Şebnem, yeni yıl tatilini büyük bir heyecanla bekliyordu; bir yandan Antalyaya, diğer yandan ise Uludağda kayak öğrenmeye gitmeyi planlamıştı. Üçüncü sınıf öğrencisi, devlet burslu bir üniversiteye kayıtlı olan kızı Aylin, onun bu mutluluğunu paylaşmaktan çekinmiyordu.
Aylinim çok akıllı; eğitimi için harçlık ödemek zorunda değil, hatta burs da alıyor. Ben de birikimlerimle seyahat edip dinlenebiliyorum, dedi Şebnem.
Gerçekten, Şebnem, kızın çok başarılı. Benim çılgın oğlum ise hâlâ babasıyla yaşıyor; babası ona bakıyor, ona iyi bir bütçe ayırıyor, diye ekledi ortak çalışanları Nisan.
Şebnem, büyük bir şirkette bölüm müdürü olarak iyi bir maaş alıyordu; kendi dairesi ve arabası vardı. On iki yıl önce eski eşiyle boşanmış, eşi şehir dışına, ailesinin yanına gitmişti ve kızıyla hiçbir iletişimi kalmamıştı. Şebnem, Aylini tek başına büyütmüş, kızını Moskovada (İstanbulda) eğitim görecek şekilde yetiştirmişti.
Şebnem ince, çekici, kahverengi, kalın dalgalı saçları kare bir kesime sahip, kahverengi ciddi bakışları olan, nazik ve kibar bir kadındı. Boşanmanın ardından birkaç ilişki yaşamıştı, ama bir daha evlenebilecek birini henüz bulamamıştı.
İki haftalık bu seyahate uzun zamandır hazırlanıyordu; yazın hayalini kurmuştu.
Nisan, kış için aldığım bu kayak kıyafeti çok pahalı ama ben kendime güzel bir hediye, diye gülerek söyledi Şebnem. Nihayet kayak yapmayı öğreneceğim. Sen ve eşin sık sık dağda kayıyor, ben hâlâ beceremiyorum. Keşke burada bir kayak kompleksi olsaydı.
Yeni yıl öncesi şirkette bir yılbaşı partisi düzenlendi; herkes eğlendi, eğlenip tatil için ayrıldı.
Şebnem, bol bol dinlen, dedi Nisan. Biz de eşimle onun ailesinin yanına gideceğiz, sonra ofiste buluşuruz. Biraz gecikeceğim ama üç gün tatilini uzatabilirim.
Şebnem, valizini toplayıp Antalyaya uçtu. Tatilden dönen ekip, herkesin hâlâ enerjik olduğunu gördü; bazıları tatil süresinin yeterli olmadığını söylüyordu.
Merhaba Şebnem, gözlerin parlıyor, ışıldıyorsun; kesin çok güzel bir tatil geçirmişsin, diye selamladı Nisan. Görünüşe göre hem dinlenmiş hem de yeni bir şeyler öğrenmişsin.
Şebnem, heyecanla yanıtladı: Evet, hayatımın en güzel tatilini geçirdim! Antalya, Kemer, ve Uludağ harikaydı. Kayak öğrenmek çok keyifliydi. Kafkas mutfağının lezzetli yemeklerini tattım, kırmızı şarap içtim ve Ardayla tanıştım.
Ah, işte asıl konu, diyerek güldü Nisan. Kim o?
Şebnem, bir an duraksayarak, Arda adlı bir kayak eğitmeniydi; kısa sürede ona aşık oldum, diye fısıldadı.
Nisan, Şebnem, sonunda ciddi bir şeyler var senin hayatında, dedi. Tebrik ederim.
Şebnem, Arda çok nazik, her şeyime dikkat ediyor. Romantik biriydi; o kadar inceldi ki beni bir anda kendine bağladı, diye anlattı. Ama senin ne düşüncen var? Burada mı kalacağız, yoksa onunla mı?
Arda, Şebneme aşkının ilk bakışta filmlerde gördüğümüz gibi olduğunu söylemişti. Şebnemi şehir içinde gezdirmiş, en şık restoranlarda akşam yemekleri yemiş ve bir dağ restoranında, muhteşem bir manzaraya karşı ona aşkını itiraf etmişti.
Nisan, Gerçekten bir aşk hikayesi, diyerek onayladı. Peki ya planlar?
Şebnem, Arda İstanbulda iş buldu, ben ise burada kariyerimde mutluyum; ikimiz de şehrimizden ayrılmak istemiyoruz. Arda, benim için burada kalmayı kabul etti, diyerek açıkladı.
Nisan, Çok güzel, Ardayı tebrik ederim, dedi.
Şebnem, eve dönerken Arda ona söz verdi: İki ay daha sözleşmemi tamamlayacağım, sonra sana geleceğim. Böylece havaalanında vedalaştılar.
İki sevgili, telefonla sık sık konuşup birbirlerine sevgi dolu mesajlar gönderiyorlardı; Şebnem her seferinde Nisana durumu anlatır, şansına minnettar olurdu.
Ardanın iş sözleşmesi sona erdiğinde, Şebnem, buluşmanın çok yaklaştığını düşündü; iki hafta içinde bilet alıp Şebnemin yanına gelmesi gerekiyordu. Ancak bir sabah Ardadan gelen mesajı okudu:
Kaymalarım sırasında bir kaza geçirdim, iki yerimden kırıldı. Doktorlar acil ameliyat gerektiğini söylüyor.
Şebnem hemen aradı:
Sevgilim, ben hemen sana geliyorum, iznimizi alacağım.
Arda, hastanede olduğunu söyleyerek, Lütfen gelme; ama bir şey yapman lazım. Şu an 300 bin TLye yakın bir harcama gerekiyor; operasyon ve tedavi masrafları için bu parayı gönder. Seni çok seviyorum, ama bu şart, dedi.
Şebnem, Tamam, Arda, hemen gönderiyorum, sadece iyileşmen için, diyerek parayı havale etti.
Nisan, Şebnem, bu kadar para göndermeden önce bir kez daha düşün, doktorun telefon numarasını al, doğrulama yap, diyerek uyardı. Şebnem ise, Nisana bir bakış attı ve Bu benim sevgilim, yardımcı olmam gerektiğini düşünmüyorum, diye cevap verdi.
Şebnem, operasyon sonrası iyileşme sürecini sayarak günler saydı; Ardanın tekrar İstanbula gelmesi için bilet alması gerektiğinde, 30 bin TL daha eksik olduğunu ve bu parayı ona göndermesini istediğini bildirdi.
Şebnem mesajı okuduğunda bir an için moral bozdu; Nisan, Şebnem, bu bir aldatmaca gibi görünüyor, sürekli para istiyor, dikkat et, dedi.
Şebnem, Arda gerçekten iyi biriydi, sadece zor bir dönemden geçiyor, diyerek savundu. Nisan, Bu tip durumlarda dikkatli olmalısın; bir arkadaşının da aynı şeyden şikayet ettiğini unutma, diyerek ısrar etti.
Şebnem, sonunda Nisanın uyarısını göz ardı etmeyi bıraktı, Ardaya şu cevabı gönderdi:
Üzgünüm, şu an param yok, kendin bir çözüm bul.
Arda, ardından saldırgan bir üslup ile, Kendin cimriymişsin, bir daha arama, diyerek telefonu kapattı.
Nisan, Gördün mü? Bu tip erkekler çabuk vazgeçer, sen daha iyi birini bulacaksın, diyerek teselli etti.
Şebnem, bu deneyimden şunu anladı: Sevgi, sahte vaatler ve ani maddi taleplerle ölçülmez; gerçek güven, karşılıklı saygı ve dürüstlük üzerine kurulur. Hayatta, ruhun saf olduğu sürece, yalan ve çıkarcı niyetlere kapılmaktan kaçınmak, en değerli öğretidir.




