Duyguların Esaretinden Kurtuldum

Dokuzuncu sınıfta Elif, sınıf arkadaşı İlyasın gözlerinin her yerde onu aradığını fark eder. Ders sırasında arkasından bile gözlerini hissettiğini, bir an bakınca onunla göz teması kurduğunu düşünür.

İlyas, senden gözlerini ayırmıyor, diye güler yanındaki en yakın arkadaşı Ayşe. Ben de bazen onu izliyorum.

Elif, sanki kara delikler gibi bakıyor beni, diye cevap verir Elif, gülümseyerek. İçten içe bir şeyler hissediyor, bu genç delikanlıyı beğeniyor.

Sınıf arkadaşı İlyas cesaretini toplar, ders sonrası okulun önünde Elifi bekler ve biraz heyecanla, Elif, seni eve kadar bırakabilir miyim? der. Elif bir an duraksar, ama Ayşe onu itekler, Elif de kabul eder.

Tamam, aynı yoldayız, diye lafı çıkarmaya çalışır sanki umursamazmış gibi. Yolda İlyas bir şeyler anlatır, ikisi güler, Elifin kalbi sevinçle çarpar. Böylelikle dostlukları bir aşk hikayesine dönüşür. Kısa sürede okulda herkes onların birlikte olduğunu öğrenir. İlyas her zaman yanındadır; başka sınıflardan birisi Elifle konuşmaya çalışsa, İlyas hemen devreyi kapatır.

Elif her daim güzel bir kızdır. İlk sınıfa geldiğinde öğretmeni Serap Hanım, Allahım Elif, gözlerin ne kadar güzel! diyerek hayranlıkla söyler.

Lise sonunda Elif ve İlyas aynı üniversiteye, Mühendislik Fakültesine gitmeye karar verir. Sınavları başarıyla geçer, mezuniyet töreni gelir, Hoşça kal okul, merhaba yetişkinlik derler. Sınavların ardından İlyas, Elif, yarın benim yazlık evime geceleyin gidelim, sınavları kutlayalım, çok iyi bir iş çıkardık, diye önerir.

Elif, İlyasın son zamanlarda daha ısrarcı olduğunu hisseder, ona karşı koyar, İlyas da kırılır. Biz artık büyüksünüz, kuralları bir kenara bırak. Romeo ve Julieti okumuştun, onlar da bizden daha gençti ve kimse onları eleştirmedi. Biz de öyle olmalı, diye ısrar eder İlyas.

Elif sessizce dinler, bazen kabul eder ama kalbi korkar. İlyas öfkelenir, Elif, bekliyorum, kabullen! der. Elif, Bilemiyorum, annem izin vermez belki, diye tereddüt eder. İlyas, Anneme söyle, bizim ailemiz de orada, bir şey bulamazsın ki, diye ısrar eder.

Eve gitmek için izinsiz bir tatil istemek kolay olmaz. Annesi, Ne bulacaksın? İzin vermem, bir şey karıştırırsınız, diye sert çıkar. Elif, İlyasın annesi ve ablası da orada, diye yalan söyler, göz kırpar. Annesi bir an düşünür, sonra başını sallar, Peki, git. Çocuklar evde ne yapar, bir de evlenmek bir şey mi demek?

Otobüste Elif elini İlyasla tutar, ikisi de gergindir. Elif, ne olacağını hayal eder. Yazlık eve vardıklarında İlyas, Elifi kolundan tutup kanepeye çeker. Elif, Ne yapıyorsun? der, ama İlyas sakin bir sesle, Endişelenme, rahat ol, diyerek onu kanepeye yatırır. Oda aydınlıktır, İlyas perdeyi çeker ve aniden Elife atlar.

Elif bütün gücüyle İlyası iteler, kanepten fırlayıp dışarı koşar, otobüs durağına yönelir. Otobüs yoktur, birden İlyas karşısında belirir. Seni bırakıyorum, bir şey söyleme, mazeretlerini duymak istemiyorum, der.

Mezuniyet gecesinde İlyas Elife yaklaşmaz, Ayşe sorar, Elif susar. Mezuniyattan sonra İlyas bir hafta içinde geri dönmez. Bir hafta sonra Elif, gururunu bir kenara bırakarak İlyası arar; ancak telefonunu ikiz kız kardeşi açar. İlyas Moskovaya gitti, orada üniversiteye başvurdu. Senin haberin yoktu, der.

Yirmi yıl geçmiş, Elif Oğuz ile evlenmiş, bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir. İlyas ara sıra aklını kurcalasa da aramaz, buluşmaz, ama rüyalarında sık sık belirir.

Bu gece yine İlyas rüyaya girer; Elifle el ele bir çayırda yürürler, uzakta güneş ışığında bir nehir parlar. Elif gülümser, İlyas hüzünle ona bakar, bir an ellerini bırakır ve kaybolur. Elif uyanır, yanındaki Oğuzu görür, Sanki bir gül gibi uyuyor, her zaman uzun uykulara dalar, diye düşünür.

Sabah erken uyanmak istemez, ama sessizce banyoya yönelir. Kızının odasına bakar, kız saçlarını yastığa dağıtmış uyumaktadır. Duş altında düşünür: Neden hâlâ İlyası görüyorum? Her sabah bu rüya beni yorar, belki Oğuzla evlenmemeliymişim, yıllardır sıkıcı bir hayat yaşıyoruz, tutku yok, sadece takvim gibi düzenli bir yaşam.

Kahvaltı hazırlarken Oğuz uyanır, Günaydın, bir şey mi lazım? der. Kahvaltı ederler, kız tatilde, yaz mevsimidir. O sırada telefon çalar. Elif, selam, özür dilerim sabah erken aradım, acil bir şey var! Biz sınıf olarak 20. yıl dönümümüzde bir araya geliyoruz, mezun olduğumuzdan beri bir kez daha buluşacağız, diye neşeli bir ses duyulur, Ayşeden.

Elif, Ayşe, hâlâ bizim organizasyoncu musun? Ne zaman? der.

Gelecek Cumartesi, diye cevap verir Ayşe. Biz köyde, Oğuzun ailesiyle tatildeyiz ama iptal edebiliriz, der Oğuz. Hayır, iki kez kaçırdın, gelmen şart, diye Ayşe ısrar eder. Elif, Uygun bir mazeretim vardı, der. Hayır Elif, seni bekliyoruz, yoksa sınıf olarak bize şikayet edeceğiz, diye ekler Ayşe.

Elif gülümseyerek, Tamam, adresi gönder, ben geliyorum, der. Oğuz kapıdan çıkarken, Bu eski sınıf arkadaşların hâlâ seni etkiliyor mu? diye sorar. Bak, der Elif, O hâlâ aklımda. Oğuz omzuna dokunur, Yine de sıkı dur, temizlik, yemek, çamaşır… bazen ev işlerinden sıkılıyorum, diye rahatlatır.

Cuma gecesi Elif, uykuya dalamaz; 20 yıl önceki mezuniyet gününü hatırlar, kalbi çarpar. Ertesi sabah taksiye biner, yüksek kapıların önünde zil tuşuna basar. Kapı açıldığında karşısında İlyas belirir; uzun boylu, yakışıklı, saygın bir duruşa sahiptir. Hoş geldin, der, sesi kadifemsi. İçeri gir, yoksa yine çekingen kalırsın, diye hafif alaycı bir tavır takınır. Elif içeri girer, İlyas onu kucaklayıp yanağından öper. Çok güzel görünüyorsun, adeta bir yıldız gibisin, diye hayranlıkla söyler. Elifin gözleri koyu renkli bir pencereden içeri bakar, yüzü kızar, başını eğer, ama İlyas elini tutar, kanepeye yönlendirir.

Ayşe, Elif! diye bağırır, koşar, sarılır. Akşam yemeği biter, herkes dağılır. İlyas, Biraz kal, burada bana yardımcı olur musun? der. Elif tereddüt eder. Ayşe, Birine yardım etmezsen kim yardım eder? diye gülümser. Elif, Tamam, der, biraz kalırım.

Diğerleri gitince İlyas birden Elifin elini tutar. Bütün bu bulaşık bir bahane, sadece seni burada tutmak istedim, der. Elif, Neden? diye sorar, kalbi çarpar. İlyas, Seni gördüm ve yıllardır özlediğimi anladım, diye fısıldar, yanağına dokunur. Dudakları Elifin boynuna yaklaşıp bir an öpüşür. Sen hâlâ genç ve çekici, diye söyler, ceketini çıkarıp Elifi kanepeye atar. Evlilik, başka kadınlar Hepsi birer sahte oyun, ama sen farklısın. Elif, bir çay gibi kaynar bir hisle, Ben eşimi asla aldatmam, diyerek hızla ayağa kalkar, İlyası iterek dışarı fırlar.

Kapı açıldığında Oğuzun telefonu çalar. Canım, seni alacak mıyım? diye seslenir. Elif, Hayır, taksi çağırdım, yakında geliyorum, diye cevap verir, sakin olmaya çalışır. Sabır, der Oğuz, bekliyorum. Taksiye binerken, arka koltuktan İlyasın sesi Boşuna direndin, hâlâ aynı kaldın! diye bağırır. Elif, kapıyı çabuk kapatır, taksi hızla hareket eder. Kalsın, kıskansın, diye düşünür, Artık zincirlerden kurtuldum, sonsuza dek özgürüm.

Rate article
Lifequest
Duyguların Esaretinden Kurtuldum