Artık her hafta sonu bize gelmelerinden gerçekten bıktım!
Belki siz de şu dünyada her şeyin kendisinin etrafında döndüğüne inanan, başkalarının da işleri olabileceğine hiç aldırmadan hareket eden insan tipinden birini tanıyorsunuzdur. Benim eltimin ailesi tam da böyle: eşim, eltimin eşi, onların iki çocuğu ve eltimin erkek kardeşiyle birlikte her hafta sonu bütün takımı toplayıp bize geliyorlar. Misafirliğe mi gelsek, seni rahatsız eder miyiz? diye sormak bile yok. Hafta sonu olur olmaz sanki ev onlarınmış gibi kapıdan dalıyorlar, yatılı kalmaları da cabası.
Bu curcuna neredeyse bir yıldır devam ediyor ve inanın artık yeter dedim kendime. Misafir ağırlamayı severim, hatta bazen keyifli de olur, ama her şeyin bir sınırı var! Zaten bütün hafta işte koşturup duruyorum, haftasonu azıcık dinginlik hayal ederken yine mutfağın yolunu tutup, habire yemek pişiriyor, sohbet etmeye çalışıyor ve misafirler gidince ardımda çarşaf yığınları, bulaşıklar kalıyor. İnsanın işleri birikiyor, kendine zaman ayıramıyor.
Her hafta sonu bunlar yaşanınca kendime hep aynı soruyu sordum: Hiç mi akıllarına gelmiyor, davet etmediğim insan olarak bu kadar sık gelmek ayıp değil mi diye? Belki arada sırada gelseler ses çıkarmazdım ama ayda üç kez bu kadarı gerçekten fazla. Eşimle birlikte biz asla kimsenin evine habersiz bu şekilde gitmeyiz. Diyorum ki arada bir biz de onlara gitsek, belki böylesi misafirliğin tadına varmış olurlar!
Eşime defalarca söyledim, git konuş lütfen dedim. Ama o hep, Ya kırılırlarsa, ayıp olur şimdi deyip geçiştiriyor. Bazen de düşünüyorum, belki de umduğumdan fazla keyfi yerinde, ondan böyle. Eşim elini taşın altına koymayınca ben çareyi kendim bulmak zorunda kaldım.
Önce hafta sonları yemek yapmayı bıraktım. Gelen misafirler dedim ki, ne varsa buzdolabında, haftadan kalan, onları bitirin. Eğer aç kalırsanız, kendiniz de bir şeyler pişirebilirsiniz. Ben azla da yetinirim, gerekirse yemem.
Bir gün yine geldiklerinde, yemek masasında kenetlenip bana bakıyorlar. Dedim ki, bugün yemek yok, açsanız mutfak sizin. Hepsi birbirine baktı, başlarını eğdi, kimse bir şey pişirmedi; birer bardak çay içip odalarına çekildiler.
Bununla da kalmadım, artık onların geleceği zamanlarda bütün evi dip köşe temizlemeyi de bıraktım. Bir gün eltimin kızı sordu: Beyaz çoraplarım neden gri oldu? Dedim ki, Kusura bakma, bu hafta yerleri silemedim, istersen banyo köşesinde kova ve paspas var, kendin temizleyebilirsin. O günden sonra bana bir daha böyle şeylerle gelmedi.
Ve bence en önemli değişikliği burada yaptım: Kendimi arka planda bırakmayı bıraktım. Artık sırf misafirler geldi diye planlarımı iptal etmiyorum. Çünkü ben de kendi özel hayatıma sahip olmaya, sevdiğim insanlarla zaman geçirmeye hakkım var. Konuklar gelince bir saat kadar oturuyorum, sonra da kibarca izin isteyip kendi işlerime dönüyorum. Eşim isterse ilgilensin. Eğer planım dosdoğru bir temizlik yapmaksa, temizlik bahanesiyle yanlarından ayrılıyorum.
Bir keresinde, yine böyle bir hafta sonundan sonra eltimin eşi eşime dönüp, Galiba buradaki süremiz doldu, öyle mi? dedi. Nasıl da anlamış! O günden sonra misafirlerimiz ancak önceden konuşup, haber vererek ve asla yatılı kalmadan geliyorlar. Ziyaretleri de oldukça seyrekleşti. Hiç siz böyle bir durum yaşadınız mı, nasıl bir çözüm yolu buldunuz?




