Kim Yattı Benim Yatağımda ve Buruşturdu Onu… Bir Boşanma Hikayesi: Kocasının Sevgilisi Kızından Birkaç Yaş Büyük, Burnunda Piercingli ve Çıplak Ayaklıydı – Yana, Kırık Kalbiyle, Kızına ve Genç Rakibine Son Sözünü Söyledi ve Yirmi Yıllık Evliliğinden Geride Sadece Anılar Kaldı

Kim yatağıma yatıp buruşuk bıraktı Bir hikaye.

Kocanın sevgilisi, kızından biraz büyüktü; tombul çocuk yanakları, saf bakışları, burnunda bir piercing vardı (kız piercing takmak isteyince kocam kıyameti koparmış, kesinlikle yasaklamıştı). Ona kızmak mümkün değildi Ayşen, genç kızın morarmış çıplak bacaklarına, kısa montuna bakarken alaylı bir sesle şöyle demek geldi içinden: Şu salak adamdan çocuk yapmayı düşünüyorsan, bir kaban al, kotunun altına da külotlu çorap giy. Tabii ki hiçbir şey demedi. Ayşen sadece Elife anahtarları uzattı, iki çanta eşyasını kaptı ve durağa doğru yürüdü.

Ayşen Hanım, mutfakta tezgahın altında şu şey ne işe yarıyor? diye seslendi Elif arkasından. Orada tabak mı saklıyorsunuz?

Ayşen kendini tutamadı, ayrılırken lafı yapıştırdı:

Genelde orada Cem’in sevgililerinin cesetlerini saklardım, ama sen istersen tabakları orada yıka!

Cevap beklemeden, Elifin korkmuş yüzüne bile bakmadan merdivenlerden inerken kendinden memnundu. Yirmi yılın ardından işte böyle, ömür çöpe gitti, dedi içinden.

Cemin bir sevgilisi olduğunu ilk kızı öğrenmişti. Bir gün okulu kırıp eve dönmüş, evde kimse yok sanırken genç bir kızla karşılaşmış; kız, onun en sevdiği kupadan kakao içiyormuş. Üstelik üstünde neredeyse hiç kıyafet yokmuş, banyoda ise babası duş alıyormuş. Akıllı kızı Zeynep hemen durumu kavradı, Ayşeni arayıp:

Anne, sanırım babamın sevgilisi var; hem benim terliklerimi giymiş, hem bardağımdan içiyor!

Gerçekten de masallardaki gibi, diye gülerek hatırlardı o anı Ayşen. Kızı o gün çok üzülmüştü; ama babasının ihanetinden çok, birinin eşyalarına dokunmasına içerlemişti. Kim yatağıma yatıp buruşuk bıraktı

Ayşen ise kızından farklı olarak olayı daha sakin karşıladı. Elbette gururu incinmişti; genç kız hem tazeydi hem güzel, o ise kırk yaşında, kilolu ve selülitliydi. Ama bir yandan da rahatlama hissetti yıllardır süren gece telefonları, ucu açık çalışma saatleri, Cemin onu hiç götürmediği kafelerin fişleri Oysa Ayşen bir türlü suçüstü yakalayamamıştı; Cem öyle ustaca saklıyordu ki, Ayşen şüphelense bile kendini suçlu hissediyordu.

İlk defa oldu, diye utanmadan yalan söyledi Cem. Ne bileyim, birden bir göktaşı gibi düştü hayatıma

O göktaşı, Cemin iş seyahatinde kaldığı otelde çalışan bir kızmış. Yirmi yaşında, güzellikten başka bir özelliği olmayan biri. Zeka desen, sanırım onda da yoktu; Cemi takip edip İstanbula kadar gelmiş, kenarda biriktirdiği parayla rutubetli bir oda kiralamış. O yüzden hep Cemin evinde buluşuyorlarmış; hem duş alıyor, hem çamaşırlarını yıkıyormuş. Ayşen ise neden makinede sürekli “hızlı yıkama” programı açılıyor, merak ederdi; meğer normal “karışık kumaşlar” moduna fırsat kalmıyormuş!

Ev, Cemin babasından evlenmeden önce kalmıştı; ve Ayşen boşanmaya karar verince, kızını alıp Kadıköydeki annesinden kalan eski eve taşınmak zorunda kaldı. Zeynep sitem etti okula nasıl gidilecek şimdi!

Bizimle kal istersen, dedi Cem, ama cevabında küfürlerle karşılaştı. Bari Zeynep babasına gerçek düşüncelerini sayabiliyordu.

Başlarda alışmak kolay olmadı yeni yollar, yeni marketler, okula ve işe bir saat yol Ama zamanla alıştılar: Ayşen başka iş buldu, kızı ise iki kat daha yakın olan bir yüksekokula girdi. Üzülmeye vakit yoktu; ev halleri ve sınav telaşı onları hep meşgul etti, sıkıntılar bitince de hüzün kalmadı.

Elif birkaç kez Ayşeni aradı; hangi modda börek pişireceğini, bulaşık makinesine tableti nereye koyacağını sordu. Bir keresinde uğradı mezuniyet için lazım olan birkaç unutulmuş fotoğrafı getirdi. Cem getirmeye cesaret edemedi (veya istemedi); Ayşen hasta yatıyordu, Zeynep ise eski eve gitmeyi kesinlikle reddetti, psikolojisi bozulacak diye, üstüne bir de yazılım sınavı vardı.

Gayet şirinmiş burası, dedi Elif, solgun duvarlara ve eski abajurlara bakarak.

Ayşen ise gülümsedi evet, şirin işte, daha ne diyeyim. Orası ise modern ve rahattı, yirmi yıl emek vermişti. Bırak kullansınlar, dedi içinden.

Ama tam da bu olay ona kötü bir sürpriz getirdi; aradan bir yıl geçmişti ki, bir akşam kapı zili çaldı.

Sana mı geldi? dedi Ayşen kızına.

Zeynep şaşkın gözlerle baktı.

Kapıda Elif vardı; ağlamış, yanaklarında rimel ve simli far izleri Elde bir spor çantası.

Ceme bir şey mi oldu? diye sordu Ayşen, endişeyle.

Oldu! burnunu çekip gözyaşı döktü Elif. Sekreterle yakaladım onu! Sürpriz yapmak istemiştim; geç saate kadar çalışınca

Birden çocuk gibi tekrar hıçkıra hıçkıra ağladı, yüzünü ellerine gömdü.

Peki benden ne istiyorsun? dedi Ayşen, spor çantanın niyetini anlayınca.

Bir gece kalabilir miyim? Param yok. Yarın trene binip anneme gideceğim.

Parma yoksa nasıl gideceksin?

Sizden borç isterim sandım.

Ayşen ne güleceğini, ne ağlayacağını bilemedi.

Cevabı Zeynep verdi.

Hadi git buradan! dedi tiksinerek, yanında da hiç alışık olunmadık küfürler savurdu.

Ayşen kızına hayretle baktı.

Gel bakalım içeri, Elif, dedi. Gece oldu, seni sokağa mı atayım?

Daha da fena oldu.

Kızı çok bozuldu; Ya o, ya ben! diye bağırdı. Ayşen kollarını açtı: Sen büyüdün, kendin karar ver. İstersen babana git.

İstemem öyle baba! Ben Nataliyede kalırım!

Ayşen taksi çağırmak zorunda kaldı, Zeynep arkadaşında kaldı o gece. Ardından evde bir yıl dost edinmeyen, işi olmayan, sadece yeni piercingiyle gezen talihsiz eski sevgiliye çay ve nane limon ikram edip sakinleştirdi. Elife para da borç verdi ne yapsın, evde tutamazdı ki. Hatta tren garına kadar bıraktı, kaybolmasın diye.

Elif uzun uzun teşekkür etti, özür diledi, yeni bir hayat kuracağına, yanlış yollardan döneceğine söz verdi.

Annem hep “Başaramayacaksın!” derdi; demek ki haklıymış

Ayşen onu trendeki yerine oturtup el sallamadı o kadarına gerek yoktu. Kızına ise hemen barıştılar; ama Zeynep bir türlü anlamadı Anne, nasıl oldu da o kadını evimize aldın? diye söylenip durdu. Ayşen bir yandan kızının kabarık saçlarını okşadı, tebessüm ederek şöyle dedi:

Büyüyünce anlarsın.

Cem bir hafta sonra aradı. Her şeyi anladığını, Eliften ayrıldığını söyleyip geri dönmek istediğini belirtti.

Temiz gömlekler mi bitti? dedi Ayşen alayla.

Valla aynen iç çekti eski kocası. Zaten bir yıldır yağlı yağlı gömleklerle geziyorum, hiç bir iş beceremiyor ki

Elbette geri dönmedi. Kötülükle sevinmedi de. Yine de itiraf etmeli o olaydan sonra Ayşenin ruhu hafifledi: Hızla yürüdü, gülümsedi, artık daha çok eğleniyordu. Bir köpek sahiplendi, akşamları parkta gezdi. Semtte ondan on yaş büyük hoş bir komşuyla tanıştı ne olmuş yani, kendisi de çocuk değil. Ve hayat, kendi yoluna aktı gittiBir gün köpeğiyle evin önünde otururken, komşusu Ferit bir fincan kahveyle yaklaştı. Böyle güzel bir gün kaçmaz, dedi gülümseyerek. İkisinin bakışları, eski ve yeni hayatların kesiştiği o kadim sokakta buluştu. Feritin gözlerinde sabır ve anlayış vardı; Ayşen yıllar sonra ilk kez kendini güvende hissetti. Birlikte kahve içtiler, komik hikâyeler anlattılar, eski kahkaha kırıntılarını topladılar. Zeynep eve dönünce, Ayşen artık yeniden kurduğu hayatıyla gurur duyuyordu.

Bir akşam Ferit, Yarın pazara gidelim mi? diye sordu. Ayşen düşündü; Neden olmasın? dedi. Geçmişin gölge izleri artık yerini güneşli sabahlara, yeni umutlara bırakmıştı. Ayşen, kendisine bir kaban alacak kadar olgun, bir külotlu çorap giyecek kadar asi, bir yabancıyı tren istasyonuna kadar bırakacak kadar merhametliydi; ve en önemlisi, artık hayatında başkasının bırakacağı buruşuk bir yastık yoktu.

Kim yatağıma yatıp buruşuk bıraktı diye düşünmek yerine, Ayşen o gece kendi yatağını silkeledi, temiz çarşaflarını serdi. Çayını demledi, Zeynepi yanına çağırdı, köpeği de ayakucunda yattı. Hayat devam ediyordu; geçmiş kırık dökük olsa da, her yeni sabah yepyeni bir hikâye getiriyordu. Ayşen pencereye baktı, gülümsedi. Artık buruşuk hiçbir şey yoktu; olanların hepsi, kendisini kimseye anlatmak zorunda kalmadan, huzurlu bir sessizlikte iyileşiyordu.

Rate article
Lifequest
Kim Yattı Benim Yatağımda ve Buruşturdu Onu… Bir Boşanma Hikayesi: Kocasının Sevgilisi Kızından Birkaç Yaş Büyük, Burnunda Piercingli ve Çıplak Ayaklıydı – Yana, Kırık Kalbiyle, Kızına ve Genç Rakibine Son Sözünü Söyledi ve Yirmi Yıllık Evliliğinden Geride Sadece Anılar Kaldı