Geçenlerde, eşim Kemal bana şöyle bir şey söyledi: Senin çocuklarının ileride kendi evleri olacak, benim oğlumun ise olmayacak. Hadi ona da bir ev alalım, ipotekli krediyle! Şimdi, biraz anlatayım sana durumu. Benim çocuklarım hem benim hem de Kemalin çocukları. Ama Kemalin bir de ilk evliliğinden olan bir oğlu var.
Açıkçası, neden bu meseleyle ben uğraşmak zorundayım hiç anlamıyorum. Tabii ki Kemalin daha önce evli olduğunu ve bir oğlu olduğunu en başından biliyordum. Zaten onunla hemen evlenmeye falan da kalkmadım, aklım başımdaydı. Biz evlenmeden önce üç yıl birlikte yaşadık. O dönem boyunca eski eşine ve oğluna karşı tutumunu dikkatlice gözlemledim. Bir sene sonra oğlumuz doğdu. İki yıl sonra bir oğlumuz daha oldu.
Kemali hem eş olarak hem de baba olarak çok seviyorum. Gerçekten hem bana hem çocuklara vakit ayırır, sorumluluk sahibidir, iyi de kazanır. Tabii ki zaman zaman aramızda ufak tefek tartışmalar olmaz mı, olur, her ailede olur bunlar.
Biz, bana babamdan kalan bir dairede oturuyorduk. Annem, ben daha dört yaşındayken babamdan boşanmıştı. Sonra yeniden evlendi ama ikinci evliliğinden hiç çocuğu olmadı.
Kemal ve ilk eşi yıllarca kirada oturdular, para biriktirip ev almak istediler ama bir türlü başaramadılar. Boşandıktan sonra eski eşi ailesinin yanına döndü. Kemal de bir süre kirada yaşadı. Sonra biz evlenince bana ait olan evde yaşamaya başladık. O evin kimin olduğuna filan da hiç bakmadık, birlikte yaşadık, evi yeniledik, mobilya aldık. Sonra bir buçuk yıl önce, hem anneannem hem babaannem arka arkaya vefat etti. İkisinin de evleri bana miras kaldı, vasiyette adımı yazmışlar.
Çocuklar ufak olunca, bu evleri kiraya vermeye karar verdim. İleride, büyüdüklerinde biri birine, diğeri ötekine kalacaktı. Şu an, o evlerden birinin kirasını anneme veriyorum; maaşı yetmiyor, emekli maaşına destek oluyor. Diğer evin kirası ise bana ek gelir oluyor. Sonuçta, paranın fazlası göz çıkarmaz.
Kemal bu evler konusunda hiç karışmadı çünkü onun zaten bir alakası yoktu. Zaten evlenirken de konuşmuştuk, İleride çocuklarımız büyüyünce, onlara birer ev bırakacağım, dedim. O da tamam dedi, konu kapandı.
Fakat geçen hafta, bir anda geldi bana dedi ki, Benim oğlum birkaç yıla mezun olacak, artık onun da geleceğini düşünmemiz lazım! Senin çocuklarının evi hazır, benim oğlumun yok. Ona da bir ev alalım, hatta ipotekli krediyle alsak, ortak öderiz
Aklım durdu! Dedim, Ortada çocuklar iki kişininki, senin oğlun bir tek senin sayılıyor, bizimkiler nasıl sadece benim oldu? Kemal de, lafımı çarpma diye geçiştirdi.
Oğlum hiçbir zaman bir şey miras olarak alamayacak, onun da bir evi olsun istiyorum! diyor. Ben de dedim ki, Tamam, güzel düşünüyorsun ama senin oğlunun annesi ve babası var, öncelikle onlar düşünmeli. Eski eşin neden düşünmüyor?
Kemal anlatıyor: Eski eşi düşük maaş alıyor, ailesi devamlı yardım ediyor. Kendisi de kredi taksiti ödemeye gücünün yetmeyeceğini söylüyor ama ben destek olsam iş kolaylaşacakmış. Yani, Kemalin aklına göre, ben de onay verirsem, gidip oğluna bir ev alacaklar, ipotekli krediyle. Ama o ev Kemalin oğlunun üstüne yapılacak ve krediyi de biz ödeyeceğiz.
Senin de benim de güzel birer maaşımız var, bir de kira gelirimiz var, rahat öderiz! diye kızdı bana.
Evet, biz zaten kısıtlı imkanlarla güzel bir yaşam sürüyoruz. Kemal her ay oğluna nafaka da ödüyor. Oğlu üniversiteye gidince yine ona destek olacak çünkü annesinin maddi gücü yok. Anlayacağın, Kemalin oğlu için ben ve kendi çocuklarımız hep bir şeylerden kısacağız, tatilden, yazlıktan, denizden vazgeçmek zorunda kalacağız. Sırf Kemal iyi baba görünsün diye yani!
Düşünsene, Kemal çocuklarımıza birer ev kazandırmış olsaydı, tamam, kendi oğluna da ev yapmak istiyor derdim ve itiraz etmezdim. Ama benim çocuklarıma bıraktığım evlerle hiç ilgisi yoktu. Neden şimdi gidip krediyle başka birine, kendi oğluna ev almalıyım ki?
Hemen dedim ki, O kadar düşünüyorsan, eski eşin kredi alsın, nafakayla krediyi ödesin, ben bu işte yokum! Kemal bozuldu, suratıma bakmadı bir hafta boyunca. Keşke beni biraz olsun anlasaydı… Gerçekten, içimde bir burukluk var.




