Ayşe Yılmaz, 37, on yıldır boşanmış bir kadındı. Eski eşi Mehmet Çeliki uzun zaman önce aldatmış, ona da merhamet göstermemişti; şimdi Mehmet yeni eşinde Elif Demirle birlikte yaşıyordu.
Eliften hamile kalıp bir çocuğu dünyaya getirmiş, Mehmet de evlenmişti. O günden beri Ayşe, onunla konuşmamayı tercih etmişti. Ne olup bittiğini de pek bilmiyordu.
Ayşe iyi bir maaş alıyor, bir de büyükannesinden miras kalan eski evini satmıştı; para cebinde dolanıyordu. Bir hafta önce, yıllardır görmediği Mehmet aniden ortaya çıktı. Oğlum Cana kanser teşhisi konuldu dedi, tedavisi çok pahalı, biz de para sıkıntısı çektik, senden bir şey isteyebilir miyiz? diye ekledi.
Ayşe, Benim bir araba alma hayalim var ama önce nasıl sürüleceğini öğrenmem lazım diye düşünürken, tam da o anda diyerek Mehmet, satılan evin parasını istemeye gelmişti. Şu an tam zamanıdır, her şey planlandığı gibi diyordu.
Ayşe para harcama konusunda hâlâ karar vermemişti; bir arabaya ya da başka bir şeye harcasa da, bu parayı hemen elden çıkarmak istemiyordu. Eğer ben hastalanırsam, bana yardım eder mi acaba? diye düşündü, ama kuşku içinde kaldı.
Mehmet, Nasıl bir acı içinde olduğumuzu anlıyor musun? diye sözdü. Ayşe, Sen benim duygularımı hiç düşünmedin; bir zamanlar ben de seni bırakmıştım, sen de beni yeni hayatına sattın diyerek içini döktü. Boşanma sırasında malları ikiye bölmüş, Bu ev yeni aileye yararlı olsun demişti. Ayşe, Ben o evi evlenmeden önce almıştım, beni kurtardı diye ekledi, Şimdi yine borç sormakla gelmiş, duygularından bahsetmekle meşgul.
Mehmet, İstediğim belgeleri gösterebilirim, geri veririz dedi. Ayşe, Buna ihtiyacım yok, bir düşünmek bile istemiyorum diye yanıtladı. Bankadan borç almaz mısın? diye sordu. Hayır, ben bu parayı kendim yönetmek istiyorum, kimseyle paylaşmak zorunda değilim dedi, gözleri alayla parladı.
Mehmet çığlık attı, diz çöküp yalvarmaya çalıştı; Ayşe ona Seninle alay etmeye hâlâ vaktim yok dedi. Beni bir daha görme, kendini sakla diyerek onu uzaklaştırdı. Bir daha dönerse, ben zaten düşünmüş olurum, ne yapacağız başka? diyerek sohbeti sonlandırdı.
Ayşe, Vicdanım yok gibi görünebilir, ama parayı kendim kontrol etmek istiyorum diye düşündü. Bu konuşma beni biraz rahatsız etti, ama onlara yardım etmeyeceğim; bu onların günahının bedeli olacak. Böylece Ayşe, elindeki miktarıyla bir sonraki kahvesini sipariş etti ve gülümseyerek hayatına devam etti.




