Nişanlım bana konuk oldu, ama beni yemek vermediğim için suratını tuttu.
İstanbulda kardeşimle ayrı evlerde yaşıyoruz. Kız kardeşimin biricik kızı Elif, İstanbulda bulunan üniversiteye girmek istiyor. Yurt hayatı onu bekliyor, ama önce bir iki hafta gelip sınav salonuna ya da evraklarını şahsen teslim etmeye gelmiş. Kız kardeşim de Geçici olarak Elifi evimde tut demişti.
Masa kim kuracak, ne yenilecek, hiç konuşulmadı. Annesi bu konuda suskun kalırsa, ikisi kendi aralarında karar verir, derler. Ben de oturma odasında Elifin kendini bir köşede büzülmüş, gölge gibi oturduğunu gördüm. Neden bu kadar üzgünsün? diye sordum. Elif, Sıcak bir öğle yemeği hazırlayacağını sanmıştım, dedi. Ben ise bir anda, Yemek sana ben vermeyeceğim, kendi takvimime göre yaşayacağım. Şimdi aceleyle çıkmam gerekiyor! Anneni ara, banka kartına bir miktar para gönderdiği zaman, bir paket bisküvi, iki tane poğaça al ve çayla birlikte ye. Çay da al, çay bitti! Ne hâlâ bebek gibi takılıyorsun? 18 yaşındasın artık! diye bağırdım.
Annemle uzun zamandır ne bir hayat sohbeti var ne bir muhabbet. Çocuklar yuvası boşaldıktan sonra kocam bilinmeyen bir yöne gitti, ben de işe sarıldım. Çalışma saatlerim öyle çılgın ki evdeki varlığım düzensiz, ev işleri için enerjim kalmadı. Uyuyup dinlenmek bir hayal, bir rüya gibi.
Misafirime fedakârlıkta bulunmak aklımda yok. Aylını (Elifin takma adı) görmek hâlâ hoş, kadınsı bir çiçek gibi büyümüş ama Artık ben o neşeli, çabuk karar veren Teyze Lale değilim; bir zamanlar bir fili bile pişirir, zaman ve gücünden kaçınmazdım.
Şimdi ona Al bakalım marketten ihtiyacın olanı, doğrayıp, haşlayıp, kızartıp, buharda pişir, ya da hazır yemek al ki tencereyi ya da daireyi mahvetme demek daha mantıklı. Bu öfke, sessiz bir nefret gibi her gün içinde birikir. Elif, annesiyle tam pansiyon beklentisiyle gelmişti. Belki bir gün her şey yerli yerine oturur; zor bir anda bir anda iyi bir teyze olmaktan çıkmak, uzun yıllar süren barışçıl ilişkileri birden değiştirir. Şu an hâlâ barışçı: bir yatağı ücretsiz bıraktım, ama öğün eksik. Bir psikoloğa gittim, aileme nasıl nazikçe Artık eskisi gibi işlevsel değilim, benden daha az şey bekleyin diye anlatabileceğimi sordum.
Rüyanın içinde odalar yavaşça süzülür, çay fincanları gökyüzüne yükselir, para birimleri çınlar; ama en çok hissettiğim şey, bir zamanlar süren akışın şimdi bir sis gibi dağıldığı.




