Kendi Evimizden Kovulmak: Aile İçinde Daire Takası Tartışması ve Beklenmedik Sonuçlar

Biz Sizin Eve Taşınıyoruz

Aysunun şehir merkezinde şahane bir dairesi var. Yepyeni tadilat, gir otur, huzurla yaşa!
Daire sadece bekar bir kadın için güzel, diye hafif küçümseyen bir ifadeyle Zekiyeye baktı Murat, sanki çocuksun der gibi. Ama biz iki, hatta üç çocuk düşünüyoruz. Hepsi peşpeşe olsun, arayı açmayalım.
Merkezde gürültü var, nefes almak zor, park yeri desen yok. Ayrıca orası iki oda. Burada ise üç oda var ve mahalle mis gibi, bahçesinde anaokulu var, çocuk rahat edecek.
Gerçekten mahalle iyi, diye onayladı Serhat, hala kayınbiraderin nereye vardığını anlamamış. Biz de o yüzden bu mahallede kaldık senelerdir.
İşte! Murat parmağını şaklattı. Aysuna da diyorum ki, neden sıkışık bir yerde yaşayalım ki, elimizde hazır çözüm varken?
Siz annenizle birlikte zaten bu evde fazlasınız. Koca evi boşuna işgal ediyorsunuz. Hatta bir odayı depo gibi kullanıyorsunuz zaten. Bize ise biçilmiş kaftan.
Zekiye, elektrikli süpürgeyi antredeki dar dolaba sığdırmaya çalışıyordu.

Süpürge resmen direniyordu. Borusu askılıklara takılıyor, dönüp duruyordu.

Serhat, yardım etsene! diye seslendi odadan. Ya dolap küçüldü ya da ben eşyaları sığdıramaz oldum.

Serhat tam musluğu tamirden çıkmış, banyodan kafasını uzattı.

O, her daim serinkanlı ve biraz yavaştı; Zekiyenin adeta zıddıydı.

Tamam, aşkım, ver bana şunu.

Hiç zorlanmadan, tek hamlede, o ağır süpürgeyi dolabın köşesine yerleştirdi.

Zekiye bir iç çekip omzunu kapıya yasladı.

Şuna bak, koca ev bile yetmiyor bize. Üç oda var, temizlik yapınca her şey dışarı taşacak gibi oluyor.

Çünkü sende biriktirme hastalığı var, güldü Serhat. Üç servis takımına ne gerek var? Yılda yılda iki kez kullanıyoruz.

Kalsınlar, onlar hatıra. Anneannemin evi sonuçta.

Evlendiklerinde Serhatın ailesi gayet adaletli bir paylaşım yapmış: Bu ferah üç odalı eski apartman, sessiz sakin bu mahallede, oğulları Serhata; Aysuna ise şehir merkezinin göbeğinde, iki oda ama lüks bir daire.

Maddi değerleri de denk sayılırdı. Yıllardır kimsenin gönlü kırılmadı, herkes mutlu mutlu yaşadı.

Zekiye sanmıştı ki, hep böyle huzurlu gidecek işler ama

***
Ev temizliği bitti, ortalık toplandı, yorgun argın oturdular. Tam televizyonu açtılar ki, kapı çaldı.

Serhat gidip kapıya baktı.

Kız kardeşim nişanlısıyla gelmiş, dedi karısına, göz ucuyla baktıktan sonra.

İlk giren Aysun oldu, arkasından da Murat geldi, ayaklarını sürüyerek.

Zekiye Muratı toplamda iki kez görmüştü; Aysun, altı ay önce spor salonunda tanışmıştı onunla.

İlk günden pek ısınmamıştı Murata. Bir tuhaf kibri vardı, üstünlük taslayan tavırları. Hem kendisine, hem Serhata tepeden bakıyordu.

Selam! dedi Aysun, abisini öptü, Zekiye’ye sarıldı. Yolumuz buradaydı, uğrayalım dedik. Büyük haberlerimiz var!

Buyurun, gelin, dedi Serhat mutfağa davet ederek. Çay koyayım mı?

Bir su yeter, Murat ev sahibi gibi içeri geçti. Çok ciddi konuşmamız lazım Serhat.

Aslında yol üstündeydik olayı doğru değilmiş. Belli ki bir dertleri var. Boşuna telaşlanmayın, çay ocakta kalmasın. Otur sen.

Zekiye tedirgin oldı bir anda Muratın o sesi hiç güven vermemişti. Neydi ki acaba bu mevzu?

Hadi anlat, dedi Serhat, umursamazca omuz silkerek.

Aysun sanki orada değilmiş gibi telefonuna gömülmüş, nişanlısının konuşmasına izin vermişti.

Murat boğazını temizledi.

Şimdi şöyle, diye başladı. Biz Aysunla nikah için başvurduk. Üç ay sonra düğünümüz var. Biliyorsunuz, ben ciddi adamımdır.

Aile hayatı, mutlu bir yuva, geleceğe yatırım şart. Mevcut ev durumlarımızı biraz değerlendirelim dedik Biz sizin eve taşınıyoruz, siz de bizimkine!

Zekiye şok oldu, önce kocasına, sonra Aysuna baktı. Ama Aysun sosyal medyada gezinmeye devam ediyordu.

Murat, ben tam anlamadım, Serhat kaşlarını çattı. Ne demek istiyorsun?

Açıkça söylüyorum. Mantıklı bir teklif bu. Haydi değişelim!

Biz bu eve geçelim, siz şehir merkezindeki daireye.

Aysun da razı, ikimizin de içi rahat. Daha adil olmaz mı?

Zekiye bir daha şaşırdı.

Adil mi? dedi, hayretle. Cidden ciddi misin? Sen bizim evimize gelip, sırf çocuk yapmak istiyorsun diye bizim taşınmamızı mı istiyorsun?

O kadar da keskin konuşma Zekiye. Gerçekçi bakıyorum. Sizin bir çocuğunuz var, tekrar çocuk yapmayı da düşünmüyorsunuz, bildiğim kadarıyla.

Boşuna o kadar odaya gerek yok. Verimsiz. Bize ise hayat lazım, gelecek lazım.

Gelecekmiş, bak hele! Zekiye sandalyeden fırladı. Serhat, duyuyor musun şu deli saçmasını?

Serhat elini kaldırdı, eşinin konuşmasını işaretle kesti.

Murat, sana hatırlatayım; bu evi bana ailem verdi. Aynı şekilde Aysuna da kendi evini verdiler.

Beş senedir bu evde ne çektiysek birlikte çapalayarak yaptık, ufacık bir lamba için günlerce beraber gezmiştik. Kızımız burada büyüdü, odası burada, komşularını, arkadaşlarını biliyor.

Sen diyorsun ki, kalk merkezi en güzel yerdeki eve geçin, çünkü sana öyle uygun geliyor?

Abartıyorsun, Serhat, Murat rahatça arkaya yaslandı. Sonuçta akrabayız. Aysun senin canın kanın. Kız kardeşinin evliliği seni hiç mi ilgilendirmiyor?

Kaldı ki, ben çok iyi şartlar sunuyorum. Merkezi yerde ev… Kıymeti de yükseliyor, ben baktım fiyatlara.

Bak bak, daha evlenmeden evi gözüne kestirmiş! Serhat gülümsedi. Daha nişanı zar zor taktın, şimdiden gözün evde!

Aysun sonunda kafasını kaldırdı.

Off ya, neden tartışıyorsunuz? diye mızmızlandı. Murat sadece her şey daha iyi olsun diye uğraşıyor.

Bebek olursa iki odada yaşanmaz. Sizin burası gerçekten de devasa. Annem de hep, Aile her şeydir derdi Serhat, unuttun mu bunu?

Annen fedakarlık başka bir şeydi, Aysuncuğum. Birini evinden etmek değil! Zekiye lafın altını çizdi. Nişanlın ne saçmalıyor, farkında mısın?

O kadar da abartıyorsun, dedi Aysun. Haklı aslında. Burası size fazla büyük.

Değil! dedi Zekiye neredeyse bağırarak. Burası benim ofisim. Ben burada çalışıyorum, unuttun mu?

Çalışıyorsun, diye burun kıvırdı Murat. İnternette resim paylaşıyorsun işte, Aysun öyle söyledi. Çok lazımsa laptopu al, mutfakta otur.

Serhat ağır ağır kalktı.

Tamam, dedi kısık sesle. Bu muhabbet bitti. Kalkın, gidin.

Noldu Serhat ya, Murat istifini bozmadı. Gayet güzel konuşuyorduk, aile içinde yani.

Güzel mi? Serhat üzerine yürüdü. Evimi istiyorsun, eşime laf ediyorsun, kızıma nerede yaşayacağını söylüyorsun. Biraz vicdanın var mı senin?

Vicdan ne arar? dedi Zekiye, Serhatın yanında durarak. Daha ev halkı olmadı, mal paylaşımı yapıyor.

Aysun sen hiç mi anlamıyorsun yanındaki adamı? Seni de kendi evinden çıkarır bu.

Ağzını topla! Aysun da ayağa fırladı. Murat bana değer veriyor, geleceğimizi düşünüyor!

Ama siz… köşe başlarına yapışmış karamsar insanlar oldunuz.

Kardeş dediğin bu mu?

Asıl cimri, senin müstakbel eşin, Serhat kapıyı gösterdi. Yeterince net olmak için bir daha tekrarlıyorum: Çıkın dışarı.

O ev değiş tokuşunu da hemen unutun. Bir daha açarsan, yollarımız ayrılır.

Murat omuzlarını silkti, yakasının düğmesini düzeltti. Hiç rahatsız değildi, yalnızca öfkeli.

Yanlış yapıyorsun Serhat. Anlaşabilirdik. Madem inatçısın

Aysun, kalk gidiyoruz!

Kapı kapanınca, Zekiye yığıldı kanepeye. Tir tir titriyordu.

Ya duydun mu? Şunu duydun mu? gözleri faltaşı gibi açılmış kocasına baktı. Bu ne biçim yüzsüzlük? Kim ki bu adam?

Serhat pencereye yürüdü, Muratın alt kata inip arabasının kapısını açtığını izledi, sahiplendiği gibi Oyaya laf anlatıyordu.

Biliyor musun, dedi sonra ağır ağır. Aysun gerçekten haklı sanıyor onun dediklerini.

Hep biraz saftı ama bu kadarını beklemezdim.

Beyni yıkanmış resmen! dedi Zekiye. Serhat, annene, babana MURATın planlarını anlatmak lazım!

Dur, dedi Serhat. Önce bir Aysunu arayayım. O yokken, tek başına bir konuşalım.

Numarayı çevirdi, telefon uzun uzun çaldı, Aysun açtığında sesi ağlamaklıydı.

Efendim

Aysun, bak şimdi beni iyi dinle. Yanında o mu?

Ne olacak?

Varsa, aç sesini, o da duysun.

Yanımda değil, dedi Aysun, hıçkırdı. Beni apartmanın önünde bıraktı. Sinirlenmiş, senin ailen çok bencil diye.

Serhat, siz niye böyle oldunuz? O sadece her şey kusursuz olsun istiyor.

Aysun, uyan artık! neredeyse bağırdı Serhat. Ne kusuru?! Adam benden ev istiyor!

Kendi evinin bile hakkında sana danışmadan karar alıyor, anlamıyor musun?

Daha evlendiniz mi ki, bunları konuşmadı bile!

Uzun bir sessizlik oldu.

Hayır, dedi Aysun, kısık sesle. Herkese sürprizim var, dedi sadece.

Güzel sürpriz. Hem senin, hem benim hayatıma sahip çıkacak yani.

Aysun, kiminle evleniyorsun sen? Açgözlü bir adam.

Bugün evini isteyecek, yarın araban küçük, öbür gün babanlar yazlığı bana devretsin, hava lazım diyecek.

Böyle deme, Aysunun sesi titriyordu. Seviyor beni.

Seven insan böyle tartışma çıkarmaz. Özellikle de bizi birbirimize kırdırmaz.

Zekiye hala kendine gelemedi. Sen farkında mısın, bizi dağıtmak istedi?

Konuşurum Muratla, dedi Aysun tam inanmadan.

Konuş. Kafanı da iki kere düşünmeden nikaha gitme.

Serhat telefonu kapatıp kanepeye fırlattı.

Ne dedi? diye fısıldadı Zekiye.

Bilmiyormuş. Sürpriz hazırlamış Murat.

Zekiye acı acı gülümsedi.

Herkese yerini gösteren adam işte odalar buraya, insanlar oraya. Pes!

Olsun, dizine yasladı Serhat elini. Ev mesele değil, burası kalacak. Ama kız kardeşime çok üzülüyorum. Bunun yolunda iş çıkmaz.

***
Korkulan olmadı. Düğün olmadı.

Murat o akşam Aysunu terk etmiş. Aysun paramparça halde gece yarısı gelip her şeyi anlattı.

Murat eve uğrar uğramaz eşyalarını toplamış. Aysun sormuş, Ne oldu? diye.

Murat, böyle cimri insanlarla akraba olmak istemem dedi.

Annene babana güvenilmez, dedi, hıçkıra hıçkıra anlatıyordu Aysun. Çocuklara bile bakmazlar, istesek para vermezlermiş.

Boşver Aysuncuğum, dedi Zekiye, sinirli ama sevgiyle. Böyle adamdan sana hayır gelmez.

O aileye sahip çıkmaz, kendinden başkasını düşünmez. Bırak gitsin, hayatını mahvetme!

Aysun birkaç ay çok üzüldü. Sonra yavaş yavaş toparladı.

Kendine gelmesi geç oldu ama en azından zamanında kurtuldu. Evlenseydi, tam bir kabus olurdu. Bahtı açıkmış, şükür!

Rate article
Lifequest
Kendi Evimizden Kovulmak: Aile İçinde Daire Takası Tartışması ve Beklenmedik Sonuçlar