O Yalnız Değildi: Sıcacık Bir Kış Sabahında Büyükanne Valide, Kedisi Fındık ve Sadık Köpek Karabaş’ın Sıcak Yüreklere Dair Sıradan ama Dokunaklı Hikâyesi

Yalnız değildi o. Sıradan bir hikâyeydi.

Kışın sonlarına doğru, sabahın geç saatlerinde gökyüzü hafif aydınlanmaya başlıyordu. Apartmanın önünde görevli amcalar yavaş yavaş karı kürekle temizlerken, küreklerin çıkardığı çıtırdayan ses yankılanıyordu.

Apartman kapısı sık sık çarpıyor, işe yetişmek için acele eden komşular arka arkaya çıkıyordu.

Altı kat yüksekten olan biteni dikkatlice izleyen kedinin adı Fikoydu; pencere kenarında sessizce oturuyordu.

Önceki hayatında Fiko bir bankacıydı, o dönem para ve hesap-kitaptan başka bir şey düşünmez, başka hiçbir şeye aldırmazdı.

Ama şimdi biliyordu; hayatta bazen daha önemli şeyler olduğunu, insanın gönlünü ısıtan bir çift bakıştan, samimi bir sevgiden ve başını sokacak bir damdan daha değerli bir şey bulunmadığını anlamıştı. Geri kalan her şey, nasılsa bir yolunu bulurdu.

Fiko arkasına baktı. Eski püskü çekyatta, başucunda mavi bir battaniyeyle ninesinin adı Şükran Hanım olan yaşlıca bir kadın uyuyordu. Fikonun hayatını kurtaran, onun yoldaşıydı bu kadın.

Fiko pencere kenarından yavaşça indi, yaşlı kadının yanına, başucuna tırmandı; minik, yumuşacık gövdesiyle onun başına usulca sokuldu.

Fiko biliyordu; her sabah Şükran Hanımın başı ağrırdı, elinden geldiğince yardım etmeye çalışıyordu.

Fikocum, sen tam bir şifacısın vallahi, diye mırıldandı yaşlı kadın, gözleri hafifçe açılırken minik vücudu fark etmişti, yine ağrımı aldın, maşallah, aferin sana, nasıl beceriyorsun bu işi?

Fiko ön ayaklarını kibirlice salladı, sanki Her şey elimde, daha neler neler yapabilirim! dercesine bir tavırdaydı.

Ama tam o sırada, koridordan kıskançlığını belli eden azıcık homurtular yükseldi. Fiko da hemen anladı; evin sadık köpeği Karabas, yine yeri bende mesajı veriyordu.

Karabas, yıllardır Şükran Hanımın sadık dostu, daima onun yanında. Evin kapısında yabancı bir ayak sesi duyduğu anda havlayarak uyarı verir, herkese gösterirdi ki Şükran Hanımın arkasında sağlam bir dost var.

Bu yüzden evin gerçek sahibi olduğunu düşünmekten hiç vazgeçmemişti.

Ne iş yapardı acaba eskiden? diye düşündü Fiko, Herhalde bir bekçiydi, ya da polis falandı, bu kadar sesi başka kim çıkarır? Ama varsın havlasın, hakikaten onunla daha bir güvende hissediyor insan kendini!

Canlarım, iyi ki varsınız valla, siz olmasanız ne yapardım! diyerek güçlükle çekyatından kalktı Şükran Hanım. Sizleri güzelce doyurayım da, sonra beraber aşağı ineriz biraz hava alırız.

Ha bir de, bu aralar emekli maaşı yatarsa hep birlikte tavuk yeriz bak!

Tavuk kelimesi Fiko ve Karabas için bayram havasıydı.

Kedi Fiko patileriyle çekyatı yoğurmaya başlarken, yüksek sesle mırlamaya ve yaşlı kadının zayıf, parmakları kemikli ellerine başıyla dokunup durmaya başladı.

Yaramaz seni! Kelimeden anladın hemen! diye gülümsedi Şükran Hanım. Karabas da bir sevinç havlaması çıkardı, ne dediklerini çok iyi anladığını gösterdi; ıslak burnuyla kadıncağızın dizlerini dürttü.

Vallahi de billahi de, insanın içini ısıtan, evi yuva yapan işte bu iki can. diye düşündü yaşlı kadın, gözlerinde bir huzurla.

Ben bir gün bu dünyadan göçüp gideceğim, ardından ne olur, kim bilir… Kimi öyle diyor, kimi şöyle; anlamak zor. Keşke ben de kedi olsam, güzel bir eve, iyi insanların yanına sığınsam. Köpek olmam zor, havlamayı beceremem herhalde, ben biraz sessizim. Ama kedi olsam, mutlaka uslu, sevecen bir kedi olurdum. Yeter ki iyi insanlara rastlasam…

Hay Allah, dedi kendi kendine, insanın yaşlandıkça aklına ne tuhaf düşünceler geliyor. Yaşlılık işte!

Farkında olmadan Fiko bıyık altından hafifçe sırıtıp, Karabasa kısa bir bakış attı.

Hani, bak ben kedi olmak isterim diyor, köpek değil! der gibiydi.

Artık Fiko insanların düşüncelerini okumasını bile beceriyordu, bu da ona fazladan bir hayat bonusu olmuştu.

Ne günlere kaldık dostlarPencerenin dışında kar ince ince yeniden yağmaya başlamıştı. Şükran Hanım, Fiko ve Karabasa bakarken içini tarifsiz bir sıcaklık kapladı. Sanki odada üç yürek birden atıyordu; birbirinden farklı ama ortak bir ritimde.

Günün tüm alışkanlıkları tekrarlanacaktı: Kahvaltı hazırlığı, pencere önünde yeni bir sabahı izlemek, merdivenlerde hafif bir yürüyüşama sanki her sabah yeni bir mucize gizliydi.

Karabas gövdesini Şükran Hanımın bacaklarının dibine iyice yerleştirip, Fiko da pencereye fırlayıp dışarıya bakarken, evin içinden tatlı bir kahkaha yükseldi. O anda, kış mevsiminin karı bile içerideki sıcaklığa erişemeyecek kadar uzakta kaldı.

Şükran Hanım bakışlarını iki dostuna çevirdi, sonra pencereden sarkan kar tanelerine… İçinden bir şükran geçirdi, tam adının hakkını vererek.

Hayat, bazen yalnız bir bankacıyı kediye, bir koruyucuyu sadık bir köpeğe, bir insana da hayranlıkla dolu bir yaşlılığa dönüştürebiliyordu. Fiko mırlarken Karabas hafifçe kuyruk salladı ve sabahın huzurlu sessizliğinde üç can bir araya geldi.

Kapının ötesinde bütün dünya, içerideyse bir avuç mutluluk vardı.

Dışarıda kar yağmaya devam etti. Evin içinde ise kimse yalnız değildi.

Rate article
Lifequest
O Yalnız Değildi: Sıcacık Bir Kış Sabahında Büyükanne Valide, Kedisi Fındık ve Sadık Köpek Karabaş’ın Sıcak Yüreklere Dair Sıradan ama Dokunaklı Hikâyesi