Hepimiz Onu Yadırgardık
Merve camide durmuş, gözyaşlarını tutamıyordu. Bak, on beş dakika olmuş. Benim için şaşırtıcıydı doğrusu. Şu artistin burada ne işi var? diye düşünüyordum. Yani, itiraf edeyim; evet, onu burada görmeyi hiç beklemezdim.
Merveyle bizzat tanışıklığım yoktu, ama sık sık karşılaşırdık. Aynı apartmanda oturuyor, aynı parkta yürüyorduk. Ben dört çocukla, o da üç köpeğiyle.
Mahalleden hepimiz onu yadırgardık. Biz dediğim; ben, çocuklu diğer anneler, bankta dedikodu çeviren teyzeler, apartmandaki komşular, hatta geçen insanlar bile.
Merve güzel kadındı, daima şık giyinir, hafifçe lakayt ve son derece özgüvenli gözükürdü.
– Yine sevgilisini değiştirmiş, bak hele şuna, diye arkasından söylenirdi Nermin teyze, apartman girişindeki bankta.
– Üçüncü oldu bu.
– Parası çok tabii, yapar, derdi onun kankası Şükran Abla, Mervenin bir sevgilisiyle daha lüks bir arabaya bindiğini kıskanarak izlerken.
Şükran ablanın oğlu, kırk beşlik Murat, hâlâ hurdasından öteye bir Murat 124 bile alamamıştı.
– Çocuk doğursa ya, saat de tik tak ediyor, diyordu teyzelerin ezeli rakibi Hasan Amca. Ama iş Merveyi yargılamaya gelince herkes hemfikirdi.
Sonra teyzeler keyifle konuşurdu: yeni sevgili de kaçmış. Özetlerini Zaten oynak, ev de kesin köpek gibi kokuyordur! şeklinde bitirirlerdi.
Ama en çok biz, çocuklu anneler, Merveyi pek çekemezdik.
Biz, enerjimizin son damlası ile çocuklarımızın gittiği salıncağa, kaydırağa, çalıya, hatta çöp yığınına koştururken; o, köpekleriyle sanki dünya umrunda değilmiş gibi salınarak dolaşır, bir yandan da bize alaycı gözlerle bakardı. Çocuk doğurdunuz da şimdi rahatınız mı kaldı? Ben hayatın keyfini çıkarıyorum. der gibiydi. Biz ise ne zaman Zehraya kaban ve bot alırız, acaba botu bir yıl daha idare eder mi, diye kara kara hesap peşindeydik.
– Belli zaten, kesin çocuk istemeyenlerden, derdi arkadaşım Özlem, üç erkek çocuk annesi.
– Parası olan hayvan sever, ee, ne var yani? diye onaylardı hamile Meryem, yaramaz kızını ağaçtan indirmeye çalışırken.
– Egoist işte, çocuk bakmak istemiyor, geziyor tozuyor. Yedi yıldır deniz görmedim! diye iç çekerdi beş çocuklu Elif.
– Aynen, aynen, ben de hemen onaylar, tüm mahalleli teyzelerle birlik olup yere düşen, dizi kanayan, parkı inleten Tuğbayı toplamaya koşardım.
Bir gün yine bir teyze yüksek sesle, Koca köpek sürüsüyle geziyor, çocuk sahibi olsa ya! diye atıldı.
– Sizi hiç ilgilendirmez! dedi Merve birden arkasını dönüp. Daha fazla laf söyleyecekti, kendini tuttu, köpeklerini çekiştirerek yoluna devam etti.
– Görgüsüz, ardından bağırdı o teyze.
Bir süre daha Mervenin camide ağlayışına bakıp, dışarı çıktım.
– Bir dakika bekler misiniz, dedi arkamdan bir ses. Durdum.
Merve, caminin avlusunda arkamdan geliyor.
– Siz parkta dört kızınızla geziniyorsunuz değil mi?
– Evet Siz de üç köpekle, dedim.
– Evet Sizinle konuşabilir miyim? Biliyor musunuz, sizi çocuklarınızla hep izliyorum, diğer anneleri de; hayran kalıyorum, dedi ve yüzü kızardı.
– Siz mi!? şaşkın şaşkın baktım. İçimden Hani çocuk düşmanı, egoist, havalı! falan diyecektim ki, o meşhur alaycı bakışları geldi aklıma.
Oturduk bir banka. Merve anlatmaya başladı Hem konuştukça gözyaşlarını tutamıyordu. Belli çok yalnız, anlatmaya da ihtiyacı varmış.
Merve, sevgi dolu bir ailede büyümüş. Kendisini bildi bileli bir sürü çocuğu olsun istermiş. Aşkla evlenmiş. Ama iki düşük ve doktorların kısırsın teşhisi sonrasında, sevdiği kocası kayıplara karışmış.
İkinci evlilik de aynı sebepten bitmiş. Ama öncesinde Merve çok uğraşmış, türlü tedaviler denemiş. Sonunda dış gebelikten ölümden dönmüş.
Bir üçüncü bey daha olmuş. Yine dış gebelik, daha anne olmadan adam sırra kadem basmış. Ona Mervenin arabası cazip gelmiş, parası hoşuna gitmiş, ama çocuk meselesi planlarına uymuyormuş.
– Yeter ki bir çocuğum olsun, her şeyimi verirdim! dedi.
– Ben de sizi köpekleri çok seviyorsunuz sanıyordum, dedim, biraz tuhafça.
– Evet, köpekleri de çok seviyorum, diye gülümsedi Merve. Ama çocukları sevmiyorum demek değil bu.
Yalnız kalmamak için önce Tepayı sahiplenmiş. Sonra komşuları evde tadilat yaparken Mikeı bırakmışlar. Onlar gelince de Mike kalmış. Feniyi ise kış günü yolda yavruyken bulup eve götürmüş.
Aklıma Evinde köpekten geçilmiyor, bir çocuk sahibi olamadı diyen o teyze geldi ve Saat de tik tak ediyor diye seslenen Hasan Amcanın sözü çınladı kulaklarımda.
Saat tik-tak Merve kırk bir yaşında ama otuzdan fazla göstermez.
Bir çocuk evlat edinmeye karar vermiş. Kaç yaşında olursa olsun, hiç fark etmez. Altı yaşında, Kadir adında bir oğlanı görmüş, ama işin güzeli Kadir önce ona Sen benim annem olur musun? diye sormuş. Olurum demiş Merve.
Yine Egoist, uğraşmak istemiyor diyen Elifin iç geçirişi gözümde canlandı.
Ama Kadiri Merveye vermemişler; çünkü annesi, ağır ruhsal rahatsızlığı olmasına rağmen veli haklarını kaybetmemiş.
– Çok koydu, dedi Merve. Nasıl olur? Çocuk aile istiyor, ama sistem izin vermiyor, dediler.
Sonra dört yaşındaki Elif çıktı karşısına. Kızcağızı iki aile almış, ikisi de geri getirmiş. Çok, ama çok hareketliymiş.
Çocuk Esirgemede anlatmışlar, ikinci anne onu geri getirirken Elif, kadının arkasından sürüne sürüne Anne lütfen bırakma beni, bir daha yapmayacağım! diye yalvarmış.
Merve onunla ilk tanıştığında Elif hemen sormuş: Sen de mi beni geri vereceksin? Hayır! demiş Merve, gözyaşları içinde.
Elifle evlat edinme işlemlerinde de saçma sapan zor işler çıkmış. Merve detaya girmedi. O artık benim kızım, gerekirse ömrüm boyunca savaşırım! dedi.
O gün camiye ilk defa girmiş Merve. Başka gidecek yerim yoktu, dedi.
Eskici gibi gezen bir hoca geldi, Merve uzun uzun dertleşti, bir şeyler yazdı defterine.
– Her şey güzel olacak inşallah! Allaha emanet ol, diyerek uğurladı, Merve de kocaman gülümsedi.
Beraber eve yürüdük.
– Beni ukala ve kibirli sanıyorsunuz değil mi? dedi aniden Merve. Oysa ben yalnızca herkese kendimi anlatmaktan yoruldum. Zaten neler neler duydum bu mahallede
Hiçbir şey demedim.
Merve kızlarımla ve köpeklerle oynamaya davet etti bizi. Kabul ettim. Mutlaka gideceğim. Ama birazdan.
Şu an sadece çok utanıyorum.
Ve içimden hep şu geçiyor: İçimizdeki bütün bu pislik nereden geliyor? Ne çabuk, başkasına en kötüsünü düşünür olduk?
Ve ben çok istiyorum ki, bu hepimizin hakkında konuştuğu Merve için sonunda yüzü gülsün. Elif ona sarılsın, yanaklarını yaslasın, anneciğim! desin. Hiç kimse, artık ondan ayırmasın. Yanlarında mutlu mutlu zıplayıp oynasın tatlı köpekleriTepa, Mike ve Feni
Belki bir gün mucize olur, Merveye iyi, sahiden iyi bir eş çıkar. Elife bir kardeş gelir. Olmaz mı? Olur tabii, hem de pek güzel olur!
Ve sonrakimseler bir daha o anne-kıza tek kötü söz söylemesin Hem kim bilir, belki benden bile güzel bir insan çıkar bu olaydan.




