İyi Görünmüyor: Senin Çocuklarının Evi Var, Benim Oğlumun Yok! Haydi, Ona Bir Ev Alalım – Tabi ki Birlikte Kredi Çekerek! Son zamanlarda eşim Ahmet, benim çocuklarımın ev sahibi olduğunu ama kendi oğlunun olmadığını söyledi ve oğluna da bir ev almak için ne yapmamız gerektiğini düşünmemizi istedi. Şunu belirtmek isterim ki, benim çocuklarım hem benim hem de Ahmet’in çocukları; Ahmet’in ilk evliliğinden olan oğlu ise sadece onun çocuğu. Neden ben onun oğlunun evini dert ediyorum ve bu işle ilgilenmeliyim? Elbette, Ahmet’in daha önce evli olduğunu ve bir çocuğu olduğunu biliyordum. Zaten bu yüzden onunla evlenmeye acele etmedim. Birlikte evlenmeden önce üç yıl aynı evde yaşadık. Onun, eski eşi ve oğluna karşı hislerini dikkatle gözlemledim. Bir yıl sonra bir oğlum oldu, iki yıl sonra ise ikinci oğlumuz dünyaya geldi. Ahmet’ten tamamen memnunum: Hem eş hem baba olarak çok iyi. Hem bana hem çocuklara zaman ayırıyor. İyi de kazanıyor. Tabii ki arada kavgalar, tartışmalar oluyor ama bu her ailede olur. Babamdan miras kalan evde yaşıyorduk. Annem, ben henüz anaokulundayken babamdan boşanmıştı. Şimdi ise tekrar evlendi ama ikinci evliliğinden çocuğu olmadı. Ahmet ve eski eşi hep kiralık evde oturdular. Yıllarca kredi çekmek için para biriktirdiler ama hiçbir zaman başaramadılar. Boşandıktan sonra eski eşi ailesinin yanına döndü, Ahmet ise yine kirada oturuyordu. Evlenince Ahmet benim evime taşındı. Kimin sahibi olduğu konusu üzerinde durmadık. Benim evimde birlikte oturup tadilat yaptık, yeni eşyalar aldık. Fakat bir buçuk yıl önce, anneannem ve babaannem vefat etti. İki daireyi de miras olarak bana bıraktılar. Çocuklarım küçük olduğu için o daireleri kiraya vermeye karar verdim. Sonra her birine bir daire vereceğim. Şu anda bir dairenin kirasını anneme, emekliliğine katkı olsun diye veriyorum. Diğerinin kirası ise benim maaşıma ek. Malum, paraya her zaman ihtiyaç olur. Eşim daire işime hiç karışmazdı, zaten onun bu evlerle bir ilgisi yok. Zaten evlenirken de çocuklarımız büyüyünce her bir çocuğumuza bir daire vereceğimi açıkça söyledim, o da kabul etti. Konu kapanmıştı. Ama bir gün eşim bana şöyle dedi: — Oğlum birkaç yıla liseden mezun oluyor. Büyüdü, artık geleceğini düşünmesi gerek! Ne söylemek istediğini anlamadım ama dinledim. — Senin çocuklarının evi var! Ama benim oğlumun yok! Ona birlikte kredi çekip bir ev alalım! — dedi birden. Şok oldum! Bir sürü sorum vardı. Öncelikle neden ortak çocuklarımız birden bire sadece benim çocuğum oluyordu? Ahmet bana sözlerimi çarpıtmamamı söyledi. — Ama oğlum benden bir şey miras alamayacak. Kendi evi olmasını istiyorum! — Böyle düşünmen çok iyi! Oğlunun annesi ve babası olarak siz düşünmelisiniz. Neden eski eşin ilgilenmiyor? Eşim anlattı ki, eski eşi az kazanıyor, ailesi sürekli destek oluyor. Kendisi ise tek başına kredi taksidini ödeyemiyor. Ama ben yardımcı olursam her şey çözülecekmiş. Yani Ahmet’in oğlunun üzerine ev alınacak ve krediyi biz ödeyeceğiz. “Bizim iki iyi maaşımız ve kira gelirimiz var! Altından kalkarız!” diyor Ahmet. Yaparız ama çok tasarruf etmemiz lazım. Ahmet zaten oğluna nafaka da ödüyor. Oğlu üniversiteye gittiğinde de maddi destek vermek zorunda kalacak. Bu durumda benim ve çocuklarımın tatil hayalini, deniz planlarımızı unutacağız, sürekli para biriktireceğiz. Ne için? Sırf Ahmet iyi baba görünsün diye mi? Eğer bu evler Ahmet tarafından alınsaydı ve şimdi büyük oğluna da ev almak isteseydi anlarım. Ama evleri çocuklarımıza sağlayan benim, Ahmet’in bununla bir ilgisi yok! Neden kredi borcunun altına girmeliyim? Ahmet’e hemen dedim ki; eğer oğlunun evi için bu kadar endişeleniyorsa, eski eşi kredi çeksin, o da taksitleri nafakadan ödesin. — Ben bu işte yokum! Şimdi Ahmet bana çok kızgın ve bir haftadır konuşmuyor. Keşke beni anlasaydı.

Geçenlerde, eşim Kemal bana şöyle bir şey söyledi: Senin çocuklarının ileride kendi evleri olacak, benim oğlumun ise olmayacak. Hadi ona da bir ev alalım, ipotekli krediyle! Şimdi, biraz anlatayım sana durumu. Benim çocuklarım hem benim hem de Kemalin çocukları. Ama Kemalin bir de ilk evliliğinden olan bir oğlu var.

Açıkçası, neden bu meseleyle ben uğraşmak zorundayım hiç anlamıyorum. Tabii ki Kemalin daha önce evli olduğunu ve bir oğlu olduğunu en başından biliyordum. Zaten onunla hemen evlenmeye falan da kalkmadım, aklım başımdaydı. Biz evlenmeden önce üç yıl birlikte yaşadık. O dönem boyunca eski eşine ve oğluna karşı tutumunu dikkatlice gözlemledim. Bir sene sonra oğlumuz doğdu. İki yıl sonra bir oğlumuz daha oldu.

Kemali hem eş olarak hem de baba olarak çok seviyorum. Gerçekten hem bana hem çocuklara vakit ayırır, sorumluluk sahibidir, iyi de kazanır. Tabii ki zaman zaman aramızda ufak tefek tartışmalar olmaz mı, olur, her ailede olur bunlar.

Biz, bana babamdan kalan bir dairede oturuyorduk. Annem, ben daha dört yaşındayken babamdan boşanmıştı. Sonra yeniden evlendi ama ikinci evliliğinden hiç çocuğu olmadı.

Kemal ve ilk eşi yıllarca kirada oturdular, para biriktirip ev almak istediler ama bir türlü başaramadılar. Boşandıktan sonra eski eşi ailesinin yanına döndü. Kemal de bir süre kirada yaşadı. Sonra biz evlenince bana ait olan evde yaşamaya başladık. O evin kimin olduğuna filan da hiç bakmadık, birlikte yaşadık, evi yeniledik, mobilya aldık. Sonra bir buçuk yıl önce, hem anneannem hem babaannem arka arkaya vefat etti. İkisinin de evleri bana miras kaldı, vasiyette adımı yazmışlar.

Çocuklar ufak olunca, bu evleri kiraya vermeye karar verdim. İleride, büyüdüklerinde biri birine, diğeri ötekine kalacaktı. Şu an, o evlerden birinin kirasını anneme veriyorum; maaşı yetmiyor, emekli maaşına destek oluyor. Diğer evin kirası ise bana ek gelir oluyor. Sonuçta, paranın fazlası göz çıkarmaz.

Kemal bu evler konusunda hiç karışmadı çünkü onun zaten bir alakası yoktu. Zaten evlenirken de konuşmuştuk, İleride çocuklarımız büyüyünce, onlara birer ev bırakacağım, dedim. O da tamam dedi, konu kapandı.

Fakat geçen hafta, bir anda geldi bana dedi ki, Benim oğlum birkaç yıla mezun olacak, artık onun da geleceğini düşünmemiz lazım! Senin çocuklarının evi hazır, benim oğlumun yok. Ona da bir ev alalım, hatta ipotekli krediyle alsak, ortak öderiz

Aklım durdu! Dedim, Ortada çocuklar iki kişininki, senin oğlun bir tek senin sayılıyor, bizimkiler nasıl sadece benim oldu? Kemal de, lafımı çarpma diye geçiştirdi.

Oğlum hiçbir zaman bir şey miras olarak alamayacak, onun da bir evi olsun istiyorum! diyor. Ben de dedim ki, Tamam, güzel düşünüyorsun ama senin oğlunun annesi ve babası var, öncelikle onlar düşünmeli. Eski eşin neden düşünmüyor?

Kemal anlatıyor: Eski eşi düşük maaş alıyor, ailesi devamlı yardım ediyor. Kendisi de kredi taksiti ödemeye gücünün yetmeyeceğini söylüyor ama ben destek olsam iş kolaylaşacakmış. Yani, Kemalin aklına göre, ben de onay verirsem, gidip oğluna bir ev alacaklar, ipotekli krediyle. Ama o ev Kemalin oğlunun üstüne yapılacak ve krediyi de biz ödeyeceğiz.

Senin de benim de güzel birer maaşımız var, bir de kira gelirimiz var, rahat öderiz! diye kızdı bana.

Evet, biz zaten kısıtlı imkanlarla güzel bir yaşam sürüyoruz. Kemal her ay oğluna nafaka da ödüyor. Oğlu üniversiteye gidince yine ona destek olacak çünkü annesinin maddi gücü yok. Anlayacağın, Kemalin oğlu için ben ve kendi çocuklarımız hep bir şeylerden kısacağız, tatilden, yazlıktan, denizden vazgeçmek zorunda kalacağız. Sırf Kemal iyi baba görünsün diye yani!

Düşünsene, Kemal çocuklarımıza birer ev kazandırmış olsaydı, tamam, kendi oğluna da ev yapmak istiyor derdim ve itiraz etmezdim. Ama benim çocuklarıma bıraktığım evlerle hiç ilgisi yoktu. Neden şimdi gidip krediyle başka birine, kendi oğluna ev almalıyım ki?

Hemen dedim ki, O kadar düşünüyorsan, eski eşin kredi alsın, nafakayla krediyi ödesin, ben bu işte yokum! Kemal bozuldu, suratıma bakmadı bir hafta boyunca. Keşke beni biraz olsun anlasaydı… Gerçekten, içimde bir burukluk var.

Rate article
Lifequest
İyi Görünmüyor: Senin Çocuklarının Evi Var, Benim Oğlumun Yok! Haydi, Ona Bir Ev Alalım – Tabi ki Birlikte Kredi Çekerek! Son zamanlarda eşim Ahmet, benim çocuklarımın ev sahibi olduğunu ama kendi oğlunun olmadığını söyledi ve oğluna da bir ev almak için ne yapmamız gerektiğini düşünmemizi istedi. Şunu belirtmek isterim ki, benim çocuklarım hem benim hem de Ahmet’in çocukları; Ahmet’in ilk evliliğinden olan oğlu ise sadece onun çocuğu. Neden ben onun oğlunun evini dert ediyorum ve bu işle ilgilenmeliyim? Elbette, Ahmet’in daha önce evli olduğunu ve bir çocuğu olduğunu biliyordum. Zaten bu yüzden onunla evlenmeye acele etmedim. Birlikte evlenmeden önce üç yıl aynı evde yaşadık. Onun, eski eşi ve oğluna karşı hislerini dikkatle gözlemledim. Bir yıl sonra bir oğlum oldu, iki yıl sonra ise ikinci oğlumuz dünyaya geldi. Ahmet’ten tamamen memnunum: Hem eş hem baba olarak çok iyi. Hem bana hem çocuklara zaman ayırıyor. İyi de kazanıyor. Tabii ki arada kavgalar, tartışmalar oluyor ama bu her ailede olur. Babamdan miras kalan evde yaşıyorduk. Annem, ben henüz anaokulundayken babamdan boşanmıştı. Şimdi ise tekrar evlendi ama ikinci evliliğinden çocuğu olmadı. Ahmet ve eski eşi hep kiralık evde oturdular. Yıllarca kredi çekmek için para biriktirdiler ama hiçbir zaman başaramadılar. Boşandıktan sonra eski eşi ailesinin yanına döndü, Ahmet ise yine kirada oturuyordu. Evlenince Ahmet benim evime taşındı. Kimin sahibi olduğu konusu üzerinde durmadık. Benim evimde birlikte oturup tadilat yaptık, yeni eşyalar aldık. Fakat bir buçuk yıl önce, anneannem ve babaannem vefat etti. İki daireyi de miras olarak bana bıraktılar. Çocuklarım küçük olduğu için o daireleri kiraya vermeye karar verdim. Sonra her birine bir daire vereceğim. Şu anda bir dairenin kirasını anneme, emekliliğine katkı olsun diye veriyorum. Diğerinin kirası ise benim maaşıma ek. Malum, paraya her zaman ihtiyaç olur. Eşim daire işime hiç karışmazdı, zaten onun bu evlerle bir ilgisi yok. Zaten evlenirken de çocuklarımız büyüyünce her bir çocuğumuza bir daire vereceğimi açıkça söyledim, o da kabul etti. Konu kapanmıştı. Ama bir gün eşim bana şöyle dedi: — Oğlum birkaç yıla liseden mezun oluyor. Büyüdü, artık geleceğini düşünmesi gerek! Ne söylemek istediğini anlamadım ama dinledim. — Senin çocuklarının evi var! Ama benim oğlumun yok! Ona birlikte kredi çekip bir ev alalım! — dedi birden. Şok oldum! Bir sürü sorum vardı. Öncelikle neden ortak çocuklarımız birden bire sadece benim çocuğum oluyordu? Ahmet bana sözlerimi çarpıtmamamı söyledi. — Ama oğlum benden bir şey miras alamayacak. Kendi evi olmasını istiyorum! — Böyle düşünmen çok iyi! Oğlunun annesi ve babası olarak siz düşünmelisiniz. Neden eski eşin ilgilenmiyor? Eşim anlattı ki, eski eşi az kazanıyor, ailesi sürekli destek oluyor. Kendisi ise tek başına kredi taksidini ödeyemiyor. Ama ben yardımcı olursam her şey çözülecekmiş. Yani Ahmet’in oğlunun üzerine ev alınacak ve krediyi biz ödeyeceğiz. “Bizim iki iyi maaşımız ve kira gelirimiz var! Altından kalkarız!” diyor Ahmet. Yaparız ama çok tasarruf etmemiz lazım. Ahmet zaten oğluna nafaka da ödüyor. Oğlu üniversiteye gittiğinde de maddi destek vermek zorunda kalacak. Bu durumda benim ve çocuklarımın tatil hayalini, deniz planlarımızı unutacağız, sürekli para biriktireceğiz. Ne için? Sırf Ahmet iyi baba görünsün diye mi? Eğer bu evler Ahmet tarafından alınsaydı ve şimdi büyük oğluna da ev almak isteseydi anlarım. Ama evleri çocuklarımıza sağlayan benim, Ahmet’in bununla bir ilgisi yok! Neden kredi borcunun altına girmeliyim? Ahmet’e hemen dedim ki; eğer oğlunun evi için bu kadar endişeleniyorsa, eski eşi kredi çeksin, o da taksitleri nafakadan ödesin. — Ben bu işte yokum! Şimdi Ahmet bana çok kızgın ve bir haftadır konuşmuyor. Keşke beni anlasaydı.