Bir süre sizinle yaşamak zorunda kalacağım, dedi kayınvalide. Ve Sedanın cevabı onu hayretler içinde bıraktı.
Bak, Sedacım, dedi Ali saçlarını sinirli bir şekilde eliyle geriye atarak, annem zor bir durumda kaldı, başka çaresi yok.
Nasıl bir zor durum? dedi Seda, koltuğa oturup eşine dik dik bakarak. Bir hafta önce kadının kendi evi, işi, hayat planları vardı. Ne değişti de bir anda bizim yardımımıza muhtaç oldu?
Ali derin bir iç çekti. Tüm gerçeği anlatması gerektiğini anlıyordu ama annesinin yine nasıl hata yaptığını anlatmak da kolay değildi.
Her şey, üç gün önceki o talihsiz telefonla başlamıştı…
Nermin Hanım, sabah erkenden oğlunu aramıştı. Her zamanki tonundan farklı, biraz durgun, belirsiz bir sesle:
Ali, oğlum… Bir sorun var.
Ne oldu anne?
Hani, sana Erol Beyden bahsetmiştim ya… Komşum.
Ali irkildi. Erol Bey, emekli ve maceraperest bir adamdı. Altı ay önce annesine evlenme teklif edecek kadar sık görüşmüştü. Ali o zaman uyarmıştı, adamın bir garipliği vardı, ama annesi dinlememişti.
Eee, ne olmuş?
Oğlum… sesi titredi annesinin, meğer dolandırıcıymış. Ona borç verdim, üstelik epey bir miktar. Hem de imzalı senetle verdim. O şimdi ortada yok, senet de geçerli değilmiş…
Alinin içi buz gibi kesildi.
Ne kadar verdin anne?
Tüm birikimim neredeyse, diye fısıldadı Nermin Hanım. Bir de evi ipotek ettirdim, Hemen iş kuracak, birkaç ayda geri öder dedi, ama şimdi banka kredi için bastırıyor, bende de para yok.
Anne, nasıl böyle bir şey yaptın?
İş kuracağım, iki katı öderim dedi! Güya evleneceğiz, ona yardım etmek istedim, gözyaşları aktı Nermin Hanımın.
Tamam, anne, şimdi ne yapacağız?
Bir fikrim var, sesi eski kararlılığına döndü, evi acilen satıp bankaya borcumu kapatacağım. Sonra sizinleyim. Eviniz büyük, bana bir oda yeter.
Alinin başı ağrımaya başladı.
Anne, burası Sedanın evi.
Ali! Nermin Hanım alındı. Senin için neler yaptım, şimdi de bana Hanımın evi, ben müdahale edemem mi diyorsun? Bu mudur bir oğulun hali?
Anne, kimse seni kapı dışarı etmiyor.
Güzel, diyerek iş bitmiş havasıyla konuştu, emlakçıyla anlaştım zaten. Çarşamba satışı bitiyor, perşembe eşyalarımı getiriyorum. Bir oda ayırırsınız bana.
Anne, Seda ile konuşmam gerek.
Ne konuşacaksın ki? sesi gergindi, evin erkeği sensin, elbette annenin yanında olacaksın!
Ama sözleşmede Sedanın adı var, dedi Ali.
Yoksa hanımının eline mi bakıyorsun? Ayıp yahu!
Anne, öyle değil…
Tamam, kararımı verdim. Yarın taşınıyorum, bana yardım edecek misin?
Kısa bir sessizlik, sonra telefon kapandı.
Ali telefonuna bakıp inledi. Şimdi bunu Sedaya nasıl anlatacaktı?
Seda, akşam yedide yogadan döndü. Yüzü dinlenmiş, gülümseyerek kapıdan girdi. Ali mutfakta akşam yemeği hazırlıyordu bu, genelde önemli bir konunun habercisiydi.
Ne oldu? dedi ceketini asarken.
Annemi konuştum.
Sedanın gülümsemesi silikleşti. Kayınvalideyle araları hep gergindi.
Ne dedi?
Kötü bir durum yaşamış.
Neymiş o?
Ali, Erol Beyle yaşananları, para ve evin gidişini anlattı. Seda başını ara ara sallayıp sustu.
Peki, şimdi ne olacak? dedi sonunda.
Annem bizde kalmak istiyor.
Anladım. Seda masaya oturdu. Peki sen ne düşünüyorsun?
Başka çıkış yolu yok gibi.
Emin misin? Seda kaşlarını kaldırdı. Kiralık bir ev? Akraba yanında bir oda? Yaşlılara destek olan vakıflar, kurumlar var?
Sedacım, o benim annem.
O yüzden bizim hayatımıza karışma hakkı mı var? arkasına yaslandı. Ali, dört yıl oldu, bir kez bile bana iyi gelmedi. Hep eksik, hep eleştiri.
Ali sustu. Doğruydu, tartışmanın anlamı yoktu.
Vikinin doğum gününde dediklerini hatırlıyor musun? Gerçek ev hanımı mantısını hazır almaz, kendisi açar. Ben akşam dokuzda işten gelmişim!
Kötü niyetli değildi.
Sen öyle san! Daha Normal eşler evliliğin ilk iki yılında çocuk doğurur demesi? Benim eşyalarımı kendi kafasına göre yerleştirmesi?
Ali alnını ovaladı. Küçük gibi görünen bu davranışlar birikince hayatı zorlaştırıyordu.
Annem hep kontrol etmeye çalışır, huyu öyle, dedi.
Tam da bu yüzden ona ailemize tam anlamıyla müdahil olmasın diyorsun, değil mi?
Ama gideceği yer yok.
Ali, o yaşta kendi çözümünü bulmalı. Evi satınca eline para geçecek, küçük bir ev ya da kira bulur. Yoksa vakıftan yardım ister, iş bulur. Yetmiş yaşında çalışan çok.
Sedacım, biraz ağır olmuyor mu?
Hayır, dedi kararlı. Bir çatıda, beni sürekli küçümseyen biriyle yaşayamam. Sorun evin sahibi olmam değil. Evimiz savaş alanı olamaz.
Belki geçici olur? dedi Ali, son bir umutla. Kendi çözümü bulana kadar?
Geçici mi? Seda üzgünce baktı. Gerçekten alternatif arayacak mı? Bence kasıtlı böyle yaptı, çıkış yolu bırakmadı.
Sence bilerek mi yaptı?
Sence yapmadı mı? pencereye yaklaşıp bakarak. Hayat boyu muhasebecilik yapmış bir kadın, tanımadığı adama tüm birikimi veriyor? Aslında hep amaçladığı buydu: bize taşınmak.
Ali sustu. İçten içe, Sedanın haklı olabileceğini düşünüyordu.
Ali, dedi nazikçe, seni seviyorum. Ama evliliğime kimse annen bile olsa zarar veremez.
Ali ona sarıldı:
Ne yapmamı önerirsin?
Yetişkin gibi davran. Kendi kararınla, anneni sevdiğini ama ayrı bir hayat kurduğunu söyle.
Anlamaz.
Anlaşılmazsa sorumluluk onun, senin değil.
Ertesi gün Ali annesini aradı. Zor bir konuşma oldu.
Hazır değiliz ne demek oluyor? öfkeyle çıkıştı Nermin Hanım. Ev satıldı!
Anne, para yardımı yaparız, güzelce bir kira bulup ilk aylarını öderiz.
Para mı? diye burun kıvırdı. Kendi oğlum var, bana neden yabancı gibi davranıyorsun?
Bu yabancılık değil, anne; kendi yolum.
Yolun bu mu? sesi titrekti. Ben sana her şeyimi verdim! Şimdi karşılığı bu mu?
Sana minnettarım, ama yetişkin bir adamım. Kendi ailem var.
Hangi aile Yahu! sinirlendi Nermin Hanım. Senin ailen benim!
Anne, yeter artık.
Yeter mi dedin? sesi buz gibi oldu. Tamam. Tercihini yaptın. Unutma: Gün gelir zorlanırsan, arama bile!
Bağlantı kesildi.
Ali Sedaya her şeyi anlattı.
Yeniden bana sitem etti, iç geçirdi.
Tipik manipülasyon, dedi Seda. Alışır. Babamdan sonra annem de benimle yaşamak istemişti, ben de reddettim. Sonra kendi hayatını kurdu, şimdi bana minnettar.
Peki hastalansa?
O zaman yardım ederiz. Ama bu birlikte yaşamamız gerektiği anlamına gelmez.
Bir hafta gergin geçti. Nermin Hanım suskun kaldı. Sonra Alinin ablası Nesrin telefon etti.
Ali, endişeyle konuştu, annem hastanede. Kalp krizi geçirmiş.
Ne oldu? Nasıl?
Stres. Evi satmak, bankayla uğraşmak… Sonra seninle tartışınca dayanamamış.
Ali suçluluk hissetti.
Durumu nasıl?
Yatıyor, sürekli senin adını sayıklıyor. Oğlum beni ancak mezarımda hatırlar diyor.
Nesrin, bu…
Biliyorum abim, ama çok üzülüyorum.
Akşam Sedaya anlattı.
Hastaneye gidelim, dedi beklenmedik şekilde Seda.
Ciddi misin?
Hem de çok. Onu yalnız bırakmayalım.
Hastanede Nermin Hanım gözleri yaşlı, bitkin, duvara dönük yatıyordu.
Anne, dedi Ali sessizce. Nasıl hissediyorsun?
Gerçekten umursuyor musun? dedi arkasını dönerken.
Nermin Hanım, araya girdi Seda. Konuşabilir miyiz?
Alinin annesi yavaşça döndü:
Nesi var ki konuşacak?
Zor durumdasınız. Biz size yardımcı olacağız, ama istediğiniz gibi değil; yapabildiğimiz gibi.
Acımanıza ihtiyacım yok.
Bu acıma değil, sabırla dedi Seda. Destek. Uygun bir ev buluruz, kirayı öderiz. Sık sık geliriz, misafir ederiz. Ama birlikte yaşamak olmaz.
Neden? Bu kez sesindeki öfke yoktu.
Çünkü herkesin kendi alanı olmalı. Siz alışmışsınız kendi evinizde idare etmeye. Bizim de alışkanlıklarımız, düzenimiz var.
Hastalansam?
O zaman her zaman yanınızda oluruz. Ama aynı evde yaşamak şart değil.
Uzunca sustu Nermin Hanım, sonra kısık sesle:
İyi, ama gerçekten güzel bir ev bulacak mısınız?
Elbette, başını salladı Seda.
Sık sık uğrayacak mısınız?
Tabii. Bayramda, özel günlerde hep sizi çağırırız. Sonuçta siz torunlarımızın büyükanne olacaksınız.
Gözleri doldu Nermin Hanımın:
Torunlar mı?
Kısmetse, gülümsedi Seda.
Ben ise… diye fısıldadı, beni istemiyorsunuz sanmıştım.
İsteriz elbette.
Bir ay içinde, Nermin Hanım için parka yakın, sakin ve iki odalı güzel bir daire buldular. Kolayca taşınmasına yardımcı oldular, komşularla tanıştırdılar. El sanatları kulübüne yazıldı, yeni arkadaşlar edindi.
Artık her hafta çocukları ziyaret ediyordu. Bir yıl sonra Seda bir kız bebek dünyaya getirince, Nermin Hanım en iyi büyükanne oldu.
Sedacım, bir gün dedi, iyi ki o zaman diretmemişsin. Size gelseydim hayatım tamamen duracaktı. Şimdi kendi ilgi alanlarım var, hayata yeniden karıştım!
Seda gülümsedi:
Biz doğru olanı yaptık.
Ali ise kucağında bebeğini sallarken, sevgi adına bazen hayır diyebilmenin ne kadar önemli olduğunu düşündü. Çünkü bazı sınırlar, ilişkileri daha sağlam kılıyordu.
Siz olsaydınız, bir akrabanız kendi sorunlarının bedelini size ödettirmek istese ne yapardınız? Hayatınızda sınır koymanın önemini unutmayın; gerçek sevgiyi koruyan asıl şey budur.




