O, Bana Anne Değil 🍎

O da benim annem değil
Gülbahar mı? Kime lazım ki? Çocuk yuvasına gitsin yeter.
Teyze Merve, biraz acıyarım diye dedi Ayça.
Sen acıyarım diyorsun? O zaman al, bak ne kadar iyi insan çılgın bir kahkaha attı Meryem, gri saçını kulağının arkasına topladı, önlüğünü bağladı. Benim de işim var, yemek yapmam lazım, yakında kocam işten dönecek, torunlar ders çıkarmaya gelecek, tencerelerim boş. Görüyorsun, ben zaten yeterince çocuğa sahibim!
Anlıyorum. Benim de üç çocuğum var, Gülbahara daha ne veririm ki?
O zaman konuşmanın ne demek olduğu ne? özetledi Meryem, yeğenini kapıdan iterken. Çocuk yuvası ona en uygun yer, içki içen bir mahallenin çukurunda, tük!

***

Gülbahar, anne ve teyze Merve ile Ayçanın söyleneşine göre, çok küçük yaşta anne ve baba kaybetmiş, ardından altı yaşına kadar onu büyüten anneanne ve dede de yok olmuş bir kızdı. Kesin olarak, annesinin mahkumiyeti onu yetim bırakmıştı.

Annem okula başladığımda içki içmeye başladı diye, otuz yaşındaki Gülbahar, eski dostu Yasemine itiraf etti. Babamın anneanne ve dede, yani benim anneanne ve dedem, beni suçladı. Çünkü çok şımarttılar, her şeyi izin verdiler, okula da gitmek istemedi, notları hep iki oldu. Dokuzuncu sınıfı bitirince, aynı içki tutkusuna sahip on sekiz yaşındaki Ahmetten çocuğum oldu.
Korkunç… dedi Yasemin, şaşkınlığını gizleyemeyerek. Gülbahar, bugüne kadar bu kadar detay vermemişti.
Beni anneannen ve dedem yetiştirdi, babamın tarafı ise tamamen sessizdi: nesilden nesile içki içen bir soydu. Alkolik hanedanı. Sana korkunç geliyor, ben ise o ortamda büyüdüm.
Yasemin gerçekten tüyler içinde kaldı.

Deden ve anneannen ne zaman vefat etti? Neden bu kadar çabuk? diye sordu Yasemin.
Dedenin kalp sorunu vardı, anneanne de onu kaybettikten sonra hayatta kalamadı, bir yıl içinde hastalandı ve öldü. Annem, onların geç bir çocuğu, tek ve çok sevilen evladıydı; bu yüzden şımarttılar ama yine de erken öldüler, sinirlerini yıprattılar. Daha uzun yaşayabilirlerdi diye içini çekerek Gülbahar anlattı.
Ya senin başına ne geldi? sessizce sordu Yasemin.
Çocuk yuvasına gönderildim. Akrabalarım beni reddetti. Bunu daha sonra öğrendim. Hep kaçındılar. Babam
Babam? dedi Yasemin.
Çocuk yuvasında üç yıl geçirdim. Hatırlaması bile korkunç, her gün ağlardım. Okula (çocuk yuvasının içindeki bir devlet okulu) gönderildim ama öğrenemedim. Hazırlık yoktu, diğer mahallesindeki yoksullar gibi seviyem düşüktü, ben daha kötüydüm. Bir gün matematik öğretmeni, Alkolik çocukların beyni bozulmuş, ne alırlarsa alırlar, aptal doğarlar, aptal ölürler, diye bağırdı. Çok kırıldım. Babam ise, üç yılı bir hak için harcamıştı gülümsedi Gülbahar.
Gerçekten umursamış mı? şaşkın Yasemin.
Tabii ki!

Babası Ahmet, önce içkiyi birden bıraktı. O sırada bir arazi sahibi olmuştu; köydeki yarı harap bir kulübeyi devralmıştı, annesi içki yüzünden kaybolmuş, kavgalar sırasında ölmüştü. Bir sabah, çılgın bir gece sonrası kendini felçli hissettiğinde, hayatının anlamsız olduğunu bir kez daha fark etti.

Alkolik sersemlikte, henüz gömülmemiş annesi ona bir rüya gördü. Annesi, Seni asla bağışlamam, seni köpek gibi gömerim, diyerek tehdit etti. Ahmet, uyanınca odasında dehşetle çırpındı, odası dönüyormuş gibi hissetti. Gözlerini ovuşturup, annesinin korkunç görüntüsünden kurtulmaya çalıştı, ardından kızı aklına getirdi.

Gülbahar Gülbahar Benim için yaşamaya değer bir şey var! diye bağırdı boşluğa. Senin yüzünden içkiye başlandım! Sen bana baba olmayı teklif ettin, ben yedi yaşındayken Çocuk mahçup, ruhum çürüdü

Ahmet, alkolik gözyaşlarıyla ağladı, sonra kızını hatırlayıp kesin bir karar verdi: içkiyi bırakacaktı. Eski dostları gülüp alaya aldılar, kimse inanmadı, onu tekrar içkiye çekmeye çalıştı ancak Ahmet direndi.

Ben 25 yaşındayım! Hayatımın önündeyim! İyileşecek ve Gülbaharı geri alacağım! diye bağırdı, evine girenleri sertçe çıkardı.

İş buldu, para biriktirdi, kulübeyi yeniledi, gerekli evrakları topladı ve mahkemeye başvurdu. Anne Nermini (eski sevgilisi) ikna etmeye çalıştı, ama o da Başaramazsın diyerek geri çevirdi, içki içinde yaşamayı tercih etti.

Babam geldiğinde mutluluğuma inanamadım dedi Gülbahar, gözleri dolu. O zaman çocuk yuvası bir ceza gibi, ömür boyu bir hapishane gibi düşündüm…

Zavallı çocuk diye yasladı Yasemin, gözleri de doldu.

O günden beri hayatım değişti. Baba çok çabaladı, sosyal hizmetler sık sık ziyaret etti, ama onlara bir şey bulamadı. Kadınların katı tutumundan korktum, ama hâlâ çocuk yuvasına geri dönülmekten korktum. Şimdi babamı hayranlıkla izliyorum; o genç bir delikanlıydı, eğitim yok, ailesi yok, ama azmiyle kaderi değiştirdi, beni mutlu etti.

Dokuzuncu sınıfta Gülbahar, Ahmet bir daire almak için köydeki kulübeyi satıp şehre taşınmaya karar verdi. Ama asıl hedef, kızını on birinci sınıfa kadar okutup üniversiteye göndermekti. Kulübeyi güzel bir daireye çevirip, yeni bir depoda çalışarak para biriktirdi; bu depo köyde yeni açıldı ve birçok vatandaşı istihdam etti. Nermin ise içki içmeye ve farklı sevgililerle dolaşmaya devam etti. Gülbahar ondan utanıyordu, hatta evden çıkmak bile korkunçtu, annesiyle karşılaşmaktan çabuk kaçıyordu.

Şehirde bir odalı daireye yerleştiler; Ahmet odaları iki bölmeye ayırarak her biri için ayrı bir alan oluşturdu. Gülbahar onuncu sınıfa yeni bir okula başladı; kimse onun geçmişini, annesinin alkolik hâlini bilmiyordu. Nermin artık çamura ve pis sulara batıp, sokakta bağırıp içki için para istemeye çalışıyordu; kimse ona para vermiyordu ama içkisini bırakmıyordu.

Bu bir muamma dedi Gülbahar, Yasemine. O nasıl para buluyor? Ben ona hiç bir şeyim yok gibi hissettim, ama bir şekilde ona bağlıydım gibi.
Senin işin ne? şaşırdı Yasemin.
Benim bir şeyim yok inledi Gülbahar. Bu iğrenç…

Yirmi beş yaşında Ahmet vefat etti.

Muhtemelen geçmişteki alkol bağımlılığının kalıcı etkileri diye açıkladı Gülbahar Yasemine. Doktor bir şey anlattı ama kalbim hızlı çarptı, olay çok çabuk oldu, yalnız kaldım.
Başınız sağ olsun dedi Yasemin sessizce. Neden şimdi söylüyorsun?
Çünkü dayandım.
Kim?
Onlar diye fısıldadı Gülbahar. Arıyorlar, mesaj atıyorlar. Blokladım ama farklı numaralardan tekrar geliyorlar.
Kim bunlar?
Annemin tarafı, bana anne olmayanlar. Ayça, kocası, teyze Merve, kızı Hepsi savurdu.
Ne istiyorlar?
Gülbahar uzun bir sessizlikten sonra yumuşak bir sesle:
Bir ay önce annem felç geçirdi. Gözleri dönüyor, hiçbir şey yapamıyor, sadece yatıyor.
Bunu nasıl öğrendin? şaşırdı Yasemin.
Ayça ve Merve ile iletişimdeydim; anneanne hastayken de yardım ettiler. Köyümüz küçüktü, ben çocuk yuvasından babama döndüğümde herkes biliyordu. Hediyeler, misafirlik, sohbet Hepsine saygı için bağlandık. Babamın ölümünde de para bağışı yaptılar. Şimdi annem onların ellerinde; kimse bakmak istemiyor, onlar bana zorla veriyorlar.
Ne rezillik! Annem senin annen değil! Haklarından mahrum! Çekip gitsinler! bağırdı Yasemin.
Gitmiyor! Sinirlerimi zorluyorlar. Videolar gönderiyorlar, annemi dönen gözlerle gösteriyor Tüylerim diken diken. Bütün gece uyuyamadım, gözümde çarpık yüzü dönüp duruyor.
İzleme, sil, unut! ısrar etti Yasemin.
Belki taşınırım. Şehir dışı bir daire bakıyorum, onlara adres vermem, telefonumu değiştiririm. İşe trenle gidebilirim diye mırıldandı Gülbahar.

Sen güçlüsün, dayanacaksın dedi Yasemin, sarılarak. Seni özleyeceğim.
Yanımda olacaksın gülümseyerek yanıtladı Gülbahar. Bu bütün konulardan bıktım! Onlar bana acıma duygusunu zorlayıp vicdanıma dokunuyor. Babam için hayatımı feda eder, ona layık olmaya çalışırım. O ise Hayvan gibi. Bana anne değil.

***

Erken bir sabah, Gülbahar elektriği beklediği istasyonda durdu, işe gitmek üzere trene bindi. İşi yeni dairesinde, tek odalı, ama önceki gibi iki küçük bölmeye ayrılmış gibi büyük bir alan gibiydi. Yeni yaşamı ona geçmişin zincirlerinden kurtulmuş gibi hissettirdi. Bazen annesinin hâlâ hayatta olup olmadığını düşündü; ama kendini toparlayıp, annesinin bu kadar acımasız bir insan olmaktan daha aşağı bir şey olmadığına ikna etti.

Artık Teyze Merve ve Ayça ile teması yoktu; eski acıma çabaları, aralarındaki bağ koptuğunda, Nermini devlet koruyuculuğuna gönderip, unuttular. Nermin, devlet yatağında hareketsiz yatarak, hayatını sorgulayan bir yorgunluk içinde ölümü bekliyordu.

Rate article
Lifequest
O, Bana Anne Değil 🍎