Günlük 15 Eylül
Evde bugün yine huzur yoktu. Bir süredir içimde tuttuğum duyguları yazmak istiyorum, belki düzenli bir şekilde anlatınca içim ferahlar. Baştan başlayayım
Geçen yıl, eşimin babaannesi vefat edince Nazımla birlikte köydeki eski evi miras olarak aldık. Kayınvalidem hemen şehir hayatına alıştığı için Beni bu işlere karıştırmayın, dedi. Kendi arasında Nazımla ablası Fidana Paylaşın, ne yapacaksanız yapın, dedi. Evin iki ayrı girişi olduğu için, iki aile rahat rahat yaşayabilirdi. Bahçe ve arka taraf ortak kullanımdaydı; her iki bölümdeki oda sayısı da eşitti. Biz o sıralar bir artı bir kiralık evde dört duvara tıkılıp yaşıyorduk ve bir türlü nefes alamıyorduk. Uzun zamandır hayalini kurduğumuz ev buydu işte. Sıfırdan ev inşa etmek ise neredeyse imkânsız maliyetteydi.
Nazım, Fidanın eşi Metinle beraber çatı ve temel yenileme için para biriktirmiş, tamiratı başlatmışlardı. Biz de Fidana ve Metine, İsterseniz evi tamamen birlikte yenileyelim; masraf da az olur, iş bölüşürüz, dedik. Fidan pek oralı olmadı: Ben bu harabeye para mı yatıracağım, yazları iki mangal yapıp dinlenip döneceğim, dedi. Metin ise her zamanki gibi sessiz kalıp eşinin peşine takıldı.
Bizim için bu ev yazlık değildi tabii, hayatımızı burada kurmak istiyorduk. Her gün işe arabayla gidip gelmek kolaydı çünkü köy şehirden çok uzak değildi. Dört yıl boyunca neredeyse harcayabileceğimiz tüm birikimi, üzerine bankadan kredi alarak harcadık. Banyomuzu yaptırdık, doğalgaz döşettirdik, elektrikleri değiştirdik, cam balkonu ekledik; evi baştan aşağı sıfırladık neredeyse. Gecemizi gündüzümüze katarak uğraştık. Bazen Acaba bu işin sonu gelecek mi? diye düşündüm ama inatla devam ettik. Biz bunlarla uğraşırken Fidan her fırsatta tatildeydi. Malasef, ne yaptığımızı merak etti ne kendi bölümüne göz attı. Onun hayatı daha serbestti, rahatına fazlasıyla düşkündü.
Birkaç yıl sonra Fidanın bir çocuğu oldu ve doğum iznine ayrıldı. Gelirleri biraz azalınca, aklına birden yarı hisse sahibi olduğu ev geldi. Küçük çocukla apartmanda günü geçirmek zordu; köyde bol bol koşup oynayabileceği alan vardı. O sıralar biz yeni eve yerleşmiştik, kendi dairemizi de başkasına kiraya vermiştik. Onların bölümüne asla dokunmadık ama senelerce bakımsız kalınca neredeyse çürümüş. O evde, ne ısınma vardı ne doğru düzgün tuvalet. Yine de Fidan, bir valizle çıktı geldi Bir hafta kalalım, dedi. Kırmamak için kabul etmek zorunda kaldım.
Fakat çocuğu çok yaramaz; Fidan ise sorumluluk almaya alışık değil. Tüm gün etrafa bağırıyor, evi dağıtıyor, hiç kimseyi umursamıyordu. Evden çalışırken bu kaos beni çıldırttığı için, bir süre arkadaşım Esranın yanına taşındım. Esra şehir dışına gidiyordu, ona da evine göz kulak olmak iyi geldi.
Dönmek için neredeyse bir ay sonra fırsatım oldu. Önce Esrada bir hafta kaldım, ardından annem hastalanınca ona bakmaya gittim. O hengamede Fidanı unutmuştum bile; Nasıl olsa dönmüştür, diye düşünüyordum. Eve döndüğümde Fidan hâlâ oradaydı! Salonda keyif yapıyordu, sanki evi devralmış gibi rahat.
Kendisine ne zaman gideceğini sordum. Nereye gideyim ki? Çocuğum var, burada rahatıma bakıyorum, dedi. Yarın seni şehre götüreceğiz, diye kestirip attım. Gitmek istemiyorum, dedi. Kendi bölümünü bu zamandır temizlemeye bile tenezzül etmedin. Burası otel değil! diye çıkıştım. Beni nasıl kovarsın? Burası benim de evim! dedi. Senin evin öbür tarafta, ister orada ister şehirde ne yaparsan yap, dedim. Tartışmamız büyüdü. Beni eşime şikâyet ederek aramızı açmaya çalıştı. Neyse ki Nazım da haklı olduğumu söyledi. Fidan suratını asıp gitti. Çok geçmeden kayınvalidem aramaya başladı.
Neden Fidanı evden attın? O evin yarısı onun, dedi. Nazım ise, Kendi bölümünde kraliçe gibi yaşayabilirdi, dört yıldır para harcamadı orayı bakımsız bıraktı. Beraber yenileyelim dedik, kabul etmedi. Şimdi niye bize yükleniyorsunuz? diyerek durumu açıkladı. Tartışmanın sonu gelmedi.
Sonunda Fidana, Sen kendi hissenin parasını bize sat, tüm sorunu kökünden çözelim, dedik. Tabii, istedigi fiyatla neredeyse yeni bir ev alınır! Bu seçeneğe hayır dedik. İyice huzur kalmadı. Aramız bozuldu, kayınvalide sürekli trip atmaya, Fidan da sorun çıkarmaya başladı. Geldiklerinde bahçede gürültü yapıp orayı burayı kırıyorlar. Sonunda kesin çözüm olarak bahçeye yüksek bir çit çekmeye karar verdik. Artık uzlaşmak yok; bunu Fidan kendisi istedi.
Duygusal anlamda tükenmiş gibiyim. Yıllarca ev hayali kurduk, emek verdik. Şimdi ise aile huzuru uğruna savaş halindeyiz. Bütün bu yaşananlar bana bir kez daha gösterdi ki, herkesin emeği, herkesin evi kendine. O yüzden ayakta kalabilmek için bazen kalın bir duvar şart.




