Kış, Alinin bahçesini bembeyaz bir kar örtüsüyle kaplamıştı, ama onun sadık köpeği Bozkır, dev gibi bir Kangal, değişik hareketler sergiliyordu.
Alinin yazın büyük bir sevgiyle yaptığı kulübesine girip sıcacık yatmak yerine, inadına dışarıda, doğrudan karın üstünde kıvrılıp yatıyordu. Ali, mutfak penceresinden onu izlerken göğsünde bir sıkışma hissediyordu Bozkır daha önce hiç böyle davranmamıştı.
Her sabah bahçeye çıktığında, Bozkır ona endişeli gözlerle bakıyordu. Ali, kulübenin yanına yaklaşır yaklaşmaz Bozkır hemen atılıp kendini kapının önüne siper ediyor, hafifçe hırlıyor ve sanki yalvarırcasına bakıyordu: Ne olur, oraya girme. Yıllardır aralarındaki dostluğu düşününce bu hâl, Aliyi iyice merakta bıraktı acaba Bozkır, orada ne saklıyordu?
Gerçeği çözmeye kararlı olan Ali, küçük bir plan yaptı Bozkırı nefis bir sucuk dilimiyle mutfağa kandırıp, içeride pencereden bakarak havlamasına fırsat verdi. Bu sırada Ali kulübeye yaklaştı ve yere çökerek içeriyi dikkatlice gözlemledi. Gözleri karanlığa alışınca, gördüğü şey karşısında yüreği hopladı
Kulübenin tam ortasında, küçücük bir battaniyeye sarılmış bir kedi yavrusu duruyordu üstü pis, tir tir titriyor ve zar zor nefes alıyordu. Gözleri uykulu, vücudu buz gibiydi. Meğer Bozkır, onu bir yerlerde bulmuş; kovmak ya da kendi haline bırakmak yerine, kulübesine almıştı. Koca Kangal, sırf onu korkutmamak için dışarıda uyumuş, kulübenin kapısını da sanki içeride altın saklıymış gibi korumuştu.
Ali, derin bir nefes aldı ve iki eliyle minik kediyi yavaşça göğsüne bastırdı. Tam o anda Bozkır koşa koşa yanına geldi, usulca omzuna sokuldu hiç hırlamadan, sahiplenici ve yardımsever bir ifadeyle.
Sen harika bir köpeksin Bozkır diye fısıldadı Ali, kediciğe sarılırken. Birçok insandan çok daha iyisin.
O günden sonra, Alinin bahçesindeki dostlar iki kişi değil, üç canlı oldu. Sevgiyle yapılan kulübe ise, tekrar anlam kazandı kurtarılmış canlar için sıcacık bir yuva oluverdi.




