Akıllı Eşin Sırları

Akıllı eş

– Olayın üzerinden geçmeye çalışıyor, ama hatırlamaktan kaçınıyor. Karısı da konuşmuyor: Sen ne biliyorsan, ben de biliyorum, sen de biliyorsun! diye.
O, kocasını şaşkın halde görüyor ve bu ona yeterli: suçluluk kompleksi taşıyan birini manipüle etmek ona çok kolay.
Karısı çok akıllı, adı Leyla.

Leylanın derin yeşil gözleri var; kimse daha önce böyle göz görmemiş, kimse de sonra görmemiş. Bir bakışıyla insanı içine çeker, o derinliğe gömülür.

Mert, Şirine ilk görüşte aşık olur; bir bakışta kesin ve geri dönüşü olmayan bir sevgiye kapılır.

Şirin, dersine gecikir ve salon kapandığında içeri girer; daha sonra aynı grup öğrencileri olur ikisi de.

Mertin dünyası sanki bir anda durur, her şey arka plana kayar. Şirin ise ona hiç ilgi göstermez!

Bir anlık meraklı bir bakış, bir soru ya da anlamsız bir şaka yeterdi; ama hiçbir şey olmaz. Şirin, Merti hiç umursamaz.

Mert, dış görünüşüyle modern erkek standartlarına uyan, yakışıklı bir gençtir.

Bu, genç adam için ilk büyük hayal kırıklığı olur: köyde ilk delikanlı olarak bilinir, kız eksikliği çekmez. Ancak her şey ciddiye alınmaz. Duyduğu yeni ve güçlü duygu, gerçek aşkın habercisidir.

Küçük bir rahatlama, Şirinin erkek grup arkadaşlarından hiç birine ilgi göstermemesiyle gelir.

Eğer bu olursa, diye düşünür Mert sık sık, onunla ne yapacağımı bilemem!

Şirin, üçüncü sınıfa geçerken Merte karşı hâlâ aynı duyguları besler; o da hâlâ ona aşık.

Bir bahar gibi eriyen buz, Şirinin sınıf arkadaşının şakalarına gülmesiyle ortaya çıkar; Mertin morali yükselir.

Birlikte metroya binerken, Mertin hayalinde mutlu bir ortak hayatın senaryosu şekillenir.

Mert, Şirini bir randevuya davet eder ve o aniden kabul eder. Şirin, Mertin tıraşıyla bir çizgi film karakterine benzediğini fark eder ve ona da çekildiğini anlar.

Mert, ona canlandırıcı bir kahve ikram eder; o gün tüm radyolarda çalan şarkı çalar gibi bir havaya sahiptir. İkisi güzel vakit geçirir, öpüşürler; Mertin hayali gerçekleşir.

Üçüncü sınıfın sonuna doğru zaten bir çift olarak sayılırlar. Yeni eğitim yılına girerken Şirin hamile kalır.

Böyle şeyler olur; Şirin doğum gününde hamile kalır. Mert, 9 Haziranda evine gelir; ebeveynleri kırsalda, koruyucu önlemleri düşünmeden sevişirler.

Beklenmedik bir şekilde hamilelik devam eder ve Şirin, gerçek bir kraliçe hediyesi aldığını anlar.

Tatillerini ayrı aileleriyle geçirirler; o dönemde cep telefonları herkesin elinde değildir, bu yüzden genç baba haberi, güneyden gelen bir ziyaretçiyle öğrenir.

Bu, ağustos sonu olur. Şirin endişelidir; iki buçuk, neredeyse üç ay hamlidir ve ne yapacağını bilemez.

Mert de aynı belirsizlik içindedir; ne yapacağı konusunda kafası karışmıştır.

Yatakta yattıkları an, her şey romantik bir hayal gibi görünür; fakat gerçek, acı bir gerçeği ortaya çıkar: gözleri yeşil bir felakettir…

Evlenmek ona erken gelmiştir; gençtir ve ailesi de bu duruma sevinmez. Peki, kürtaj mı? Şirin, babasız doğum yapmayı kabul etmez; o da hâlâ gençtir!

Kürtaj için para gerekir; aynı zamanda kızın rızası da şarttır.

Şirin, tozlu bir çuval gibi her seçeneği kabul eder: Her ne olursa olsun, ne olur ne olmasın, bir şey yap! diye bağırır.

Mert, bir şeyler yapacağına söz verir ve ardından gerçekten bir şeyler yapar; ama bu, herkesikendisini bileşaşırtır: 1 Eylülde okula gelmez.

Nasıl? Basit bir cesaretsizliktir…

Kimse ona böyle bir şeyin başına gelebileceğini söyleseydi, genç adam inanmazdı.

Mert, evrakları almış; nereye gittiği bilinmez, başka bir üniversiteye mi? Şirin ise sorumluluğuyla yalnız kalır.

Sınıf arkadaşları da şaşkına döner: Mert kaybolmuş! Telefon etmez, aileleri de kiralık daireye taşındı, telefonu yok diye yanıt verir.

Şirin, hayatından çıkartılmış gibi hisseder; özgürlüğünü kaybetmek, saf ve büyük bir aşkı yener.

Yıllar geçer. Mert Timuroğlu artık evli, iki çocuğu var; birinin 22si.

Eski sevgilisi üzerine düşünmez; o öldü, işte bu kadar. Hayatının nasıl seyrettiğini hiç öğrenmez.

Yıllar ilerledikçe vicdanı sızlar: belki de o kadar radikal davranmamalıydı; çünkü Şirini sevmişti! O bebek de sevilebilirdi!

Eşini de sever; fakat bu aşk, Şirininkinden farklıdır; bir havai fişek gibi patlar, bir hamama sonrası kar üzerine atlayış gibi coşkuludur.

Şu an her şey sakin ve ölçülü: ayrılıktan bir yıl sonra evlenmişler. Leyla da aynı grup öğrencisiydi; başka bir üniversitede, Mertin gittiği yere.

Mert, eşine o rezilli olay hakkında hiçbir şey söylemez; bir erkeğin cepheden kaçtığını itiraf etmesi mümkün mü? O dönemde böyle bir şey vardı.

Ancak Leyla, o olaydan uzun zamandır haber sahibidir; ortak tanıdıklar gerçeği ortaya dökmüştür. Çevrede her zaman iyi niyetli insanlar bulunur.

Akıllı eş, her şeyi biliyorum, ah, sen rezil! demek yerine susar; bir insanın kendi sırları olmalı, özellikle de hatırlamak istemediği kara günler varsa.

Dolayısıyla bu konu, evliliğin güçlenmesine katkı sağlamaz; Leyla bunu bilir, kocasının imajını zedeleyebileceğini düşünür.

Cumartesi günü Serkan, bir kızla tanıştıracağını söyler: Svetlana ile evleniyoruz!

İlgili olarak, çocuğunun evlenmesi erken olsa da, anne ve babası itiraz etmez; genç adam bağımsız, büyükannesinin hediye ettiği bir stüdyo dairesinde yaşıyor, maddi olarak onlardan bağımsız.

Mert, çocuğu ve kız arkadaşını cumartesi akşamı evine davet eder; kapıyı açtığında karşısında Şirini bulur! Tam da o eski Şirin, sanki yıllar geride kalmış gibi. Aslında bir klon, tam bir dublör

O akşam, Şirin geri döner, boomerang her zaman döner der.

Mert, akıllı olduğunu anlar: bu kesinlikle eski sevgilisi değil, kızının annesi. İkiyi bir araya getirdiğinde, belki de hem onun hem de kendi çocuğu olduğunu fark eder; yani Serkanın babasından gelen bir kız kardeştir. Kardeşle evlenmek mi?

Yetişkin bir adam şaşkına döner; bu durum hamilelikten daha kötüdür.

Kalbi çarpıntıya girer, boğazı kurur, kan basıncı yüz vuruşa yükselir, soğuk bir ter dökülür: işte kutsal bir ceza!

Normal davranmalıydı; gülümsemeli, sohbeti sürdürmeliydi.

Mert, gözleriyle kızın suçlayıcı bakışını görmemeye çalışır; belki de ailemizi bölmek için buraya gelmiştir diye düşünür.

Annesinin, baba terk ettikten sonra intikam almaya geldiğini duyar.

O, çocuğumun kalbini kazanmıştı; şimdi kız kardeşim dediği şey

Mertin halini gördükçe etrafındakiler de endişelenir.

Dinlenmek ister misin? diye eşine sorar. Haydi, tansiyonu ölçeyim.

Mert kabul eder; bu, masadan kalkmak için bir bahanedir.

Baba, Svetlanayı beğenmedin mi? diye düğünden yeni çıkan oğlu sorar. Gözünü ona bile dikmedin! Belki tansiyon yüzünden mi?

Tansiyon gerçekten yükselir; bir hap alması gerekir.

Onunla evlenmeyeceksin! diye baba aniden bağırır.

Niye? diye Serkan şaşkın. Açıkla, neden!

Bu kız senin kız kardeşin mi? Yirmi yıl önce hamile bir kadını terk ettin mi?

Bu gerçeği itiraf etmek Mertin gücünün ötesindedir. Başka aklına hiçbir şey gelmez.

Yine de onunla evleneceğim! der Serkan ve ayrılır.

Gerçekten ne yaptığını biliyor musun? diye Leyla sorar. Güzel bir kız, hemen fark edilir; Serkanı da seviyor. Neden bu kadar ileri koştun, baba?

Mert Timuroğlunun aklına bir şey geliyor, der Leyla alaycı bir şekilde. Şimdi ne yapacağız?

İki gün, insanüstü bir ızdırap geçer; işte dahi hasta çıkar, hipertansif krizle rapor alır.

Rahat ol, o değil! der akşam yemeğinde eş.

Değil mi? diye tekrar sorar Mert. Ne demek, değil mi? Şöyle bir

Evet, biliyorum! O Şirinin kızı değil, sadece çok benziyor, aynı tipte.

Leyla, bir zamanlar iyi niyetli insanların birlikte çektiği fotoğrafı gösterir; o fotoğraf Mertin Şirine duyduğu büyük aşk döneminde çekilmiştir.

Bu mümkün mü? der Mert.

Olabilir mi? Çiftlerin benzer yüzleri olmasından şaşmamalı! Annesi de benim adım gibi, Leya! Cumartesi onlara gideceğiz. Şimdi oğlunun evlenmesine izin verir misin?

Leya mı? Gerçekten Leya mı? O zaman Svetlana onun kızı mı?

Mert bir nefes alır, Şimdi evlenmesine izin veriyorum, der. Leya nasıl her şeyi öğrendi?

Aynı yüz! diye hayret eder.

Fakat daha yakından bakınca, hatalıdır; saç rengi, gözleri farklıdır. Belki de vicdanım yeniden uyanıyor, diye düşünür.

Olayı hatırlamaktan kaçınmaya çalışır. Leyla da susar: Sen ne biliyorsan, ben de biliyorum, sen de biliyorsun!

Kocasını şaşkın görür, bu da ona yeterlidir; suçluluk duygusuna sahip birini yönlendirmek ona kolay gelir.

Leyla çok akıllıdır Mertin Leylası.

Mert değişir; özgüveni ve gösterişi azalır, eskiden bol olan şeyler şimdi eksik. Bir de, aslında o bir maço değil, başka bir şey

Bu durumu kimseye söylemez; hâlâ her şey yolunda gibi görünür.

Rate article
Lifequest
Akıllı Eşin Sırları