Köyden Şehre Umut Yolculuğu: Sadık Köylü İvan, Hayalleriyle Yaşayan Güzel Meryem ve Şehirli Zengin Timur’un Aşk, Aldanış ve Gerçek Mutluluk Hikâyesi

İsmailin aklı hiç şehirde yaşamakta değildi. Köyünün geniş ovaları, dere kenarları, mis gibi ormanı ve komşularıyla bayağı mutluydu. Kararını vermişti: çiftçilik yapacak, biraz koyun-kuzu bakacak, etini satacak, işler büyüyünce de işi genişletecek. Yani hayalindeki büyük eve kavuşmak istiyordu. Halihazırda bir arabası vardı; ama utandığı, eski püskü bir şeydi. Babaannesinin köydeki evini satıp, parasını işe yatırmıştı.

Bir de içinden çıkmayan gizli bir hayali vardı: Köyün güzeli Elifle evlenip, kuracağı o büyük evin hanımı yapmak. Şimdilik Elifle sevgili olduklarını, ama işlerinin henüz tıkırında olmadığını, büyük paralar kazanamadığını, evin ise daha temelinin yeni atıldığını biliyordu Elif. O da her şeyin farkındaydı.

Elif ise apayrı bir dünya… O güzelliğin tadını çıkartırken kendi ayakları üstünde durmayı da hiç düşünmedi bile.

Allah bu güzelliği bana boşuna vermemiş, dediğinde arkadaşlarına, Beni bir koca baksın, yeter ki biri bütün yükümü sırtlansın. Sonuçta güzellik ucuz değil, dedi.

Ama İsmailin en azından arabası var, temelini attı, yeter ki biraz sabret, daha çok genç, derdi Zehra, kankanın arası en iyi olanı.

Elif ise dudaklarını büzerek, Ben hemen şimdi istiyorum, kim bilir İsmailin işleri ne zaman yoluna girer, daha ne kadar bekleyeceğim, diye söylenip dururdu.

İsmail, Elifi seviyordu; ama onun tarafından aynı tutkuyla sevilmediğini de biliyordu. Yine de bir gün kendisine aşık olacağına dair umudu vardı. Her şey yolunda gidecekken, köye şehirden gelen Burak ortalığı karıştırdı. Burak, bir arkadaşının köydeki babaannesiyle tatile gelmişti. Evde, kahvede köy kızlarına pek yüz vermiyordu, köy kahvesinde canı sıkılıyordu ki Elifin o dillere destan güzelliğiyle içeri girdiğini görünce gözleri parladı.

Elif önce Burak’a yüz vermedi; ama babası belediyede meşhur müdürlerden biri çıkınca bir de paranın kokusunu alınca tavrı aniden değişti. Burak şehir delikanlısıydı, gezmiş-tozmuş, lafları cilalıydı, çiçekler, hediyeler… Elif hemen anladı; köyde böyle buket yok, kesin çiçekleri şehre sipariş ediyor, paraya bak dedi, içinden.

İsmail, Elifin Buraktan hediye edilen buketleri aldığını görüp küplere bindi.

Alma ondan çiçekleri, beni sinirlendiriyorsun, dedi.

Elif sadece kıkırdadı.

Ağlama İsmail, çiçek işte, ne var yani bunda?

İsmail dayanamayıp Burakın yanına gitti:

Elife çiçek falan almayacaksın, o benim kız arkadaşım!

Burak ise aldırmadı, ortalık bir anda gerildi, yumruk yumruğa dalaştılar, neyse ki köyün gençleri araya girdi de olay daha büyümedi. Fakat bu kavga yüzünden Elifle arasına kara kedi girdi. Elif uzaklaştı, İsmail de kırıldı, ikisinin de gururu okşandı. Elif ise kafasında şu jeton düştü: Burak bir ay köyde kalacak, sonra gidecek, o yüzden hızlı hareket etmeli.

Aklımı kullanıp Burakı şehre kaçırmam lazım, burada köyde ben ne bulacağım? Hem hızlı olmalıyım, diye düşündü.

Elif, Burakı eve davet etmekte hiç zorlanmadı. Anne-babası pazar için şehre gitmişti. Her şeyi planlamıştı ki; babası onları yakalasın. Babasını bilirdi, çok otoriter bir adamdır. Tam ikisi de mayışık, evin içinde bornozlu, Burak ise şalvarı yeni giymiş haldeyken baba ve anne içeri daldı.

Çocuklar, burada ne oluyor bakalım, dedi baba burunu kıvırarak.

Kız yere baktı, Burak ise ordan oraya bakındı.

Anlaşıldı. Burak, kızımla evleneceksin, yoksa yeminle köyü başınıza yıkarım. Gel, konuşacağız, dedi.

Kimse ne konuşulduğunu bilmedi; ama ertesi gün gençler soluğu belediyenin nikah masasında aldılar, babası arabayla götürdü, annesi ise evi toparlayıp kızının şehre yerleşmesi için hazırlık yaptı. Köyde bu haber kısa sürede herkesin diline düştü. İsmail çok üzüldü, ama gururdan belli etmedi.

Burak ise içinden küfrediyordu:

Başka köy mü kalmadı, ne işim vardı burada! Şehirli kızı bulacağım diye geldim, köy güzeline kandım, meğer ne tilkiymiş, diye içlendi.

Elifin ise gözü şehirde, kafasında mutluluk hayalleri.

Boş ver, Buraka iyi bir eş olurum, çocuklar yaparım, bak nasıl mutlu olacak, diyordu. Ama Burakın ailesi nasıl karşılayacak, orası muamma…

Fakat Burakın anne-babası umutla karşıladı. Meğer oğullarının şehirli havalı kızlarından bıkmışlar, köylü, güzel ve becerikli bir gelin istiyorlarmış. Elifin ellerinin hamarat olduğunu görünce hemen kaynana şefkatiyle karşıladı onu:

Gel bakalım Elifciğim, evimiz senin evin, dedi reyhan kokulu kayınvalide Emine, kayınpeder Recep Bey de gülümsedi.

Elif, kayınvalidesinin şefkatinde evi çekip çeviriyordu. Ev kocamandı, dört odalı, hem de şehir merkezinde. Elif gayet mutluydu; Burak da başta hesaplı kız izlenimi devam etse de, bir süre sonra ısınmaya başladı,
Vay be, evlilikte tuzağa düştüm ama galiba gerçek mutluluğa inanıyor bu kız. Bekle bakalım, belki olacak bir şeyler, diye içlendi. Aslında oralı değildi, eski yaşantısına devam etmeyi planlıyordu.

Bir gün Elif akşam yemeğinde bomba gibi bir haber patlattı:

Hamileyim, anne oluyorum!

Çok güzel kızım, torun düşünüyorduk, dedi Emine ana, Recep Bey gülerek kuzusuna sarıldı.

Burak ise panikledi; şimdi bu çocuk zamansız diyecek hali yoktu. Düğün derken aile bir daire hediye etti hem de mobilyasıyla. Elif kısa sürede anladı ki Burak, çocuk sahibi olacağına hiç memnun değildi.

Boş ver, çocuk gelince Burak mutlaka sevinir, mutluluk kapımızda, diye düşündü ama kocasının kalbinde bir bit yeniği olduğunu bilmiyordu.

Düğün sonrası Burak başladı kaybolmaya.

İşim çok Elif, sürekli şehir dışı toplantı! diyordu. Elif inanıyordu. Evde yemekler yapıyor, temizlik yapıyor, sabırla bekliyordu. Çoğu gece yalnız kalıyor, köydekileri, arkadaşlarını ve hatta İsmaili özlüyordu.

Artık doğru mu yaptım? diye kendine sormaya başladı. Kocasının aşkına dair sorulara Burak yuvarlak cevaplar verdiğinde, Elifin düşleri bir hayli sarsıldı. Emine ana da durumu anlamıştı, oğlunun örnek damat olmadığını biliyordu.

Oğulları doğunca herkes sevindi. Burak da kısa süreli duygulansa da çocuk sesi, bez, uykusuzluk canına yetti. Elif de telaşlı, yemek yapamaz hale gelmişti. Burak ise arazi…

Ama eski sevgilileri Buraka sırt döndü, karısı var diye. O da sevgilisi Selinle (şehirli, üniversite mezunu, paralı, çocuk istemeyen) gönül eğlencesine devam etti.

Selin, evdeki kaos beni yedi bitirdi. Karım köylü, oğlumdan bile nefret eder hale geldim. Şu köylüyle dışarı nasıl çıkayım ki? Tek bildiği koyun, keçi, köy… diye dert yanıyordu.

Elif artık kendini çaresiz hissediyordu. Kocasının bir başka hayatı olduğunu tahmin etmeye başlamıştı. Eve sarı saç telleriyle, parfüm kokusuyla geliyordu Burak, bazen de Elife bağırıp çağırıyordu.

Annesini arayıp dert yandı bir gün. Ama annesinden gelen cevap buz gibiydi:

Kimse sana Burakla evlen diye baskı yapmadı. Hani İsmail vardı ya? Şimdi ise seçtiğin yemeği kaşıklıyorsun, doyunca köye dönersin; ama eski defterler açılmaz.

Elif bunları düşünüp sıkılırken, gece Burakın telefonundan Selinle yazışmalarını okuyunca dili tutuldu. Kaynanasına anlattı; ama kaynanası şöyle cevap verdi:

Evlilikten boşanmayı aklından çıkar, çocuğu sana bırakmayız. Biliyorsun baban şehirde hatırlı adam, velayeti hemen alırız. Burak ne olursa olsun çocuğun babası, imkanı yerinde, ailesi güçlü, senden daha iyi bakar çocuğa. Senin diploman yok, işin yok, para yok, elin neye yeter ki?

Bir gece, oğulları diş çıkarırken ateşlendi ve ağlamaya başladı. Burak, bıktım bu şırıltıdan diye telefonda Seline geliyorum yazmıştı. Selin “yukarıda sana bıraktığım uyku ilacından ver, hemen uyurlar” diye yazınca Elifin aklı başından gitti.

O uyku ilacını verecek mi, ya bize zarar verirse? diye korktu. Hemen İsmaili aradı, her şeyi anlattı.

Hadi ben geleyim, seni alırım köye götürürüm.

Kayınvalide çocuğu elimden alır diyor.

Sen korkma, ürkütme kendini. Sadece oğlunu sakinleştir, gece olsun, Burak çıkınca haber ver. Ben yakında olacağım.

Elif çocuğunu zorla uyuttu, kendini de yere bıraktı, uyuyormuş gibi yaptı. Burak odaya göz ucuyla baktı, sonra çıkıp gitti. Elif ışık hızıyla eşyalarını topladı, İsmaili aradı. O da hemen geldi, daha fazla bekletmedi.

Burak ertesi gün eve döndüğünde ev bomboştu. Annesini aradı.

Burada yoklar, geldi desene, polise gideyim!

Aman oğlum, bırak gitsinler, rahat et, dedi Burakın annesi.

Aradan zaman geçti. Elif, Buraktan boşandıktan sonra İsmaille evlendi. Büyük bir evde, yuvalarını kurdular ve kısa sürede aileleri daha da büyüdü. Elif sonunda anladı ki onun gerçek mutluluğu İsmailleymiş, köydeymiş.

Rate article
Lifequest
Köyden Şehre Umut Yolculuğu: Sadık Köylü İvan, Hayalleriyle Yaşayan Güzel Meryem ve Şehirli Zengin Timur’un Aşk, Aldanış ve Gerçek Mutluluk Hikâyesi