Kollarımızın Uçlarıyla Nazikçe Dokunmak

Yeni yıl yaklaştıkça Elif heyecan içinde. Üçüncü kez yeni yılı kutlayacak ve bu büyülü günü, mandalinaların kokusunu taşıyan bir masal gibi, küçük bir kız gibi sabırsızlıkla bekliyor.

Elif, evli olduğu ve altı ay önce evden ayrıldığı evsiz bir dairede tek başına yaşıyor. Kocası Muratla birlikte Akdeniz kıyısındaki Antalyaya taşındı; orada kayınvalidesinin oteli var ve genç çifte aynı işi devrettiler. Elif kızını, yani Meleki bu mutluluğu için tebrik ediyor.

Yeni yılda başka günlerde mümkün olmayan şeyler oluyor, diye anlatıyor Elif, meslektaşı ve yakın arkadaşı Leylaya.

Ah Elif, ne romantik bir kadın, neredeyse bir peri kızısın, diyor Leyla. Artık on yedi değilsin ama hâlâ bulutların üstünde dolaşıyorsun, bir mucize bekliyorsun.

Elbette Leyla, romantizm ortadan kaybolmadı ki diye cevaplıyor Elif.

On bir yıl önce Murat bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Elif tek başına kızı büyütmüş, tekrar mutlu olmayı düşünmemişti; Muratla çok sevgi dolu bir evlilik yaşamıştı.

Elif, yalnız kalmamalısın; sen çok güzelsin, naziksin, birini mutlu etmelisin, diyordu Leyla sık sık.

Bilmiyorum Leyla, her erkeği Muratla kıyaslıyorum; bence ondan daha iyi bir adam yok, diye yanıtlıyordu Elif.

Yeni yıla iki aydan az bir süre kala, Elif tesadüfen yüksek ve ince yapılı, mavi gözlü bir adamla tanışıyor. Adamın adı İbrahim. Bir öğle arası kafede kasada yan yana dururken birbirlerine çarpıyorlar; Elif bir anda kalbinde tarifi zor bir dalgalanma hissediyor, bütün vücudu ısınıyor.

İbrahim ona nazik bir bakış attı ve Elif o bakışa dalıp gidiyor.

Allahım, bu son kez böyle bir his ne zaman gelece? diye düşünce bir anda kayboluyor.

Elif, tepsisini alıp yan masaya otururken İbrahimin kendisine yaklaştığını görüyor.

Rahatsız eder miyim? diye gülümsüyor İbrahim.

Hayır, diyor Elif, gülüşün bir o kadar etkileyici ki

İbrahim ben, diyor İbrahim. Senin adın?

Elif, diyor Elif, yanakları bir kez daha kızarıyor.

İkisi de hafifçe utanıyor, ama bir süre sonra sohbetleri akıyor; sanki birbirlerini yüz yıldır tanıyormuş gibi rahat konuşuyorlar. Ortak nokta buluyor, aynı dalgadan gelen iki balık gibi anlıyorlar. Bu durum bir buçuk ay sürüyor.

Elif ve İbrahim sık sık öğle yemeği yer, akşam yürüyüşe çıkıyor. Leyla, Elifin değişimini fark ediyor; Elif kendini bir güzellik olarak görse de, gerçekten de çekiciliği, şıklığı ve zarafetiyle herkesin ilgisini çekiyor. Uzun, açık kahverengi saçları omuzlarından biraz aşağıya dökülüyor; kısa saçları hiç sevmez, çünkü Allah ona bu güzel saçları vermiş, ona da hak ettiği gibi sahip çıkması gerektiğini düşünür.

Elifin en büyük çekiciliği, nazik bir bakışı ve hafifçe yana eğilmiş bir gülümsemesiydi. Kalbi uzun zamandır çarpmadı, tam da İbrahimle tanışana kadar. Üniversiteyi bitirip bir tekstil fabrikasında muhasebeci olarak çalışmış, orada ailesi sayesinde Muratla tanışmış ve mutlu bir evlilik sürdürmüş. O günler ne güzel, ta ki Muratın ölüm haberini alana kadar

İbrahim sık sık Elifi dışarı çıkmaya davet eder, Elif de kabul eder. Kışa, karla kaplı ağaçlara, dondurucu soğuğa aldırmadan, bu mutlu anı beklemişlerdir.

Leyla, diye coşkuyla söylüyor Elif bir kahve molasında, çok mutluyum. İbrahim, hayalimdeki adam. Tanrının bir kez daha bana şansını vermiş olduğuna inanamıyorum.

Ben de senin mutlu olmanı istiyordum, diyor Leyla, Ben de Şahinle mutluyum ama senin de aç çiçek gibi açmanı diliyorum. Sen çok güzel bir şey

Bir gün İbrahim bir anda ortadan kaybolur, telefon kapalıdır, bir açıklama yapmaz. Elif kendini kaybolmuş gibi hisseder; Leyla da endişelenir.

Endişelenme Elif, olur, der Leyla, Hayat ne getirebilir kim bilir.

Elif, telefonu neden aramıyorsun? O olmadan ben ne yaparım? Yıllardır onu bekledim, sanki o şarkının içinde kolları hafifçe dokunarak bir anı yaşıyoruz, diye ağlamaya başlar Elif.

Üzerinde gurur tutma, ara, der Leyla. Ben de defalarca aradım, ulaşamıyorum. Gerçekten de beni bırakmış mı?

Beklemeliyim, umut etmeliyim. İbrahim bir gün geri dönecek, diyerek Leyla teselli verir.

Bir hafta geçer, İbrahim hâlâ görünmez. Elif, Leyla ile alışverişe çıkar, yeni yıl yarışması hediyeleri arar, akşamları evde yastığa yaslanıp ağlar.

Yeni yıl gecesi ofiste coşkuyla şampanya akıyor, müzik çalıyor, herkes yeni umutlarla 31 Aralıka dans ederek giriyor. Elif gülümseyerek görünüyor ama gözleri telefonuna takılmış, bir haber bekliyor.

Saat on ikiyi geçtiğinde evine döner. Tatil günleri uzun, boş zamanlar dolu. Kızı Melek arar, ama Elif hâlâ dışarı çıkmak istemiyor, evde kalmak istiyor.

Canım kızım, yeni yılı bizimle kutla, der Elifin annesi telefonla. Yalnız oturursan, yeni yılın nasıl geçer, biliyorsun.

Evet anne, geleceğim, diye cevap verir Melek.

31 Aralık akşam yediye doğru, Elif evine giderken kapıyı çalan bir ses duyar.

Kimin olduğunu merak ediyorum, diye düşünür ve kapıyı açar.

Kapının önünde Noel Baba durur.

Merhaba güzel Elif, der yaşlı bir sesle Noel Baba, ardından bir kırmızı kutu çıkarır, içinde altın bir yüzük vardır.

Bu ne? Kimden? diye korkmuşça sorar Elif.

İbrahim, genç adam, senin için bir hediye getirdi, der Noel Baba, ve aniden İbrahim ortaya çıkar, bir demet gül ve yüzüğü tutar.

Elbette, evet! diye sevinçten bağırarak Elif cevap verir.

İbrahim, Sevgili Elif, bu yüzük senin ve benim nişan günümüzün simgesi olsun, der ve yüzüğü parmağına takar, çiçekleri verir, kalın bir öpücükle sonlandırır.

Noel Baba, sizi kutsuyorum, der, Görevim bitti, mutlu yıllar, ve kapıdan çıkar.

Beni çok özledim, der İbrahim.

Neden ortadan kayboldun? Ne oldu? sorar Elif, Neden aramadın?

Bir yıllık bir görevdeydim, fabrikada çalışıyordum, bir gün ailemden bir telefon aldım; kardeşim ve annem bir kazada yaralandı. Kardeşim hayatını kaybetti, annem yoğun bakımdaydı. Telefonum uçakta kalmış, bir sonraki uçuşa yetişemedim. Anneme iki ameliyat lazım oldu, ben de koşuştururken seni bildiremedim, diye açıklıyor İbrahim, gözleri dolmuş.

Sanırım seni terk ettiğim sandım, der Elif, İbrahime sarılarak.

Anneme iyi haber geldi, şimdi seninle yeni yılı kutlamak istiyorum, der İbrahim.

Elif, Ben de aşçıyla bir şey hazırlamadım, henüz bir şey yapmadım, diye endişeli.

Şampanyam var, der İbrahim, bir çanta şarap, mandalina ve şekerlemelerle dolu, Senin ailenin yanına gidebiliriz, belki de onlardan ellerini alırım, diye neşeyle söyler.

Elifin babası kapıyı açar, genç adamı görür.

Hoş geldiniz, der, Ben Bay Ahmet, elini uzatarak.

İyi akşamlar, ben İbrahim, cevap verir.

İçeri girerler, masada kurulan bir sofra, ışıklı çam ağacı yanar. Elif, parmağındaki yüzüğü göstererek, Anne, baba, bu benim nişanlım İbrahim, der.

Anne şaşkın ama mutlu, Hoş geldin İbrahim, ailemize katıldığın için sevindim, der. Bu nasıl bir yeni yıl hediyesi? diye sorar İbrahim, herkes gülerek cevap verir.

Baba, Şanslı bir damatla evlendiğimize memnunuz, diye şampanyasını kaldırır, Yeni yılda mutluluğumuza, ailenizin mutluluğuna! diye bağırır.

Kadehlerin çınlaması ve kahkahalar eşliğinde yeni yıl kutlanır. Elif, bu yılın mutlu olacağını bilir, çünkü kolları hafifçe dokunan bir aşkla yeni yıla adım atmıştır.

Rate article
Lifequest
Kollarımızın Uçlarıyla Nazikçe Dokunmak