İşten eve döndüğümde, kedim ortada yoktu.
Benim adım Cem. Alışkanlıkları olmayan, sessiz sakin bir adamım. 25. yaş günümde, ailem bana bir ev hediye etti. Aslında, ilk kredi taksidini ödemem için bana yardım ettiler ve kendi evime sahip olmamı sağladılar. Böylece tek başıma yaşamaya başladım. Bilgisayar mühendisi olarak çalışıyorum. Genelde kendi halimde takılırım, pek kimseyle samimi olmam.
Yalnızlık fazla ağır gelmesin diye bir kedi sahiplendim. Küçük kedinin ön patilerinde bir sorun vardı. Sahipleri, yavruyu uyutmayı düşünüyordu ama içim el vermedi, ona acıyıp evime aldım. Adını Tonton koydum. Tonton’la birlikte güzel günler geçirdik. İşten eve Tontona yetişmek için hep aceleyle dönerdim; o da apartman koridorundaki paspasın üstünde bana beklerdi.
Bir süre sonra, iş yerinden bir kızla görüşmeye başladım. Kızın adı Şebnemdi. Akıllı, atik biriydi; kısa sürede bana kendini sevdirdi ve bir ay bile olmadan birlikte yaşamaya başladık. Ama Tontonu hiç sevmedi. İlk günden kediden kurtulmamı istedi. Bense ona, Tontonun benim için çok özel olduğunu anlatmaya çalıştım, vermek istemedim.
Şebnem durmadı; her fırsatta kediden kurtulmam için baskı yaptı. Sonunda ona, Tontonun yanımızda kalacağını söyledim. Şebnem ise, kedinin insanların gözünde kötü bir izlenim yarattığını, misafirlerin patilerinden rahatsız olduğunu söylemeye başladı. Arada kaldım; hem Şebnemi seviyor, hem de Tontonu korumak istiyordum.
Bu arada, annemle babam Şebnemi başından beri pek tutmadı. Onlara göre kaba ve anlayışsızdı. Evlilik işini aceleye getirmememi, iyi düşünmemi nasihat ettiler.
Bir gün Şebnemin ailesi bize geldi. O ziyaret sırasında, Şebnemin babası kapıdan girerken Tontonu görüp gülmeye başladı; ona garip, şekilsiz bir hayvan dedi. O an kedimi savundum ama bütün akşam boyunca Şebnem ve ailesi Tontonun görüntüsüyle dalga geçip, şunu şuraya verelim, buraya bırakmak lazım diye alay ettiler. Annesi de onlara katılıp güldü.
Sonraki akşam, işten döndüğümde Tontonu bulamadım. Şebneme kedinin nerede olduğunu sorunca, onu bir veteriner kliniğine götürüp orada bıraktığını söyledi.
Kendimi kaybettim. Apar topar dışarı çıktım, saatlerce kedimi aradım. Beş saat süren arayış sonunda Tontonu buldum. Beni gördüğünde kucağıma atladı, huzurlu bir şekilde mırlamaya başladı.
Eve döndüğümde Şebneme eşyalarını toplayıp hemen gitmesini söyledim. Onu görmek istemiyordum. İçimden tamamen soğumuştum.
Ertesi sabah, sessizce eşyalarını topladı ve evi terk etti. Gururu kırılmıştı; bir kedinin kendisinden daha değerli olabileceğini asla anlamamıştı. Şimdi Tontonla birlikte sakin hayatımıza devam ediyoruz; her akşam bana kavuştuğunda sevinçle mırlıyor.
Hayatta bazen insanları ve duyguları karşılaştırmak gerekiyor. Kedi bile olsa, gerçek sevgiyi ve sadakati asla bırakmamak gerek. Bu olay bana, seçimlerimin arkasında durmam ve dostlarımı korumam gerektiğini öğretti.




