Gençliğin Yanılgısı Olarak Görülen Bir Evlat: 16 Yaşında Anne Olan Kızın Ailesi Tarafından Yetiştirilen Oğlunun Gerçek Annesiyle Yıllar Sonra Karşılaşma Hikayesi ve Aile Bağlarının Gücü

Gençlik Hatasısın.

Bir kız, henüz 16 yaşındayken bir erkekten çocuğu oluyor. Babanın yaşı da aynen, 16. Şimdi detaylıca skandalı bir kenara bırakalım; çocuk doğduktan kısa bir süre sonra ayrılıyorlar. Kız, oğlanın ne kendisini ne de oğlunu istediğini fark edince, oğluna karşı tüm ilgisini bir anda kaybediyor. Çocuk, anne ve babasının çocuğu gibi değil, büyükannelerinin ve büyükbabalarının elinde büyüyor.

Kız 18ine geldiğinde, yeni genç sevgilisiyle birlikte yakın bir şehre taşınıyor; ne arıyor ne soruyor. Anne-babası da onu görmeye çalışmıyor. İçlerinde kırgınlık, anlam verememe duygusu var; Nasıl olur da çocuğunu bırakır? Bu bir utanç ve acı; Biz böyle birini mi yetiştirdik? diyorlar birbirlerine.

Torunlarını büyütüyorlar. Oğlan, hala onları gerçek anne babası sanıyor ve çocukluğuna, iyi eğitimine, her şeye delicesine minnettar.

Oğlan 18 yaşına geldiğinde, kuzeni evleniyor. Düğünde bütün akrabalar toplanıyor; biyolojik annesi de orada. O sırada kadın üçüncü evliliğinde, ikinci bir kızı var. En büyük kızı on yaşında, en küçüğü bir buçuk. Oğlan çok heyecanlı, annesini ve kardeşlerini tanımak istiyor. Ve elbette Anne, neden beni bıraktın? diye soracak.

Dede ve anneanne ne kadar iyi ve candan olsa da, oğlan annenin hasretini hep içinde taşıyor. Bir zamanlar kalan tek fotoğrafını bile saklıyor; dedesi diğer hatıraları yok etmiş. Kadın, bir akrabasıyla sohbet ediyor, kızlarının ne kadar harika olduğunu ballandıra ballandıra anlatıyor.

Peki ya ben, anne, bende ne var? diye soruyor oğlan.

Sen mi? Sen gençlik hatasısın. Baban haklıydı, aslında seni aldırcaktım diyor kadın umursamazca ve arkasını dönüyor.

…Yedi yıl sonra, kendi iki odalı rahat dairesinde eşi ve oğlu ile (anneanne ve dedesi, bir de kayınvalidesinin sayesinde) yaşıyor. Telefon çalıyor, tanımadığı bir numara.

Oğlum, merhaba, amcandan numaranı aldım. Ben senin annen. Bak, senin okuluna yakın bir yerde oturuyormuşsun, kız kardeşin de orada okuyacak. Bir süre sende kalabilir mi? Sonuçta kardeşin, ailesi sensin. Yurdu sevmiyor, ev kiraları çok pahalı. Eşim de beni terk etti, çok zor durumdayım, bir kızım üniversitede, diğerim lisede, en küçük de yakında kreşe başlayacak diyor.

Yanlış numara, hanımefendi, deyip telefonu yüzüne kapatıyor.

Oğlunun yanına gidiyor, onu kucağına alıyor ve soruyor:

Hazırlan bakalım, anneyle buluşmaya gidelim miyiz? Sonrasında da hep beraber anneanne ve dedeye misafirliğe?

Hafta sonu köye yine hep birlikte gideriz, olur mu baba? diyor küçük oğlan.

Tabii ki; aile gelenekleri bozulmaz!

…Akrabalardan bazıları, oğlanı kınıyor: Kız kardeşine yardım edebilirdin. Ama o yalnızca anneanne ve dedesine destek olması gerektiğine inanıyor, ona göre ismini bile anmak istemediği kadına değil; onun için bir yanlıştan başka bir anlamı olmayan kadınaOğlan cevap vermiyor. Derinden bir nefes alıyor; köy yolculuğunu düşünüyor, annesinin o kayıtsız bakışını, dedesinin elinden tuttuğu o ilk günü, oğlunun gözlerindeki sevincin sıcaklığını. Bir an için pencereye bakıyor, akşama gerinmiş gökyüzünü görüyor. İçinde hiçbir boşluk, hiçbir eksiklik hissetmiyor artık. Her şey yerini bulmuş gibi geliyor; aile kavramı kendisiyle yeniden doğmuş.

Küçük oğlunu kucağında yukarı kaldırıp gülümsüyor.

Bak, diyor, aile bazen kan bağı değil, yanında olup seni sevenlerdir. Ve ben senin yanındaım, biz hep yan yana olacağız.

O akşam, mutfaktan gelen kek kokusu arasında gülüşmeler yükseliyor. Aile sofrasında, küçük çocuğun kaşığı yere düşüyor, herkes gülüyor. Dede, oğlunun başını okşuyor; anneanne küçük torununa yeni bir hikaye anlatıyor. Aile, birbirine kenetlenmiş halde. Hiçbir yerden eksik değiller.

Hayatta bazı kapılar sonsuza dek kapanır; ama huzurla, sevgiyle açılan yeni kapıları bulabilenler, hiçbir eksikliği kendine yüklemez. Oğlan, akşam olmuşken pencereyi kapatıyor. Eskilerin buruk gölgeleri gitmiş, yerini yeni bir güne bırakıyor. Ve herkes mutlu, herkes evinde.

Rate article
Lifequest
Gençliğin Yanılgısı Olarak Görülen Bir Evlat: 16 Yaşında Anne Olan Kızın Ailesi Tarafından Yetiştirilen Oğlunun Gerçek Annesiyle Yıllar Sonra Karşılaşma Hikayesi ve Aile Bağlarının Gücü