Teyze, hikayeden boğazı kurumuş gibiydi.

İşte bu yüzden seni çağırmak istedim. Gel, bak, sen de gör. Ben inansam da bir başkasının görmesi lazım.

Gece olmuştu. Ayşe Teyze, cesaretini toplayıp Şerminin evine gitti. Oturdular, karanlıkta sohbet ettiler.

Evde tek başına Şermin, yanında yalnızca Ayşe Teyze. Gecenin ilerleyen saatlerinde hafifçe bir ışık belirdi. Odanın havası titredi ve güzel bir genç kız belirdi:

Merhaba anneciğim! Bugün harika bir gündü, seninle paylaşmak istedim. Al, sana hediye getirdim, dedi ve masanın üstüne çiçekler bıraktı.

Aa, merhaba, dedi genç kız, Ayşe Teyzeyi fark edince, Annem senden bahsetmişti, beni görmek istemişsiniz. Ben Zeynep

Biraz sohbetten sonra genç kız havada eriyip kayboldu sanki.

Ayşe Teyze hayretle uzun süre konuşamadı. Sonunda sessizliği bozdu:

Vay be Şermin, demek gerçekmiş Kızın da ne güzel, sana benziyor.

Allah mutluluğunu daim etsin, çok bahtlısın! Herkesin hayatı ne kadar farklı, hatta belki de senden iyi kimin hayatı var ki?

İnanılmaz. Kendi gözümle görmesem inanmam. Ne güzel olmuş her şey.

Sana minnettarım.

Gözümü açtın bana. Dünya ne tuhaf, hayat her yerde devam ediyor. Artık ölmekten de korkmam.

Mutluluklar dilerim Şerminciğim!

Masanın üstündeki çiçekler gittikçe solmaya, renkleri silinmeye başladı. Kısa bir süre sonra tamamen kayboldu.

Şerminse, komşusunu yolcu ederken yüzünde mutlu bir tebessümle dalgın dalgın düşündü. Yarın yeni bir gün, yine şahane bir gün olacak. Sevdiği adam, Kemal ile buluşacak. O onu çok seviyor, Şermin bunu hissediyordu.

Nasıl mı?

Anlatılmaz ki

Bir gün onları tanıştıracaktı

En sevdiklerini, en yakınlarını: Zeynepi ve KemaliÇünkü aşkı, kaybı ve mucizeyi bir arada yaşayabilen bir kalbin, artık hiçbir şeyden korkusu olmazdı.

O gece Ayşe Teyze penceresinin kenarında bir süre gökyüzünü izledi. Yıldızlar eskisinden daha parlak, gece ise daha sıcak görünüyordu. Şerminin evinden yayılan huzur, sanki bütün mahalleye dağılmıştı.

Ertesi sabah Şermin, uyanırken hafif bir esintiyle odasına bir çiçek kokusu doldu. Masasının üzerindeki hiç solmayan tek bir çiçek vardı: Zeynepin getirdiği o minicik papatya. Bunu gören Şermin, gözlerinde yaşlarla papatyayı avucuna alıp kalbine bastırdı. Gülümsedi.

Her insanın kendi arasında görünmez bir köprü vardı. Sevgiyle, özlemle, umutla örülen ve asla yıkılamayan bir köprü Şermin artık yalnız hissetmiyordu. Sevdiği adamla yeni bir hayata yürürken, sevdiklerinin ruhu hep yanında olacaktı.

Dışarıda sabahın ilk ışıkları mahalleyi ısıtırken, Ayşe Teyze pencerenin önünde hafifçe mırıldandı:

Yaşadığımız, sandığımızdan çok daha büyük bir dünya varmış Ne güzel şeymiş inancın ve sevginin mucizesi.

Ve o günden sonra, Şerminin hayatında ne yalnızlık kaldı, ne korku. Çünkü bir anneyle evladı arasındaki bağ, her zaman, her yerde, görünmeyen ama en gerçek şeydi.

Rate article
Lifequest
Sonsuza Dek Seninleyim, Anneciğim: Gerçek Gibi Bir Hayat Hikayesi Babaannem Valiye akşamı iple çekiyordu. Komşusu Nazan, ellisine merdiven dayamış yalnız bir hanım, ona öyle şeyler anlatmıştı ki, Valide Hanım’ın adeta aklı başından gitmişti. Sözlerinin kanıtı olarak akşama doğru uğramasını da istemiş, “Göstereceğim bir şeyler var” demişti. Her şey basit bir sohbetle başlamıştı. Nazan sabah markete giderken Valide nineye uğramıştı: ― Bir şey ister misin Valide Hanım? Hemen karşı markete gidiyorum, börek yapacağım, birkaç ufak tefek şey de alacağım. ― Bakıyorum da iyi bir kadınsın Nazan, iyi kalpli, şefkatlisin. Seni daha kız çocuğuyken bilirim. Keşke senin de hayatın yolunda gitseydi, hep yalnız, hep yalnızsın. Ama bakıyorum da ne üzülüyorsun, ne de şikâyet ediyorsun. Bazı insanlar gibi değil. ― Şikâyet edecek ne var, Valide Hanım? Benim sevdiğim bir adam var fakat şimdilik birlikte yaşama imkânımız yok. Nedenini anlatırım sana. Kimseye anlatmazdım ama sana anlatacağım. Hatta başka bir şey daha söylemek istiyorum. Çünkü seni tanıyorum, söyleyip birine anlatsan ne çıkar, kim inanır ki zaten, ― diye güldü Nazan. ― Söyle bakalım, ne alayım sana? Markete uğrayıp gelince çayını içerim, sana nasıl yaşadığımı anlatırım. Belki sen de mutlu olur, bir daha üzülmezsin benim için. Aslında Valide Hanım’ın bir ihtiyacı yoktu. Ama yine de Nazan’dan biraz ekmekle, çaya da birkaç şekerleme istedi. Meraktan çatlıyordu; acaba komşusu ona ne anlatacaktı? Nazan alışverişten döndü, Valide Hanım güzel bir çay demledi, ardından anlatacaklarını dinlemeye hazırlandı. ― Valide Hanım, yirmi yıl kadar önce başıma neler geldiğini hatırlarsın. Otuz yaşıma yaklaşmıştım. Bir erkek arkadaşım vardı, evlenmeye hazırlanıyorduk. Her ne kadar ona aşık olmasam da iyi bir adamdı, dedim ki, aile kurulmazsa, çocuk olmazsa hayat geçmez ki. Başvuruyu yaptık, o yanıma taşındı. Hamile kaldım. Sekizinci ayında bir kızım dünyaya geldi. Sadece iki gün yaşadı ve kaybettim. Üzüntüden aklımı yitiriyordum. Eşimle ayrıldık ― bizi bağlayan kalmamıştı. İki ay geçti. Yavaş yavaş toparlandım, ağlamam geçti. Ve birden… Nazan Valide Hanım’a anlamlı bir şekilde bakarak konuşmaya devam etti: ― Nasıl anlatılır bilemiyorum. Neyse, kızım için yatak hazırlamıştım yatak odasında. Derler ki, önceden hazırlık yapmak uğursuzluk, ama inanmazdım öyle şeylere, her şeyi aldım, yatağı kurdum, oyuncaklarını yerleştirdim. Bir gece… bir bebek ağlamasıyla uyandım. Tamam, dedim, kesin kafamdan sesler duyuyorum. Ama yok, tekrar ağlıyor. Yatağa yanaştım, bir baktım… küçük bir kız orada yatıyor! Onu kucağıma aldım ― mutluluktan neredeyse nefessiz kaldım. Bana baktı, gözlerini kapattı ve… uyudu. Ve sonra… Her gece kızım bana geliyor. Mama karışımı ve biberon bile aldım. Ama neredeyse hiç yemedi. Ağlıyor, kucağıma alınca bana gülümseyip gözlerini kapatıyor ve uyuyor. ― Nasıl olur bu?, ― Valide Hanım büyülenmiş gibi dinliyordu. ― Böyle şey olur mu? ― Ben de olmaz sanırdım! ― dedi Nazan heyecanla kızarmış bir yüzle. ― Peki sonra ne oldu?, ― Valide Hanım ister istemez şekerlemesini ağzına attı. ― Aynı böyle devam etti, ― Nazan mutlulukla tebessüm etti. ― Kızım başka bir dünyada yaşıyor, orada annesi ve babası da var. Ama beni de unutmuyor. Her gece beni ziyarete geliyor, kısa süreli de olsa. Bir gün bana şöyle dedi: ― Anneciğim, ben her zaman seninle olacağım. Aramızda görünmez bir bağ var, onu kimse koparamaz! Bazen düşünüyorum ― Yoksa her şeyi rüyamda mı görüyorum? Ama o dünyadan bana hediyeler bile getiriyor. Gerçi, o hediyeler burada fazla kalmıyor, tıpkı baharda eriyen kar gibi. ― Gerçekten öyle mi?, ― Valide Hanım bir yudum daha çay içti, boğazı kurumuştu böylesi bir hikâyeyle. ― İşte, sen de gel de bak istiyorum. Bana gördüklerimin gerçek olup olmadığını teyit et. Yani, gördüğüme inanıyorum ama… Gece geç vakitte Valide Hanım Nazan’a uğradı. Birlikte karanlıkta oturup sohbet ettiler. Evde gerçekten başka kimse yoktu ― yalnızca Nazan ve Valide Hanım. Uykuları da gelmişti ki, ansızın yumuşak bir ışık parladı. Hava titredi, odada… tatlı bir genç kız belirdi: ― Merhaba, anneciğim! Bugün çok güzel bir gün geçirdim, seninle paylaşmak istiyorum! Bu da sana hediyem, ― dedi ve masaya bir demet çiçek koydu. ― Aa, selamlar, ― genç kız Valide Hanım’ı fark etti, ― unutmuşum, annem senin de beni görmek istediğini söylemişti. Benim adım Meryem… Bir süre sonra genç kız veda ederek sanki birden kayboldu. Valide Hanım öylece kala kaldı, konuşamadan… Çok ama çok şaşırmıştı. Sonra sessizliğini bozdu: ― Vay canına Nazan, demek böyle şeyler olabiliyormuş. Kızın da ne güzelmiş, tıpkı sana benziyor. Senin adına çok sevindim Nazan. Sen mutlu bir kadınmışsın meğerse! Her şeyin çoğu insandan eksik değil, belki de daha iyi! Hayret, dünyada neler oluyormuş ya… Görmesem asla inanmazdım. Gerçekten çok güzelmiş her şey! Çok teşekkür ederim. Sanki gözlerimi açtın. Dünya ne kadar farklıymış, hayat her yerde devam ediyor, artık ölümden korkum da kalmadı. Mutluluğun daima seninle olsun, canım Nazancığım! Masadaki çiçekler gitgide soluklaşıyordu. Kısa zaman sonra da tamamen kayboldular. Ama Nazan, komşusunu uğurladıktan sonra, kendi kendine mutlu bir şekilde gülümsedi. Yarın da mucize gibi yeni bir gün olacak. Çok sevdiği Erkan ile buluşacak. O da Nazan’ı çok seviyor, Nazan bunu hissediyor. Nasıl mı? Bunu anlatmak kolay mı? Bir gün mutlaka onları birbirleriyle tanıştıracak. Hayatının en sevdiği ve en yakın iki insanını ― Meryem ve Erkan’ı. — Sonsuza Dek Seninleyim, Anneciğim: İnanılması Güç Ama Gerçek Bir Türk Mahallesi Hikâyesi