Artık Benim Olmadıklarım Geri Dönüyor!

Ben artık kendimle yetindim, diye haykırdı Şevval, gözleri kırmızı bir ateş gibi yanıyor, bir rüyanın içinde balon gibi süzülen bir çatı katında.

Hayır, Selin. Çocuğu kendiniz yetiştirmelisiniz, Andiyi de siz bakın, kesin bir sesle karısı Turhanın annesi, Nuriye Hanım, yanıtladı. Benim sağlığım artık çocuklarla haşır neşir olmaya elverişli değil.

Nuriye Hanım, haşır neşir diye ne demek? Şevval çaresizce savundu. Üç yaşında bir çocuk, akıllı, sakin bir erkek. Sadece onu alıp besleyip televizyonunu açmamı istiyorum, sonra sadece bizi bekleyecek. Bu da kalıcı değil, ileride kendi başına dolaşacak.

Üç, yedi farkı ne? Çocuk çocuktur, büyük bir sorumluluk! Benim sırtım ağrıyor, tansiyonum yüksek Hayır, ben artık kendimle yetinmişim.

Şevval öfkeyle yanıp kızardı, telefonu kapattı, sessizliğin içinde bir gölge gibi kayboldu.

Başkasının durumunda kabul ederdi. Nuriye Hanımın hastalığı ise seçici bir seçim gibi ona çarptı.

Tüm yazı bahçede geçirdim, dedi gölgeli bir bahçede oturmuş bir rüya gibi. Sanki iyileştirici bir güç vardı; bahçede tansiyon düşüyor, sırt ağrısı kayboluyordu. Hatta küçük bir aile işi de kurmuştu.

Selin, kış için patates alacaksınız, değil mi? Neden başkalarına para vermek zorunda kalasınız? Benim patatesimi satayım, mantıklı bir öneriyle Nuriye Hanım fısıldadı. İndirimle, sadece harcamamı dengelemek için. Hem senin hem de benim için faydalı olur, birbirimize yardım ederiz.

Patates sadece bir başlangıçtı; elma, kiraz, hatta patlıcan da satıyordu. Aile içinde kimse patlıcan sevmezdi, ama Şevval ve eşinin, İhsan, yaşlı kadına yardım etmek isterdi.

Nuriye Hanım sadece bahçede değil, denizde de şifa buluyordu. Bir yıl önce doğum gününde Antalyaya bir tatil istedi.

Soçi sizin için pahalı, çocukla aile Nuriye Hanım cömertçe söyledi. Ama başka bir seçenek var. Ben de sadece bir hafta Bodruma gidebilirim, sessiz bir kaçamak. Yirmi yıldır dinlenmedim, oğlumun bakımına gömülmüşüm.

Bütçeyi sıkı tutmak zorunda kaldılar; yeni yıl hediyeleri, yırtık ev kıyafetleri, başka bir şehirdeki anneannesine giden gecikmiş yolculuk Hepsi, Nuriye Hanımın istediği için, çoğu ise İhsanın isteğiyle.

Rüya gibi gerçekleşti: Nuriye Hanım denize gitti, bir hafta boyunca güneş, kum ve sıcaklıkla içini ısıttı, tansiyonu bir an bile rahatsız etmedi.

O sırada eş, aylık maaşının üçte birini ona gönderiyordu, ara sıra market alışverişi yapıp para takası da yapıyordu.

Ah, bir sıkıntım var Bitler çıktı galiba, haşere ilacı çağırmam lazım. Kanepeyi de değiştirir miyiz? İhsan, bana yardım eder misin? Nuriye Hanım sevimli bir melankoliyle yalvardı. Baban hâlâ hayatta olsaydı, tek başımıza hallederdik, ama ben tek başıma kaldım Hem insanı ödeyecek, hem kanepeyi alacak, hem eskiyi çıkaracak Bütçeyi düşünüyorum.

İhsan elinden geleni yaptı, ama Nuriye Hanım karşılık vermeyi acele etmedi.

Nuriye Hanımın yardımları bedava değildi; saatlik bir tarifesi vardı. Oğlunu alıp parkta yürütürken, akşam olunca ekmek ve bir oyuncak için fatura keserdi. Oyuncak, ebeveynlerin asla almayacağı bir fiyata sahipti; para kıtlığı sadece Nuriye Hanımın bize verdiği bir bahane ile açıklanıyordu.

Reddedemezdim, içini çeken Nuriye Hanım fısıldadı. O, korkak bir çocuğu istedi, gözyaşları içinde. Ben de aldım. Aç bırakamazdım. Tek emeklilik maaşımla bunu yaptım, çocuk bakıcısından daha ucuzdu.

Mantıklı geliyordu ama içlerinde bir burukluk kaldı. Şevval, aile içinde bir müşteri gibi hissetti; Nuriye Hanım bir hizmet sağlayıcıydı.

İki yıl önce, Şevval ve İhsan yeni bir semtte daire satın almışlardı; müteahhit bölge gelecek diye övüyordu.

Burası şehir dışı, İhsan güvenle söyledi. Birkaç yıl içinde okullar, bahçeler gelecek, tüm planlar burada.

Şu an hâlâ çimenle kaplı bir çukur vardı; okul yerine başka çözümler aramaları gerekti.

En yakın okul, otobüsle yarım saat sürüyordu, iki kez aktarma gerekiyordu. İlkokul çocuğu için bu yolculuk hem zor hem tehlikeliydi. Ancak büyükannenin dairesine yürüyerek beş dakikada ulaşılabiliyordu.

Şevval, Nuriye Hanıma başvurdu. Aynı zamanda onlara yardım eden kadına. Ama Nuriye Hanım bunu mantıklı bulmadı; reddi Şevvali bir darbe gibi vurdu. Çözüm nerede? Okul yakında yoktu, taşınmak mümkün değildi; anneanne çok uzakta, işten çıkmak da ayaktan kalkamazdı. Bütçe her şeyini kısıyor, çıkmazda kalıyordu.

Tam da o anda, Şevval, Nuriye Hanımın sözünü hatırladı: Bu, bakıcıdan daha ucuz. Bakıcı

Anneniz bize yardım etmeyi reddetti, Şevval akşam İhsana söyledi. Ama bir çözüm buldum. Annenizin desteklerini azaltıp, o parayı bir bakıcıya yönlendireceğiz.

İhsan kaşlarını çattı, kızgın bir ifadeyle cevap verdi.

Ne diyorsun? Ona yardım etmeyeceğim! O beni büyüttü. Tek emeklilik maaşıyla yetinemez! Tek başına yapamaz!

İyi ki bir sürü sebze satıyor, bahçeden topluyor, Şevval ısrar etti. Biz de ondan fazla alıyoruz.

Ne kadar kazanıyor? Bir kuruş! Onun malını satacak tek bir tüccar bile daha pahalı alır!

Şevval derin bir nefes aldı; bir kısmı doğru, ama sorun hâlâ aynı kaldı.

Ne öneriyorsun? Bakıcı çok pahalı, ben işten ayrılmam; biz ona para istemiyoruz, sadece makul bir yardım istiyoruz Senin annen akıllı bir kadın, bir yol bulur; ama senin oğlun Kendi kendine bakın, dedi annesi. Ona kulak verelim.

Uzun, yorucu bir tartışma başladı; İhsan borçları, Şevval suçluluk duygusunu, Nuriye Hanımın manipülasyonlarını anlattı. Sonunda maddi gerçeklik galip geldi.

İhsan, aile bütçesindeki değişiklikleri annesine bildirmeye cesaret etti. Nuriye Hanım öfkeyle tepki verdi, Şevvali suçladı, oğlunu alıkoydu, son lokmayı çaldığını haykırdı. Ama İhsan, oğlu Andinin çıkarını savundu.

Anne, bize bir seçenek bırakmadın, dedi son sözlerinde.

Şevval ise oturup beklemedi. Anne sohbet grubunda, okula komşu bir anneyle tanıştı: Ayşe, sınıf arkadaşının annesi. Ayşe ikinci çocuğunu doğurmuş, evinde iki çocuğu da ders sonrası alıp yemek pişirip bakmaya hazırdı, makul bir ücret karşılığında.

Ayşe bir ay boyunca sorumluluğunu titizlikle yerine getirdi; Şevval oğlunu karnı tok, mutlu bir şekilde alıp götürdü. Andi sınıf arkadaşlarıyla oyun oynadı, çizgi film izledi. Aile bütçesi biraz rahatladı: Nereye Hanımın yardımı, bakıcıdan daha pahalı çıktı.

Nuriye Hanım başlangıçta kırgın, acımasızca baskı yapmaya çalıştı, ama sonunda suskunlaştı; torunla ilgisi de azaldı.

Zaman her şeyi yerli yerine koydu. Şevval ve İhsan, bir yandan sevgiyle, bir yandan da hayır demeyi öğrendiler; kaynaklarını gerçek ihtiyaçlarına, yani kendi oğullarının güvencesine ve mutluluğuna harcadılar. Çocuklarını kendileri yetiştirecek tek kişi onlardı; başka kimse onun yerine gelecek değildi.

Rate article
Lifequest
Artık Benim Olmadıklarım Geri Dönüyor!