Oksana’nın Yılbaşı Sürprizi: Annesi ve Kız Kardeşiyle Birlikte Geçireceği Tatil, Yoldaki Gizemli Rüya, Beklenmedik Bir Karşılaşma ve Kaderin Yeni Başlangıcı

Elif, yılbaşında annesini ziyarete geliyor. Sürpriz yapmak istiyor, o yüzden haber vermiyor. Kadın, evin kapısına yaklaşıp, hafifçe tıklatıyor. Bir anda sevgiyle dolu küçücük kız kardeşi Cemre, kapıdan fırlayıp boynuna atlıyor! O gün göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Elif ve kardeşi salata doğrayıp hazırlarken, anneleri Elifin en sevdiği yemeği yapıyor: fırında kaşarlı et.

Ben senin geleceğini hissettim zaten diyor annesi. Hatta dün yumurta alırken bir tepsi daha aldım, içime doğdu. Ama doğrusu yalnız gelmeyeceğini düşündüm. İsmailden sonra hâlâ kimseyle görüşmüyor musun?

Hayır anne, lütfen bu konuyu açma diye geçiştiriyor Elif.

Tam o anda telefonu çalıyor. Ekrana bakınca şaşkınlıktan az kalsın yere oturacak gibi oluyor.

*

Allahım, şu yılbaşını hem çok seviyorum hem bazen hiç sevmiyorum. Şu raporlar, hesaplamalar, denetimler… Nihayet yarın son gün; her şey yolunda giderse tam iki hafta izinliyim. Bu ay nasıl yoruldum anlatamam diye içinden geçiriyor Elif.

Akşam evde bilgisayar başında oturuyor, yılsonu raporunu tamamlıyor. Müdürü, Eğer yarın komisyondan bir hata çıkmazsa 12 Ocaka kadar izinlisin, demişti. O da tüm gayretiyle çalışıyor; tek isteği annesini ve Cemreyi görmek ve doya doya dinlenmek.

Ertesi gün annesine hâlâ hediye almamış, küçük kardeşine ise yeni bir cep telefonu çoktan hazır. Akşamki tren biletiyse daha ay başında alındı, garantiye almak için.

Müdür bırakmazsa bileti iptal ederim diye düşünmüştü o gün. Kompartımanda alt yatak seçmişti.

*

Gece garip bir rüya görüyor Elif. Ormanda, 5-6 yaşlarında minik bir kız çocuğu ile karşılaşıyor. Kız kütüğün üstünde oturmuş kitap karıştırıyor. Elif soruyor:

Kayboldun mu, annen baban nerede?

Kız ise cevap veriyor:

Yok, ben hâlâ bulunmadım. Sen ise kalk, kaderini kaçırma. Akşama sevdiklerinle buluşacaksın. Kalk çabuk, raporu teslim etmek lazım!

Elifin gözleri kendiliğinden açılıyor, saate bakıyor:

Aman Allahım, neredeyse geç kalıyordum! Tam da bugün, saat dokuzda son denetim var. Raporum hazır, hata olmaması lazım.

Hemen yataktan fırlıyor, rüya anında uçup gidiyor. On beş dakika içinde hafif bir makyaj, ev kıyafetlerinden çıkıp paltosunu alarak koşar adım durağa iniyor. İyi ki işyeri evden sadece beş durak uzakta ve otobüste boş yer de bulmuş.

Otobüste insanlar arasında göz gezdirirken, rüyasındaki kızı ön koltukta görüyor! Kız Elife göz kırpıyor. Tam o an arkasındaki biri ona çarpıyor. Elif, sırt çantasını omzundan kaydıran gence sertçe bakıyor. Önüne tekrar bakınca küçük kızı artık göremiyor.

Aman ne zırva rüya, yorgunluktandır diye kendine söyleniyor.

İşe vardığında herkes çoktan gelmiş. Ortam tam bir yılbaşı telaşı. Öğlene kadar o koşuşturma içinde birden raporunu sorunsuz teslim ediyor. Müdüründen hem bir övgü hem de bir zarf alıyor:

Sana çalışkanlığının karşılığı. Mutlu yıllar!

Çok teşekkür ederim, Serhat Bey, size de mutlu yıllar.

Elif, aldığı primle annesine güzel bir şal, Cemreye de şık bir bluz alıyor. Tatlılar, meyve suyu, bir de köpüklü içecek ekleyip, akşam yedi buçukta nefes nefese trene biniyor. Kompartımanın önünde birinin çantasına takılıp yere kapaklanıyor.

Az kalsın ağlayacak gibi hissediyor ama bir çift nazik el onu yerden kaldırıyor.

Nasıl oldu bu, özür dilerim, çantamı yerine koyamamışım… diyor genç bir adam, samimi ses tonuyla.

Yok, önemli değil, sorun yok diyor Elif mahcup bir şekilde.

Aynı kompartımanda seyahat ettiklerini anlıyorlar. Elif, genç adama bakıyor: uzun boylu, yakışıklı, güven veren bir hali var. O anda kız kardeşiyle paylaştığı rüyayı hatırlıyor.

Yoksa bu mu kader dediği kişi…

Adam yardım ediyor, Elifin valizini yerleştiriyor. Tanışıyorlar; adı Alper. Bir günlüğüne Eskişehire toplantıya geliyormuş, ertesi gün dönecekmiş.

Geceyi tren yolunda geçireceğim, yarın dönerim. Siz nereye gidiyorsunuz?

Annem ve kardeşimle yılbaşı kutlayacağım. Uzun zamandır görmüyordum, işte küçük bir izin fırsatı çıktı, yanlarına gidiyorum.

Eşiniz ya da sevgiliniz yok mu?

Yok, daha hayatımın adamını bulmadım. Ya sizin?

Yalnızım ben de. Hayat arkadaşım olacak kişiyi bulmak istiyorum derken Elifin içinden Rüyadaki kız haklı mı acaba? diye bir heyecan geçiyor.

Alper bir anda,

Yüzünüz kızarıyor, hemen elma gibi yanaklarınız oluyor, böyle olunca insandan gözünü alamıyor deyince Elif bir kez daha mahcup oluyor.

Ne yapayım, heyecanlanınca yüzüm kızarır hep. Şimdi de sizi mahcup ettim…

Hiç önemli değil. Çay içer miyiz? Annem elmalı kek yaptı, trende paylaşmamı tembih etti.

Tam o sırada yaşlı bir kadın ve yanında 6 yaşlarında bir oğlan çocuğu kompartımana giriyor. Çayı erteleyip koridorda yer açıyorlar. Kadının adı Zeynep Hanım, torununu Eskişehire annesine götürüyor; kendi başka bir şehirde çalışıyor, izin alamamış.

Birazdan beraber oturup, kek ve bisküvi yiyerek sıcak bir sohbet kuruyorlar. Ardından gençler vagon koridoruna çıkıp o anda trenin geçtiği istasyonun yılbaşı ışıklarına bakıyor.

Bir şey soracağım, numaralarımızı değiştirebilir miyiz, Elif? Eğer istersen tabii…

Seve seve.

Ne zaman geri dönüyorsun?

Onunda çıkacağım.

Demek bayağı kalacaksın. Seninle ilk andan beri sanki yüz yıllık dost gibi hissettim. Ne garip!

Ben de çok rahatım senin yanında. Ama sanırım bu yol arkadaşlığı; tren biter, herkes yoluna…

Belki de dediğin gibi. Neyse, yavaştan uyuyalım mı?

Elif gülümseyerek başını sallıyor.

Sabah saat onda tren istasyona varıyor. Elif, gelişini yine kimseye haber vermemiş. Yedek anahtarın nerede olduğunu zaten biliyor. Alper ile taksi bekliyorlar, vedalaşırken Alper iyi dileklerde bulunuyor.

Umarım yılbaşı gecesi, bir ömür beraber olmak isteyeceğin kişiyi bulursun.

Elif de aynı temenniyle cevap veriyor, farklı yönlere ayrılıyorlar. Elif, Alperden hoşlansa da ilk adımı atan biri değil. Yine de içinden Keşke kalsan, yılbaşını birlikte geçirsek demek geçiyor, fakat söylemiyor.

Kafasını toparlayıp annesi ve Cemre ile buluşmaya hazırlanıyor.

Elif yılbaşında annesiyle kardeşini ziyaret ediyor, sürpriz yapmak istediği için önceden haber vermiyor. Evin önüne gelip gülümseyerek zili çalıyor. Kapı açılınca minik kardeşi Cemre sevinçle üzerine atlıyor.

Gün, yemek hazırlığı ve sohbetle nasıl geçiyor anlamıyorlar. Kardeşiyle salata doğrayıp laf arasında annesi Elifin en sevdiği yemek olan fırında kaşarlı eti yapıyor.

Ben hissetmiştim geleceğini. Dünkü alışverişte bir tepsi fazla yumurta aldım. Sabah da Belki yalnız gelmez dedim. İsmailden sonra kimseyle konuşmadın mı hâlâ?

Anne, lütfen… konuyu kapatalım.

O esnada telefonu çalıyor Elif bakıyor ve şaşkın bir şekilde irkiliyor!

Arayan Alper Elifin içi bir anda kıpır kıpır oluyor.

Merhaba. Eve varabildin mi? diyor.

Aslında varamadım, seni aramak istedim. Bu şehirde senden başka tanıdığım yok, yılbaşında tek başıma kaldım. Beni davet eder misin?

Elif sevinçle kahkaha atıyor:

Şimdi ev sahibine sorayım. Anne, bir arkadaşım yılbaşı için şehir dışından geldi, dönecek bilet bulamamış. Bizimle kutlayabilir mi?

Tabii gelsin, bu kadınlar ordusuna bir erkek lazım! diyor annesi gülerek.

Duydun mu? Adresi not al…

Elif, annesine ve kardeşine gülümseyerek göz kırpıyor. Rüyasındaki kız haklıymış; Elif raporunu da bitirmiş, o akşam kaderine de kavuşmuş oluyor…

Rate article
Lifequest
Oksana’nın Yılbaşı Sürprizi: Annesi ve Kız Kardeşiyle Birlikte Geçireceği Tatil, Yoldaki Gizemli Rüya, Beklenmedik Bir Karşılaşma ve Kaderin Yeni Başlangıcı