Galia ve Yeni Mutluluğu: Zor Bir Seçimin Ardından Gelen Aşk

Gülseren bir zamanlar sevgilisi olmakla yetinmişti. Evlilik şansı hiç ona gülmemişti; otuz yaşına kadar bekar kalıp, sonunda bir adam bulmaya karar verdi. İlk başta Berkin evli olduğunu fark etmemişti, fakat genç adam onun ona bağlandığını ve sevdiğini anladığında bu gerçeği saklamazdı. Gülseren bir öfke patlaması yapmadı, yalnızca kendini bu bağ için azarladı, zamanın kaçtığını ve henüz bir eş bulamadığını düşünerek yüreği buruktu.

Gülseren çirkin değildi; çekici bir yüze, hafif tombul bir vücuda sahipti, ki bu da ona belli bir olgunluk katıyordu. Berkle ilişkisi bir çıkmaza girmişti. Sevgilisi konumunda kalmak ona göre değildi, ama onu bırakmak da tek başına kalmaktan korkturdu.

Bir gün kuzeni Serkan, şehir dışındaki bir iş seyahatinden kısa bir mola vererek evine uğradı. İki saat kadar sohbet ettiler, çocukluk anılarını, güncel hayatı ve Gülserenin aşk acısını konuştular; gözleri doldu ve hafif bir hıçkırık attı.

Tam o sırada komşusu Ayşe, Alışveriştimi bir bak diyerek kısa bir ziyarette bulundu. Gülseren otuz dakikalık bir yürüyüşe çıktı. Dönüşte kapı çaldı. Serkan kapıyı açtı, Gülseren evde mi? diye sordu, ama kapı kilitli değildi. Çıktıktan hemen sonra, kapının önünde, eşini sanki bekler gibi duran Berk belirdi. Serkan bir anda Ah, o da Gülserenin sevgilisiymiş! diye düşündü. Berk, kaset ayakkabılı, tişörtlü büyük bir adamı sandviç ısırırken gördü ve bir an donakaldı.

Gülseren hâlâ banyoda, diye tahminle yanıtladı Serkan.

Ben… kimim onun? diye şaşkınlığını gizleyemedi Berk.

Ben onun resmi eşi, medeni kanun çerçevesinde, diye gülerek cevap verdi Serkan, Berkin yakasını tutup, Eğer bir kez daha buraya gelirsen, merdivenlerden aşağı iteceğim! dedi ve onu zorla dışarı çıkardı. Berk kaçtı, koşarak aşağı indi.

Gülseren kapıya döndüğünde Serkan olayları özetledi. Ne yaptın? Kim gelmişti? Artık geri dönmeyecek, diye ağladı. Serkan omzuna dokunup, Evet, artık geri dönmeyecek, bu da iyi bir şey. Sıkıntıdan vazgeç. Köyde bir dul var, kimse ona yaklaşamıyor. Ben de ona bir eş bulmak istiyorum. Ben de bir iş seyahatine çıktığımda, sen de hazır ol, köye gideceğiz. dedi.

Gülseren, Nasıl olur? Tanımadığım bir adamla ne ayıp! diye itiraz etti.

Serkan, Evli bir adamla yatmak ayıp, ama bir yabancıyla tanışmak suç değil. Kimse seni zorlamaz. Hadi gidelim, benim doğum günüm de yaklaşıyor. diye ekledi.

Birkaç gün içinde Serkan, karısı Lülya ve Gülseren köye vardılar. Lülya banyo yanında, bahçede bir masa kurmuş, komşular ve Ahmet adındaki dul amca da gelmişti. Gülseren Ahmeti ilk kez gördü; sakin, mütevazı bir adamdı.

Şehirdeki evine dönerken düşündü: Ahmet çok sessiz, galiba eşini çok özlüyor. Hani şu kayıp bir yuvanın acısı gibi bir şey.

Bir hafta sonra, Cumartesi günü kapı çaldı. Ahmet elinde bir çanta taşıyarak karşında duruyordu. Afedersiniz Gülseren, pazara uğradım, bir şeyler aldım; seninle tanıştık, uğradım, diyerek kendini tanıttı. Gülseren onu içeri çağırdı, çay ikram etti. Ahmet çantadan küçük bir lale demeti çıkardı, Buyurun dedi. Gülseren çiçeklere bakıp gözleri parladı.

Çayı içip sohbet ederken, Ahmet pazardaki fiyatlardan, havadan bahsetti. Çay bittiğinde, dışarı çıkmak için yaklaştı; ceketi giydi, ayakkabılarını bağladı. Kapıya doğru yürürken bir anda durdu, Bir şey söylemeden çıkamam. Bu hafta boyunca sadece seni düşündüm, söz veriyorum. Benim bir kızım var, sekiz yaşında, şu an büyükannesinin yanında. Yalnızım, bir yüreğim eksik. dedi.

Gülseren kızardı, Ama birbirimizi yeni tanıdık dedi.

Ahmet, Sorun değil, sen diyebiliriz. Ben de bir hediye değilim ama kızım olmak isterim, bir gün bir kızım olmalıydı. dedi. Gülseren gülerek, Ben de bir kız isterdim, hep hayalimdeydi. diye yanıtladı. Ahmet elini uzatarak, Seninle bir kahve içmek isterim, dedi ve nazik bir öpücük kondurdu. Gülseren gözyaşları içinde, Bu beklemediğim bir şey tatlı ve huzurlu. diye fısıldadı.

Böylece hafta sonları buluşmaya başladılar. İki ay içinde evlendiler, köyde bir ev yaptılar. Gülseren bir anaokulunda çalışmaya başladı. Bir yıl içinde bir kız çocuğu dünyaya geldi; adını Deniz koydular. İki kız çocuğu, sevgi dolu bir aile, herkesin gözdesi oldu. Ahmet ve Gülseren, yıllar geçse de aşklarını şarap gibi lezzetli ve dayanıklı tutuyor, her gün gençleşiyorlardı.

Serkan ise akşam yemeklerinde Gülserene göz kırparak, Hani şu evlilik işini senin için ayarlamıştım, şimdi evliliğin en güzelini aldın, ne diyeyim, ben de öpüşmeyen bir eş önermeyeceğim, kardeşimin talimatına uymayı unutma! der, ikisine de neşeli bir kahkaha attırıyordu.

Rate article
Lifequest
Galia ve Yeni Mutluluğu: Zor Bir Seçimin Ardından Gelen Aşk