Adam, karısını eğitmek için sevgilisine bir haftalığına gitti; döndüğünde apartmanın önünde şok oldu!

Kemal bir hafta boyunca sevgilisiyle kalmak, karısını yetiştirmek için ayrıldı. Döndüğünde ise apartmanın önünde bir kalabalık bekliyordu.

Elif, telefonunu eline alıp hızlıca bir şeyler yazıyordu. Yüzü gergin, kaşları çatılmıştı. Elif, bu akşamlara alışmıştıKemal saatlerce telefonda oturur, sorulara cevap vermez, etrafında olup biteni bile fark etmezdi.

Kemal, akşam yemeğe ne zaman oturacağız? diye sordu Elif, pencereden uzaklaşarak.

Sonra, diye kısa bir cevap verdi adam, başını bile kaldırmadan.

Elif iç çekti ve mutfağa yöneldi. Onların iki odalı dairesi, Elifin anne ve babasından kalan mirastı. Baba beş yıl önce, anne iki yıl sonra vefat etmişti. Daire, Elifin adıyla, miras sürecini uzatmadan düzenlenmişti. Evlenince Kemal Elifin yanına taşındı; kiraya çıkmak pahalıydı, bu yüzden bu geniş ve rahat yer tercih edilmişti.

İlk yıllar sakindi. Kemal bir inşaat firmasında yönetici, Elif ise bir ortaokul öğretmeniydi. Akşamları parkta yürür, hafta sonları şehre dışarı çıkar, gelecek planları yaparlardı. Zamanla bir şeyler değişti. Kemal sinirli, kırıntılara takılan bir hâle geldi.

Neden bu yoğurdu aldın? diye açtığı buzdolabını kapatırken sordu. Ben sana tadını beğenmediğimi söylemiştim.

Kemal, sen bir şey söylemedin, diye sakin yanıtladı Elif. Bir dahaki sefere başka bir şey alırım.

Her defasında kendi bildiğin gibi yapıyorsun! diye bağırdı adam, buzdolabı kapısını çarpıp kapattı.

Elif bu eleştiriyi nereden geldiğini anlamıyordu. Daha önce yoğurttan şikayet etmezdi; şimdi her küçük şey bir problem kaynağı hâline gelmişti.

İlişki gerildi; Kemal Elifin bağımsızlığından şikayet eder, kararlarını kendisine danışmadan almasını hoş karşılamazdı. Tatil yeri, ev eşyası, hafta sonu buluşmasıher şey Kemalin öfkesini tetikliyordu.

Sen benim fikrimi bile sormadın! diye bağırdı Kemal, Elif bir tiyatro bileti aldığını söylediğinde.

Kemal, ben bu oyunu bir ay önce sana önerdim, diye şaşkınlıkla yanıtladı Elif. Sen de gitmek güzel olur dedin.

Ama tarihi netleştirmeliydin! diyerek ısrar etti; Cumaya başka planlarım olabilir.

Ne plan? diye sordu Elif. Sen kanepede uzanıp televizyon izlemeyi planlıyordun.

Kemal kızardı, odadan çıktı ve kapıyı çarptı. Elif, salon ortasında ne olduğunu anlamadan durdu. Eskiden bu sürprizler ona sevinç verir, şimdi her girişimi Kemalin öfkesini körüklüyordu.

En çok kızgınlık, kayınvalidesiyle ilgili konularda ortaya çıktı. Fatma, Kemalin annesi, şehrin dışındaki bir müstakil evde yaşıyordu, sık sık telefon edip ziyaret etmesini isterdi. Kemal hafta sonları annesine gider, Elif ise evde kalırdı. Son aylarda bu ziyaretler yorucu hâle geldi.

Fatma sürekli sağlığından şikayet eder, bahçeye yardım, çitin tamiri, çatıdaki eşyaları taşıma gibi isteklerde bulunurdu. Kemal sessizce hepsini yapar, Elif ev işlerine yardımcı olurdu. Hafta sonları iş gününe dönüş gibi olur, pazar akşamına kadar bitkin düşerlerdi.

Kemal, bu hafta evde kalalım mı? diye sordu Elif bir perşembede. Yorgunum, biraz dinlenmek istiyorum.

Nasıl yani evde kalalım? diye öfkeyle karşılık verdi. Annem bizi bekliyor.

O haftada bir haftada bekliyor, dedi Elif yorgun bir şekilde. Bir sonraki haftasonu gelince de gidebiliriz.

Hayır, diye sertçe kesip sözdü Kemal. Her zamanki gibi cumaya gideceğiz.

Ama ben istemiyorum, dedi Elif kararlı. Evde kalıp dinlenmek istiyorum.

Kemal yavaşça kanepeden kalktı. Yüzü kızardı, yumrukları sıkıldı.

Yani anneme gitmek istemiyorsun?

Kalıcı olarak reddetmiyorum, dedi Elif, sadece bir hafta kaçamak istiyorum. Tek başına gidebilirsin, istersen.

Tek başına mı? bağırdı Kemal. Annem bizim ortak ailemiz! Sen benimle birlikte gitmek zorundasın!

Kemal, bağırma, dedi Elif sakin bir sesle. Normal bir şekilde konuşabiliriz.

Konuşulacak bir şey yok! diye çığlık attı Kemal. Sen artık kontrolsüz bir hal aldın! Bana göre seni yöneten sen misin, yoksa daire mi?

Elif sarsıldı. İlk defa Kemal dairenin sahibi olduğundan bahsetti; yani onun mutsuzluğu sadece kayınvalidesinden değil, başka bir evde yaşadığı huzursuzluktan da kaynaklanıyordu.

Kemal, sana asla komuta etmedim, dedi Elif sessizce. Dairenin kime ait olduğu burada bir şey ifade etmiyor.

Her şey! diye bağırdı adam. Sen bir hanımefendi gibi davranıyorsun, ben ise sadece bir konuk! Belki de gitmeliyim, senin olmadan ne kadar kötü olduğunu görmeliyim!

Herkes istediği gibi davranabilir, diye cevaptı Elif.

Kemal dondu, Elife bakıyordu. Gözlerinde hıçkırık bir umut, bir yanda kırgınlık, bir yanda ise hayal kırıklığı vardı.

Öyle mi? sızlandı sesi kırpılmış gibi. Yani umurumda değil mi?

Umurumda değil demedim, yanıtladı Elif. Ama tehditlerle bir şeyi çözemezsin.

Bu bir tehdit değil! diye bağırdı Kemal. Başka birinin yanına otururum, belki o zaman anlayacaksın!

Elif, yüzündeki renk akmaya başladı; başka birinin varlığı mı vardı? Tüm bu saatler, telefon konuşmaları, sürekli sinirlilik bir tabloyu tamamlıyordu.

Anladım, dedi tek kelimeyle.

Kemal çantasını alıp yatak odasına gitti. Birkaç dakika sonra çantasını kapıdan çıkararak, sert adımlarla ayrıldı.

Bakalım yalnız kalınca nasıl şarkı söyleyeceksin, diye bağırdı çantasının fermuarını kapatırken.

Elif cevap vermedi. Kemal ceketi giydi, çantayı kapıya yaklaştırdı ve durdu:

Bir hafta içinde toparlanırsın, dedi ve kapıyı çarparak kapattı.

Sesler çınladı, Elif koridorun ortasında durdu, elleri titredi, içi boşlukla doldu. Yavaşça oturma odasına yürüdü, kanepeye oturdu.

Kemal gerçekten başka bir kadına gitti; Elifi eğitmek için. O da ona kendisine ne kadar borçlu olduğunu göstermek istiyordu. Elif, tek bir noktaya bakıp kendi içinde yanıp tutuşan bir kızgınlığı hissediyordu; aynı zamanda bir rahatlama da geliyordu. Son aylardaki gerginlik, tartışma ve küfürler artık yoktu, ev sessizdi.

Telefon çaldı, saat on civarıydı. Arkadaşından Canan aramıştı.

Elif, nasılsın? diye endişeyle sordu.

İyiyim, dedi Elif. Kemal gitti.

Biliyordum. Onu kahvehanede gördüm, bir kadınla oturuyordu. İlk başta düşündüm ki hayal mi, ama sonra yakından baktım, kesin onmuş.

Elif gözlerini kapattı. Demek ki sadece bir tehdit değilmiş, gerçekten kaçmış.

Elif, duyuyor musun? diye telaşla sordu Canan.

Evet, teşekkür ederim. dedi. Bırak.

Gelmek ister misin? diye ısrar etti Canan.

Hayır. diyerek kapattı.

Kemal, bir sevgiliye kaçmış; uzun bir mesajlaşma, saklanma ve sinirlilik sonrası artık her şey açık bir şekilde ortaya çıktı.

Elif oturumu çözdü, çamaşır odasındaki dolabı açtı; Kemalin birkaç eşyası hâlâ duruyordu. Kemal sadece gerekli olanları almış, bir hafta içinde geri dönmeyi planlamıştı. Elif ise bir çilingir çağırdı. 24 saat içinde bir saat içinde gelmesi sözü verilmişti.

Merhaba, akşam kaçta geliyorsunuz? diye soruldu telefonda.

Şimdi hemen, adresi söyleyin. cevapladı.

Elif adresi verdi, çilingir kırk dakikada geldi. Eski kilidi inceledi, daha sağlam bir kilit taktı. Elif tamam dedi, çilingir gitti. Çamaşır odasına gidip Kemalin çantalarını topladı: gömlekler, kot pantolon, kazaklar, ayakkabılar, kitaplar, tıraş makinesi. Hepsini iki büyük bavula doldurdu, sessizce, düşünmeden.

Bitti, dedi çilingir, yeni anahtarları teslim ederken.

Elif parayı verdi, kapıyı yeni kilidiyle kilitledi, sırtını duvara yasladı. Kemal artık içeri giremezdi; eski anahtarlar artık işe yaramazdı.

Elif bavullara baktı, yarın sabahını binanın önüne götürecekti. Şimdi sadece yatıp uyumak istiyordu, günün bütün tartışmalarını unutmak. Pijama giydi, yatağa uzandı, gözlerini kapattı. Yarın, kocadan uzak, sessiz bir sabah olacaktı.

Bir hafta sessiz geçti. Elif işe gitti, eve döndü, yalnız kendine akşam yemeği hazırladı. Akşamları kitap okudu, dizileri izledi; kimse kapıyı çalmıyor, kimse bağırmıyordu.

Pazartesi sabahı Elif, Kemalin bavullarını binanın önüne koydu. Yanına bir paket de koydu; içinde Kemalin sigorta poliçesi, iş belgeleri, eski makbuzlar…

Komşu, 1. katta oturan Rukiye Hanım, bavulları gördü.

Elif, bu bavullar neyin nesi? diye sordu.

Kemalin eşyaları, diye kısa yanıtladı Elif.

Ah, anladım, diye başını salladı. Gençler artık başlarıyla iş yapmıyor, sıkıntı olmadan yaşıyorlar.

Elif detaylara girmeden gitti işine. Gün bütün ders, defter kontrolü, meslektaşlarıyla sohbetle geçti. Evde kimse yoktu, bu garip bir rahatlıktı.

Salı akşamı Canan aradı.

Elif, nasılsın? Kemal bir şey söyledi mi?

Hayır, dedi sakin. Ve söylemesin.

Bavullar hâlâ dışarıda mı?

Evet.

O zaman henüz dönmemiş demektir, dedim. Belki de sevgilisiyle kalıcı kalmıştır?

Umurumda değil, dedi Elif. Ne isterse yaşayabilir.

Canan bir an duraksadı, sonra:

Doğru. Peşinden koşma. Kendi başına kalmaya alıştı.

Elif, pencere kenarında çayını yudumlarken yağmurlu bir akşam izledi. Dışarıda yapraklar asfaltı ıslatıyor, sonbahar kendini gösteriyordu. Eskiden bu hava hüzün getirirdi; şimdi sakin bir huzur veriyordu.

Çarşamba günü Elif iş çıkışı markete gitti, sadece kendine bir dilim peynir, bir paket makarna, salata malzemeleri aldı. Eskiden iki katı alırdı, artık sadece ihtiyacı kadar alıyordu.

Perşembe ve Cuma da aynı tempoda geçti; Elif yalnızlığa alıştı, sabahları ayaklarını çabuk giyip işe gitti, ayakkabılarını girişte bulamıyordu, bulaşık yığınına takılmıyordu. Akşamları sessiz, horoz sesleri yoktu, horlama sesi duymuyordu.

Cumartesi, büyük bir temizlik yaptı; zemini silip, tozu aldı, çamaşır yıkadı. Akşamüstü ev parladı. Duş aldı, kahve yaptı, koltuğa oturdu kitabıyla. Dışarıda ışıklar yanıyordu, sokak lambaları titriyordu.

Aynı anda, Kemal sevgilisinin evinde oturmuş, bir viski yudumluyordu.

Görürsün, bir hafta içinde beni arar, diye kendinden emin bir sesle konuştu. Evde ben bekleniyorum. Elif, benden ayrı kalınca ne yapacağını bilemez.

Sevgilisi, Hande, bir fitness salonunda yöneticilik yapıyordu, Eliften beş yaş küçüktü. Üç ay önce tanışmış, spor salonu üyeliği üzerinden mesajlaşmış, birkaç kez kafede buluşmuşlardı. Şimdi Kemal bir hafta boyunca Handenin evinde kalmış, eğitmek için.

Aramazsa ne olur? diye sordu Hande, telefonu karıştırırken.

Arar, diyerek emin bir şekilde yanıtladı Kemal. O da alışık, yanımda olana. Kirayı ödeyecek, ampulü değiştirecek, bana ihtiyacı var.

Hande omuz silkti. Kız arkadaşının gelmesi, gitmesi umurunda değildi. Bir hafta sona ermişti, artık gidecek zamanı gelmişti. Kemal, sürekli şikayet eden, Elifi eleştiren bir ev arkadaşı hâline gelmişti; Hande bu halden sıkılmıştı.

Pazar akşamı Kemal çantasını topladı, eve dönmek için otobüse bindi. Kendini, Elifin gözyaşlarıyla karşılacağı, üzülüp özür dileyip her şeyi düzelteceği bir sahne hayal etti. Otobüs durağında inip, binanın önüne yürüdü, üçüncü kata çıktı, dairesinin kapısına geldi, anahtarı eline aldı.

Anahtarı çevirince kilit takıldı; kapı açılmadı. Bir kez, iki kez denedi, aynı sonuç.

Ne lan, homurdandı Kemal.

Kapıya bakıp durdu; numara doğruydu, ama kilit değişmişti. Elif yeni bir kilit takmıştı.

Kemal çantasını gördü; iki büyük bavul, üstünde bir paket. Belgeler, sigorta poliçesi, faturalar

Sesler içinde bir an dursun, aklını toparlayamadı. Elif eşyalarını topladı, kilidi değiştirdi, onu geri gelmeye beklemiyordu.

Kemal çanı çaldı; bir melodi duyuldu, içerde sessizlik. Tekrar çaldı, hâlâ sessizlik. Elif evdeydi, ama kapıyı açmıyordu.

Elif! bağKemal çaresizce çalan çanı duvara çarptı ve içindeki sessizliği kabullendi.

Rate article
Lifequest
Adam, karısını eğitmek için sevgilisine bir haftalığına gitti; döndüğünde apartmanın önünde şok oldu!