İbrahim, Elif, köye geri dönsek nasıl olur? Şehir hayatına alışamıyorum, üç yıldır buradayız ama hâlâ yabancıyım. Hatta temiz havada bir çocuğumuz olur da, ne dersin? diye seslendi.
Elif, dün aynı şeyi düşündüm. Okulda tekrar öğretmenlik yapacağım. Belki de değişiklik bize iyi gelir, diye yanıtladı Elif.
Sevgilim, karar verildi! dedi İbrahim mutlu bir şekilde.
İbrahim ve Elif dört yıl önce evlenmişti. Elif üniversiteyi bitirince köydeki bir okula öğretmen olarak gelmiş, ikisi de orada birbirlerine aşık olmuş ve evlenmişlerdi. Bir yıl köyde yaşadıktan sonra Elifin annesi ağır hastalandığı için şehre dönmek zorunda kalmış ve bir yıl önce annesi vefat etmişti.
Şimdi İbrahim ve Elif mutlu bir evlilik sürüyor, birbirlerini seviyorlar fakat çocuk sahibi olamamak ikisini de üzüyordu. Elif tüm tıbbi kontrolleri yaptırmış, doktorlar her şeyin yolunda olduğunu söylemişti.
Eşyalarını çabucak toplayıp bir kamyonetle İbrahimin annesinin yalnız başına oturduğu köy evine taşındılar.
Yaşasın! diye coştu annesi Melek, Eşyalarınızı getirmişsiniz, umarım kalıcı bir karar vermişsiniz. Allaha dua ettim, sonunda duydu. dedi. Boş odanız var, hemen yerleşin. Eskiden de iyi oturduk, ama baban Veli bir yıl önce vefat etti O da hep yanınızda olurdu. Şimdi tekrar buraya getirdik sizi.
İbrahim köydeki tamir atölyesinde işe başladı, köylüler onu memnuniyetle karşıladı. Elif de okula öğretmen olarak geri döndü.
Merhaba, Elif Öğretmen, diye selamladı okul müdürü Ahmet Bey. Geri döndüğünüz için mutluyuz, köyde öğretmen kalacak pek az kişi var.
Cuma akşamı Melek, köyde bir akşam yemeği düzenledi. Komşular, İbrahimin dostları, Elifin eski öğrencileri ve aileleri gelmişti. Köyde herkes Elifi, Sevgili Elif diye seslenerek memnuniyetle karşıladı. En çok da eski bir içki bağımlısı Sami mutluydu; Elif ona bir kez bataklıktaki şişeden kurtulmuştu.
Kimse Saminin artık içki içmeyeceğine inanmazken, Elif ona destek oldu ve elini uzattı. Sami, Melekin bahçesine koştu, İbrahim ve büyük kardeşi Aliyi gördü, onlara sıkıca sarıldı, selam vermeyi bile unuttu.
Ali, duyduğumuz doğru mu? Köyümüzün her köşesine yayılmış haber, sizlerin geri döndüğünüz. Sen yerel, o da şehirli öğretmen, dedi Sami.
Kalıcı olarak döndük, diye yanıtladı İbrahim ve Saminin omzuna hafifçe dokundu.
Elif, Elif Öğretmen, ne güzel! diye bağırdı Sami, Elifi evin içine çekip birkaç kez döndürdü, ardından yere oturttu.
Kapının önünde İbrahim gülümsüyordu: Sonunda anladım, artık sizleri evimize davet ediyorum. Verda kızım da çok sevinecek. Yarın gelir misiniz? diyerek el salladı ve dışarı çıktı.
Elif, içki içmiyor mu? diye Melek sordu.
Hayır, bir kez bile içmedi, dedi Elif. İki yıldır evimizin küçük kızını seviyorum.
Kızın adı ne?
Elif, dedi Melek gülerek. Tahmin etmen zor mu?
Sana aynı isim mi? dedi Sami. Sana ithafen mi koydu? Unutmamıştım, seninle büyüdüm Seninle bir insan yapabildim.
Ertesi gün Elif ve İbrahim, Saminin evine gittiler. Saminin eşi Vildan masayı kurmuş, küçük bir odadan tatlı bir bebek bezi çıkardı; kabarık saçları, mavi gözleri ve tombul yanaklarıyla Elife benzeyen bir kız çocuğu.
Bak, evimize kim geldi, dedi Sami, Amcamız İbrahim, teyzemiz de Elif gibi.
Elifciğim, hoş geldin, dedi Elif, kız çocuğuna bir bebek oyuncağı verdi.
Kız çocuğu oyuncak bebeği sarıp, Elifin elini tutup odasına götürdü.
Seni gördüm, İbrahim, evlenmen güzel, dedi Sami, Kızımız ona çok yakıştı, güzel bir kalp taşıyor.
Saminin akrabaları ve köy halkı da gelmiş, toplam sekiz kişi masada oturmuş, bazen yeni komşular da rastgele gelmişti; köyde bir ziyafet ne zaman kurulursa insanlar oraya çekilir. Herkes İbrahim ve Elifin köye dönüşünden mutlu olmuştu; kimileri pasta, kimileri turşu, kimileri içki, kimileri de bağlama çalan bir grup getirmişti.
Sami ayağa kalkıp bir kadeh kaldırdı, ama içmedi. Uzun süredir alkol tüketmediği herkesçe biliniyordu.
Ben, burada bulunan herkes gibi, bugün sahip olduğum her şeyi Elif Öğretmene borçluyum, diye başladı Sami, Hayatımın en karanlık anında bile o benim ışığım oldu. Bazıları arkamda fısıldardı, Öğretmenle gidiyor, utangaç bir kızla. O zamanlar kimse bilmezdi ki, bir erkek ile bir kadın arasında sadece flört yok, gerçek dostluk da vardır. Benim kalbimde bir zamanlar Vildana duyduğum aşk da saklıydı, kimse bunu bilmiyordu.
Masadakiler gülümseyerek dinledi.
Sami, hatırlıyor musun, ilk kez Elif sana bir kuş evine yardım etmeni istediğinde, bana nazik bir sesle Sema, öğrencilerime kuş yuvası yapalım dedi, diye ekledi Sami, Ve içki içmek istediğim an, söz verdiğim gibi susadım. İki kuş yuvası yaptım, bunu bir fırsat olarak gördüm. Sonra bir sürü iş buldum, sürücülük kursuna girdim, bir işi hemen buldum. Böylece temkinli ama temiz bir hayata döndüm.
İbrahim ise köydeki işini sürdürürken, Elif de okulda çocuklarla ilgileniyordu. Bir gün Elif okuldan geldi, soluk ve ayakları güçsüzdü, oturup dinlenmeye başladı.
Elif, ne oldu? diye sordu Melek, Gün içinde hiç dinlenmezsin. Bir şey mi var?
Elimde bir sıkıntı var, mide bulantısı, ayaklarım hafif, dedi Elif.
Melek bir an düşündü: Belki bir bebek bekliyorsundur, Elif?
Elbette, artık umudumu kaybettim dedi Elif hüzünle.
Hayır, umudunu asla kaybetme. Yarın sabah doktoru göreceğiz, dedi Melek.
Ertesi gün Elif şehir hastanesine gitti, doktor mutlulukla haber verdi: Tebrik ederim, bebek bekliyorsunuz.
İbrahim işten eve dönerken Elifin mutlu hâliyle karşılaştı. Harika, yüzünden anlaşılıyor, neşelisin, diyerek onu kucakladı.
Zaman geçti, Elif doğumhaneye götürülüp bir erkek bebek dünyaya getirdi. Doğum sonrası Melek, bebekle otururken şöyle dedi: Canım evlat, annesini gerçekten sevdiği zaman aklını kaybeder, ama kalbi her zaman yolunu bulur.
İbrahim ve Elifin hayatı sevgiyle, neşeyle doldu. Birkaç yıl sonra bir kız çocuğu daha doğdu, aile daha da büyüdü. İbrahim, üniversiteyi uzaktan bitirip baştarım ziraat mühendisi oldu. Elife okul müdürlüğü teklif edildi, ama o daha çok sınıfta, çocuklarla kalmak istedi.
İşte, gerçek sevgi, akılsızca bir adım atmanıza neden olabilir, ama o adım sizi mutluluğa, beraberliğe ve yeni bir hayata götürür. Sevgi, kaybettiğiniz kafayı değil, kazandığınız kalbi büyütür.




