Torunlarıma Sahip Çıkamadım, Şimdi Bedelini Öde!

14 Mayıs, Cumartesi

Bugün anneannem Veliha Hanımın evinde bir sabah vakti geçirdim. Eşi Mehmetin kız kardeşi Ayşenur, çocukları Arda (7) ve Deniz (5) ile birlikte evden çıkmıştı. Anneannem, çocukları bize bırakır mısın? Onlara bir şeyler hazırlayabilir misin? diye nazikçe sordu. Veliha Hanım gülümseyerek başını salladı, saçlarını topuz hâlinde topladı ve torunlara döndü.

Arda hemen Denizi odanın içinde sürüklemeye başladı. Büyükanne, çizgi film izleyebilir miyiz? diye bağırdı küçük. Tabii ki, ama önce ellerinizi yıkayıp bir şeyler yiyin, dedi Veliha. Mutfakta tavanın üzerindeki ocakta kızarmış, lor peynirli gözleme hâlihazırdı. Çocuklar mutfağa koştu, ben ise oturma odasında oturup eski bir radyo dinlemeye başladım. Veliha, emekli olmaktan üç yıl önce, torunlarıyla vakit geçirmeyi sevdiğini hatırlattı. O zamanlar Mehmet ve Ayşenur işte, ben ise bahçede, bazen markette, bazen de evde vakit geçirirdik.

Veliha Hani bir gün telefonla eski dostu Sevdayı aramıştı. Sevda dört yıl önce Antalyaya, deniz kenarına taşınmış, İstanbuldaki dairesini kızına Alaraya bırakmıştı. Alara, otuz iki yaşında, internet üzerinden influencer iş yapan, lüks çantalar ve yurt dışı turları ile tanınan bir genç kızdı. Veliha, Alarayı pek sevmez, ona biraz havalı ama huysuz bir izlenimle bakardı.

Anneannem, yoğurt var mı? diye sordu Arda mutfağa göz atarken. Buzdolabında, canım. Kendin al ya da yardım iste, dedi Veliha. Arda kendinden emin bir şekilde buzdolabını açtı ve yoğurdu aldı. Çocuklar gözlemelerini yoğurt ve yoğurtla kaplanmış gözlemeyle tamamladılar. Veliha, onlara sonbahar ormanındaki mantar avı anılarını anlatırken, Deniz ağzı açık dinliyordu, Arda sorular soruyordu. Kahvaltıdan sonra torunlar çizgi film izlemeye koştu, ben ise bulaşıkları yıkamaya başladım.

Telefon çaldı. Karşı tarafta Sevdanın sesi. Veli, merhaba! İstanbulda üç gün kalıyorum. Yarın Alaranın evine uğrayalım, çay içelim, sohbet edelim. Çok özledim! demişti. Veliha sevinçle Ne güzel! Ama torunlar evde, Ayşenur onları hafta sonu bırakmış, diye yanıtladı. O zaman onları da al. Daire büyük, herkese yer var, dedi Sevda.

Ben bir an düşündüm; torunlarla gezmek zahmetli olacak, ama eski dostla bir araya gelmek de güzel olurdu. Sonunda Tamam, onları yanına alırım, düzgün davranırlar, diye onayladım.

Ertesi sabah torunları daha şık giydirdik: Ardayı mavi bir kazak, üzerinde minik bir araba figürü, Denizi ise dinozor baskılı yeşil bir sweatshirtle giydirdim. Kendi üzerime ise kahverengi bir palto aldım; bu paltoyu özel günler için saklardım.

Çocuklar, şimdi Sevdanın evine gidiyoruz. Orada Alara var, çok lüks şeyler var; izin almadan bir şey dokunmayın, tamam mı? dedim. Çocuklar bir ağızdan Tamam, baba! diye cevap verdi. Sevdanın evi, pahalı bir parfüm kokusu ve kocaman beyaz duvarlarıyla bizi karşıladı. Sevda, hafif bronzlaşmış, güneşli bir şekilde bizi karşıladı, iki yana birer öpücük verdi.

Büyük bir mutfak, ortasında bir ada, bar tabureleri vardı. Torunlar etrafı izlerken, bir anda bir çatırtı ve Denizin korkmuş bir çığlığı yükseldi. Koşarak odaya girdim; bir laptop yerde yarılmış, ekranı ikiye bölünmüş, Arda solmuş, Deniz gözyaşları içinde bağırıyordu.

Çizgi film açmak istedik, sandık ki çalışır, diye ağlayan Arda fısıldadı. O anda Alara içeri girdi, laptopu gördü ve öfkeyle bağırdı: Bu benim çalıştığım MacBook! Tüm projelerim bu cihazda! Kim kırdı bunu? Ben bu cihazı iki yüz elli bin lira karşılığında aldım, iki yüz elli bin lira! diye bağırdı. Sevda da araya girerek Lütfen sakin olun, çocuklar kasıtlı yapmadı, demeye çalıştı. Alara öfkesini tutamıyordu: Ben beş yıl bekleyeyim mi sizden beş bin lira ödeyecek olana kadar?

Ben sessizce çocuğumu, Denizi kucağıma alıp sakinleştirdim. Özür dilerim, ben bir an önce parayı geri öderim, dedim. Alara telefon numarasını bana verdi; ben titrek ellerimle numarayı kaydettim. Sevda kapıya kadar eşlik etti, Üzgün olma, Veli, iş yoğunluğu onu sinirlendiriyor, dedi.

O gece metroda, torunlar yanımda sessizce oturuyordu. Eve döndük, onlara çorba koydum, uyumaları için hazırladım. Ertesi gün, torunların annesi Ayşenur gelince, ben durumu anlattım. İki yüz elli bin lira, belki bir kısmını karşılayabilir misiniz? dedim. Ayşenur, makyajıyla mükemmel görünümlü yüzünü koruyarak, Veli Hanım, siz de bir yetişkinsiniz. Çocukların bakımından sorumlusunuz, bu hatayı telafi etmelisiniz, dedi. Sözleri damla damla içime işledi.

Oğlu Mehmet, sessizce ayakkabılarını bağlarken, Anneanne, Ayşenur haklı, dedi. Sorumluluğu daha iyi yerine getirmeliydin. O an ailemin en yakınları bile benden uzaklaştı.

Kendi başıma mutfağa geçtim, masaya oturdum. Emekli maaşım 19.000 TL. Elektrik, su ve doğalgaz 7.000 TL. Gıda ve ilaç 8.000 TL. Gerçekten kalan 4.000 TL, çocukların doğum günleri ve hediyeleri için biriktirdiğim paradı içeriyordu. Başka çarem yoktu.

Bankada genç bir kadın danışman, bana %12 faizle üç yıl vadeli bir kredi önerdi; ayda 12.000 TL ödeyerek, maaşımın yarısını alacak kadar bir rakam. Alaraya aynı gün para transfer ettim; o bile bir gülümseme bile göndermedi, sadece yukarı işaretli bir emoji bıraktı.

Bir ay geçti; torunlar artık bana gelmiyordu. Mehmet telefonla İş yoğun, çocuklar okula gidiyor demekle yetiniyordu. Ardanın doğum günü için sadece ucuz bir yapı taşı seti alabildim. Ayşenur hediyeyi almaya bir göz yumdu, Biz zaten bir konsol aldık, o yeter, dedi. Sevda da aramalarıma cevap vermedi; iki hafta sonra bir mesaj attı: Veli, sen yüzünden Alara ile özürleşemediğimiz için artık konuşmuyoruz, dedi.

Küçük mutfağımda otururken, masada elektrik, su, doğalgaz faturaları ve kredi sözleşmesi vardı. Buzdolabında bir paket süt, ekmek, biraz bulgur. Emekli maaşım bir hafta daha kaldı. Komşum Nermin Hanım, bir tutam tuz ödünç istedi, Veli, neden bu kadar soluksun? diye sordu. İyiyim, sadece yorgunum, dedim. Torunlar nasıl? Uzun zamandır görmedim. İyi, büyüyorlar, derken gerçeklerimi gizleyince Nermin sadece başını salladı.

Işıkları kapattım; tasarruf için. Duvarda bir televizyon hâlâ çalıyor, çocukların sesleri uzaktan geliyor gibiydi. Ben yalnız oturmuş, bir zamanlar ne kadar değerli olduğumu düşündüm. Artık sadece yararlı olduğumda ihtiyacım var; bir şey yapamadığımda ise tamamen göz ardı ediliyorum.

Bugün aldığım ders: Birinin size kolaylık sağladığı için ona bağlı kalmayın; kendi değerinizin farkında olun ve gerektiğinde sınır koyun. Kendi hayatınızın kahramanı olun; başka kimseye göre değil, kendi mutluluğunuz için yaşayın.

Rate article
Lifequest
Torunlarıma Sahip Çıkamadım, Şimdi Bedelini Öde!