O yıllardan birinde, şimdi geriye dönüp baktığımda zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark ediyorum. Gözümde canlanıyor; İstanbulun kış gecelerinden biriydi. Yalnızlık, insanın üzerine çöken bir ağırlık gibi olur bazen. Benim de öyleydi. Ailemdeki herkes evlenmiş, yuva kurmuştu; hatta küçük kardeşim bile iki çocuk babasıydı. Bense henüz evlenememiştim. Doğru bir hayat arkadaşı bulmak bir türlü nasip olmamıştı. Her bayramda, akraba buluşmasında Ne zaman evleniyorsun, oğlum? diye sorulurdu. Ben ise kırkıma yaklaşırken artık bekârlıktan yorulmuştum.
Bir gece, Taksimdeki bir meyhanede, iş arkadaşlarımdan Keremi gördüm. Yanında hoş bir hanım vardı. Masalarına doğru yaklaşıp selam verdim. Samimi bir ortam oluştu.
Kerem, ne güzel seni görmek. Hayırdır? dedim.
Merhaba, Oğuz. Yanımdaki dostum. Kız arkadaşı İstanbula gezmeye geldi, biz de dışarı çıktık, dedi Kerem.
Bizi tanıştırmayacak mısın? dedim.
Tabii, bu Nilüfer.
Hoş geldin İstanbula, Nilüfer. Ben Oğuz.
Çok memnun oldum. Yeni dostlar tanımak güzel olur, dedi Nilüfer.
Dost olalım mı? diye sordum.
Memnuniyetle! dedi gülümseyerek.
Nilüfer hem alçakgönüllü hem de zarif bir insandı. Üzerinde şehirli bir duruş vardı, sohbetiyle kendine çekiyordu. Kısa bir sohbetten sonra, Nilüferin bir kızı olduğunu öğrendim. Lise çağındaymış. İlk başta tereddüt ettim; ama sonra düşündüm, evlenmek için artık zaman kaybetmemek gerektiğini hissettim.
Bir müddet sonra evlendik. Güzel bir hayat kurduk. Nilüferin kızı Elif, okuluna ve kurslarına gidiyor, yaz tatillerinde ise köye annesinin annesine, yani büyükannesine gönderiliyordu.
Nilüfer çalışmaya gerek görmüyordu. Çünkü ben iyi kazanıyordum; maaşım ailemizi rahatça geçindirmeye yetiyordu. Ancak zamanla, Nilüferin beklentileri artmaya başladı. Sürekli kızına ek dersler, özel kurslar, müzik faaliyetleri istiyordu.
Bir gün bana yine, Oğuz, ek kurslar için para gerekiyor, biraz fazlasını verebilir misin? dedi.
Tabii, biliyorsun; çocukların eğitimi önemlidir, dedim.
Ama artık istediği para miktarları büyüyordu. Market alışverişi, ev masrafı dışında talepler bitmiyordu. Bir akşam sabrım taştı, derdimi açmak zorunda hissettim kendimi:
Nilüfer, okuldan öğretmen dün aradı. Bir gezi düzenliyorlarmış.
Evet, dedi.
Kızın da gitmek istiyor. Ama bu defa istenen miktar epey fazla. Elif gitmezse kötü mü olur? Diğerleri katılacakmış. Karar vermemiz lazım, dedi endişeyle.
Nilüfer, bu tür harcamalar artık gerçekten fazla oluyor. Peki Elifin babası neden hiçbir katkı sağlamıyor?
Bunu baştan biliyordun Oğuz. Evlenirken vaziyet buydu. Madem bencil olacaktın, benimle birlik olmazdın. Çok kırıldım!
Nilüfer konuşmasını bitirince gözyaşları içinde odasına kapanıp konuşmak istemedi. Ona gidip özür dilemek istedim. İstediğini verdim ama kalbimde buruk bir iz kaldı. Yine anlam veremiyordum; Elifin babası bir kenarda duruyor, sorumluluk almıyordu. Bir kez daha mevzuyu açmak gerektiğini hissettim.
Nilüfer, gerçekten kırmak istemiyorum. Kavga etmek istemiyorum. Ama neden Elifin babası hiç katkı yapmıyor? diye sordum.
Onun yardımını kabul etmiyorum. Ben kendim üstleniyorum, dedi kararlılıkla.
Bu bana biraz garip geliyor. Elifin babası hiçbir şey umursamıyor ama ben sürekli destek olmak zorundayım. Sanki yabancı gibi hissediyorum, dedim.
Sen kendini yabancı mı hissediyorsun? dedi Nilüfer. Ben yıllarca kızım için en iyisini düşünüyordum. Sen de ailemizden biri oldun diye sanmıştım.
Beni suçlama. Ben de insanım, dedim.
Sorun değil. Eski kocama gitmem. Eğer istemiyorsan bundan sonra hiçbir şey talep etmem. Gerekirse çalışırım. Ama kimseye minnet etmeyeceğim. Eğer artık sorumluluk almak istemiyorsan, yollarımızı ayıralım! dedi sertçe.
Neden öyle kızdın? Oturup sakince konuşabiliriz.
Artık konuşacak bir şey kalmadı. Ben yatacağım. İstersen oturma odasına geç. Şimdi konuşmak istemiyorum.
O gece salonda kanepede uyudum. Sabaha kadar dönüp durdum; kafamda düşünceler. Nilüferin gururu çok yüksekti, Elifle aramda daima bir mesafe olacaktı. Zaman ilerledikçe harcamalar da artacak, babası ise hiçbir şey umursamayacaktı. Bir keresinde Nilüferin bilgisayarında eski eşiyle ilgili bir fotoğraf gördüm; son model bir araba, şık giysiler. Demek ki maddi durumu iyiydi. Kızının ihtiyaçlarını rahatça karşılayabilirdi. Esas sorun Nilüferin gururuydu. Ve son çare olarak, eski kocasıyla yüz yüze konuşmaya karar verdim…




