Kaynanın oğlu elimizden nasıl aldı?
Oğlumuz evlendikten sonra, artık bizi ziyarete gelmek istemiyor. Şimdi sürekli kaynanasında. Kaynanasının her zaman acil yardıma ihtiyacı oluyor. Kızının, bizim oğlumuzla evlenene kadar nasıl yaşadığını hayal bile edemiyorum.
Oğlumuz iki yıldan uzun süredir evli. Evlendikten sonra çocuklarımız, oğlumuza üniversiteye başladığında aldığımız dairede ayrı yaşamaya başladılar. Çocukluğundan beri oğlumuzun arkasında hep biz vardık, ona destek ve anlayış gösterdik. Daha evlenmeden önce kendi evinde yaşıyordu çünkü evi işine çok yakındı.
Gelinimizden hiç hoşlanmadım demeyeceğim ama bana o zamanlar bu kızın evliliğe yeterince hazır olmadığını düşündürdü, halbuki oğlumuz ondan sadece iki yaş büyüktü. Gelinimiz sık sık çocuk gibi davranıyor, bazen de şımarıklık yapıyordu. Oğlumuzun saf ve iyi niyetli oluşu aklımdan çıkmıyordu, bu çocukla hayatı nasıl paylaşacak diye düşünüyordum.
Onunla ve annesiyle karşılaşınca ikisinin de kim olduğunu anladım. Oğlumun kaynanası da benim yaşlarımda olmasına rağmen, aynı bir çocuk gibi davranıyordu. Hayatınızda hiç yaşını almış olmalarına rağmen çocuk gibi hareket edenler gördünüz mü? Bu insanlar aşırı derecede saf ve bocalamış oluyorlar. Kızının düğünü sırasında bile kaynana altıncı kez boşanmıştı.
Ne onunla sohbet edecek ortak bir konumuz vardı ne de yakınlaştık, çünkü kendi dünyasında yaşıyordu ama bize de karışmıyordu. Tek iletişimimiz, çocuklarımızın düğününde karşılıklı nezaketle tebrik etmekten ibaretti.
İlk gariplikler daha düğünden önce başlamıştı çünkü gelinimiz bütün zamanını oğlumuzu anasıyla ilgilenmeye yönlendirerek geçiriyordu: ya musluk akıyor, ya priz değişecek, ya da mutfakta raf düşmüş. Başta çok büyütmedim; evlerinde erkek eli yok, ihtiyaçları olur diye düşündüm.
Ama zaman geçtikçe kaynananın evindeki sorunlar hiç bitmedi. Oğlumuz yine bizi görmezden gelmeye başladı. Gerekçe olarak da karısıyla birlikte annesine gidiyoruz diyordu. Sonra bütün bayramlar ve özel günler hep kaynanasında kutlanmaya başladı; bana, babama ve kayınvalideme ise sadece ben evde kalıyordum.
Oğlumuz artık aile toplantılarımıza gelmemeye başladı. Bunu da bir yere kadar önemsemedim ama isteklerimizi de yerine getirmemeye başlaması ayrı bir mesele oldu.
O sıralar yeni bir buzdolabı aldık ve taşımamıza yardım etmesi için oğlumuza ricada bulunduk. İlk başta kabul etti ama sonra arayıp birlikte eşiyle annesine gitmeleri gerektiğini, çünkü çamaşır makinesinin su kaçırdığını söyledi.
Eşim oğlumu aradığında, gelinimizin Babanlar nakliyeci çağıramadı mı?! dediğini duydum telefonda. Sonunda oğlumuz geldi ama çok sinirliydi.
Baba, nakliyeciyi çağıramaz mıydın? Şimdi bunu ben taşımak zorundayım! dedi.
Sinirlerime hakim olamayıp, kaynanası neden usta çağırmıyor dedim içimden. Acaba başka bir dünyada mı yaşıyor, orada usta mı yok? Oğlum ise annesinin yalnız olduğunu, şu an herkesin insanları kandırdığını ve para alıp hiçbir işi doğru dürüst yapmadıklarını söylüyor.
O an eşim dayanamayıp, Belki oğlunun kaynanası beyaz eşyadan anlamıyor ama çok iyi çoban, çünkü bir koyunu ne güzel güdüyor dedi. Oğlum hemen babasına çok fena sinirlenip çekip gitti. Bu tartışmaya ben karışmadım, içten içe eşime hak verdim çünkü yeni akrabalarımız oğlumuzun sırtına tam anlamıyla yük oldular. Oğlum onların evinde tesisatçıdan tut da ev eşyası tamirciliğine kadar her işi yapıyor, bize ise uğramayı, bir araya gelmeyi unuttu.
Bu kavgadan sonra oğlumuz babasıyla iki haftadan fazladır konuşmuyor. Eşim de ilk adımı atmamakta kararlı. Ben ise arada kaldım; elbette eşim haklı ama oğluma bunu biraz daha yumuşak bir dille anlatabilirdi diye düşünüyorum. Şimdi oğlum alınganlık gösterdi, babasıyla görüşmek istemiyor ama ben de evladımı böyle saçma şeylerden dolayı kaybetmek istemem.
Eşim, Oğlum konuşmak istiyorsa buyursun, ama ben ilk adımı asla atmam, diyor. Oğlum da inatla Babam özür dilemeden onunla asla konuşmam, diyor. Bu durumda tek mutlu olan yine kaynanası!




