Kendi bölgene git dedi kocası
Veli, akşam yemeği sırasında eşi Elifle ciddi bir konuşma başlattı. Daha fazla ertelemek artık mümkün değildi.
Elif, otur, diye sesini kısıklaştırdı.
Elif gazı kapattı, yavaşça dönerek ona baktı.
Ne oldu? diye endişeyle sordu.
Veli göz temasından kaçındı; utanmadan ne söyleyeceğini bilemedi.
Ayrılıyorum. Başka bir kadın var, adı Yasemin. Birlikte çalışıyoruz. Bu sadece bir ilişki değil, Elif; gerçek aşk bu. Artık sana ya da kendime yalan söyleyemem.
Elif, eşinin aldatma haberini soğukkanlılıkla karşıladı. Gözyaşına boğulmadı, eşyaları kırmadı, yalvarmadı; Velinin kararını kabul etti. Tek zor gelen şey, Veli hâlâ yasal eşinin çocukları (ilk evlilikten bir kız ve ortak bir oğul) alıp kendi bölgesine taşınmasını istemesiydi. Kendi hayatını kurmaya mı çalışıyordu?
Elif o gece bir an bile uyuyamadı. On yedi metrekare bir stüdyo, iki çocuk, muhasebeci maaşıyla zor geçinen bir hayat, üstüne yeni bir ailenin onu terk etmiş olması Nasıl devam edecek? Neden o, yeni aşkının konforu için kurban olacak?
Sabah Veliye kararlı bir sesle söyledi:
Tamam, Veli. Taşınmaya razıyım.
Veli sevinçle bağırdı:
Akıllı kızsın. Senin akıllı bir kadınım.
Bir şartım var, diye ara verdi Elif.
Nedir? Veli temkinli bir sesle sordu.
Başka birini sevdin, ben itiraz etmiyorum. Kalp yönüme takılamaz. Evi bölüşmeyecek, kanunen hakkım olsa bile yarısını sen al. O kadın senin olsun.
Gerçekten mi? Veli sevinçten bağırdı. Teşekkür ederim!
Gerçek. Ben ve Derya, stüdyomu paylaşacağız; orası bizim için yeterli. Yatak odasını iki katlı bir yatakla doldurur, sığarız.
Peki Tarik? Veli şaşkın bir bakış attı.
Elif ona dik baktı.
O seninle kalacak.
Ne demek benimle mi? Veli sinirle güldü. Şaka yapıyorsun! O hâlâ küçük! Annesine ihtiyaç duyuyor!
Bizim ülkemizde ebeveynlerin eşit hak ve sorumlulukları vardır, Veli, Elif kararlı bir tonla devam etti. Sen babasın. Oğlumu doğurmak istedin, hatırlıyor musun? Bir varis istiyorum, futbol oynarız demiştin. Şimdi o rolü üstlen. Yasalara göre nafaka ödeyeceğim, hafta sonları alacağım, mümkün olduğunca.
Bunu yapamazsın! Veli bağırdı. Bir anne çocuğunu terk eder mi?
Terk etmiyorum, babasına bırakıyorum. Geniş bir dairede, tanıdık bir ortamda, çocuk bahçesiyle. Neden onu dar bir alana sıkıştırayım, koşulunu değiştirip konforunu yok edeyim? Sen de koşulların zor olduğunu söylemiştin. O zaman o iyi koşullarda yaşayacak, sen ve Yasemin.
Benim işim var! Veli çığlık attı. Gün boyunca meşgulüm! Kim onu okula götürecek, kim alacak, kim besleyecek, kim uyutup yatıracak?
Benim de işim var, Elif soğukkanlı bir şekilde yanıtladı. Zamanım yok, ama dört yıldır bu işi hallettim. Şimdi senin sıran. Çocuğa erkek gibi davran, çok şımarttığımı söylemiştin; şimdi onu yetiştir, erkeğe dönüştür.
Veli kafasını tutup odada döndü.
Bu bir aldatmaca! Yasemin kabul etmez! O, yirmi beş yaşında, başkasının çocuğu ona ne olacak?
Bu artık senin sorunun, sevgili, Elif kollarını göğsüne kesti. Aile reisisin, karar ver.
Çift standartlar beni yoruyor. Yeni bir hayat istiyorsan, sorumluluğu da al.
Eşyaları toplamak iki gün sürdü. Veli, her an su gibi akıp giden bir hâlde, hem acıma, hem tehdit, hem vicdan sesine başvurmaya çalıştı.
Elif, ne diyecekler! diye homurdandı, Elif Deryanın kıyafetlerini kutulara koyarken. Ailen, benim ailem
Ne dedikleri umurumda değil, Elif kutuyu bantla kapattı. Tek maaşla iki kişiyi ayakta tutamam.
En zor konuşma annesiyle oldu; üç kez telefon etti, ağladı.
Kızım, aklına gel! Tariki babasına bırakmak nasıl olur? O hâlâ senin
Anne, yorgun bir sesle yanıtladı Elif. Başka şehirde yaşıyorsunuz. Ne yapacaksınız? Para mı göndereceksiniz? Emekli maaşınız kedi gözyaşından ibaret.
Veli, çocuğu odada koşuştururken bir oyun oynuyormuş gibi düşündü. Elif ona çökerek oturdu, başındaki topu düzeltti. Kalbi parçalanıyordu, tutup sıkıca sarılmak istedi. Ama bilirdi ki, o an bir zayıflık gösterirse Veli onu boğazına dolanıp bacaklarını asar, yalnız kalır, iki çocukla, parasız bir kulübede, oysa Veli yeni hayatının keyfini çıkarır.
Oğlum, dedi Elif, Tarikin temiz gözlerine bakarak. Ben ve Derya başka bir yerde yaşayacağız. Sen de babanla kal. Oyun oynar, dışarı çıkar, baban seni çok seviyor.
Sen de gelecek misin? diye sordu Tarik, peluş tavşanını göğsüne bastırarak.
Kesinlikle. Cumartesi geleceğim, parkta dondurma yeriz. Babanı dinle.
Elif çantasını aldı, Derya kapıda, kulaklıkları boynunda, sessizce annesini destekliyordu. Veli koridorda soluk bir duvar gibi duruyordu.
Ciddî olarak çıkacak mısın? Böyle mi?
Anahtarlar masada, Elif fırlattı. İlaç listesi buzdolabında; boğazı biraz kızarmış, çalkalamak lazım. Çarşamba bakıma toplantısı var, unutma.
Ve gitti.
Velinin bir haftalık yalnız yaşamı başa çıkmakta zorladı. Sabahları Yaseminin kahvesi ve öpücüğü yerine Baba, yemek istiyorum! diye bağırışla başlar, çorapları kaybolur, yulaf yanar, süt kaçar. Tarik yemek yemeyi reddeder, şeker istemeye başlar.
Yiyorsun, kim dedi! diye bağırdı Veli, işe geç kalırken. Tarik ağlamaya başlar. Veli, kendini bir felaket gibi hisseder, kemeri tutar, bırakır, çocuğa çikolata verir, susması için.
Anaokulu öğretmenleri sürekli şikayet eder:
Baba, çocuk kirli tişört içinde?
Baba, yedek kıyafet unutulmuş?
Baba, perdeye para yatırman gerekiyor.
İşte de işler ters gider. Veli telefonla ev problemlerini çözmekle meşgul olur, patronu iki kez onu uyarır; özel hayatının işine karışmaması gerektiğini söyler. Akşamları ise çamaşır yığınının, markete koşmanın, yemek pişirmenin ardı arkası kesik bir döngü olur. Tarik beş dakika içinde oyuncakları yere serer, Veli toplar, beş dakika içinde tekrar dağılır.
Üçüncü gün Yasemin geldi, hemen burnunu kıvırdı.
Veli, sinemaya gitmek istiyorduk, diye ısrar etti, ayakkabısını çıkarmadan.
Hangi sinema? Veli tek çorap içinde, kanepede dağınık bir halde. Tariki kim bırakacak?
Neden bir dadı tutmuyoruz?
Ne kadar? Bütçem neredeyse maaşımın yarısı krediye gidiyor!
Tarik koridordan koşarak çıktı, boyalarla kaplı elleriyle Yaseminin pantolonuna sarıldı.
Teyze! Bak, ben aslan!
Ah! çığlık attı Yasemin, sıçradı. Ne yapıyorsun?! Veli, onu durdur! O çok değerli bir oyuncak!
O bir çocuk, Yasemin! bağırdı Veli. Sakin ol! Daha iyi bir şey yap!
Ben? Ben ne yapacağım? Yasemin gözleri kocaman. Ben dadı olmak için buraya gelmedim! Ben ilgi isterim!
Veli aniden bağırdı:
Eski sevgilim bunu dört yıldır yapıyor, ben işe takıldım!
Yasemin sinirlendi, kapıyı çarparak kapattı, bir daha geri gelmedi. Cumaya kadar Veli bir gölgeye dönüştü; yüzü inceldi, sakalı uzadı, göz altı halkaları belirdi; dairesi savaş alanına dönüştü.
Kapı çaldığında, Veli çabuk açtı, ayakları takıldı. Kapıda Elif, yaninda Derya vardı.
Anne! Tarik çığlıkla koştu, Elif onu kucağına aldı, iki yana öptü. Merhaba, güzel çocuklar. Nasıl yaşıyorsunuz?
Veli duvara yaslandı, dizleri titredi. Elife ilk kez bakan bir adam gibi baktı; yıllardır üstüne binen o büyük yükü, gülümseyerek taşıdığını anladı.
Elif kısık bir sesle fısıldadı.
Elif kaşını kaldırdı.
Onu al. Lütfen. Dayanamıyorum, işimi kaybedeceğim. Yasemin gitti. Ben ben
Tariki yere bıraktı.
Git, Deryaya yeni resimlerini göster.
Çocuklar odasına koştu. Elif mutfağa gitti, yıkanmamış bulaşık dağınıklığını, kurumuş bulguru izledi. Aynı tabureye oturdu, bir hafta önce oturduğu yer.
Buraya geri dönmeyeceğim, Veli, düz bir sesle söyledi. Senin yarattığın bu durumdan sonra seninle yaşamayacağım.
Lan, Yasemin! Veli ellerini havaya kaldırarak bağırdı, yüzünü elleriyle kapatarak. Anladım! Hatalıydım, her şeyde yanlıştım. Ama Tarik ona ben olamam. Kötü bir babayım, Elif
Öğren, sertçe dedi Elif. Çocuğun acı çekmemeli, bir çözümüm var.
Veli umutla bakarak, yıpranmış bir köpeğin gibi gözlerini ona çevirdi.
Ne? Her şeye hazırım.
Tariki alıyorum, çocuklarla bu dairede kalıyoruz. Sen ise stüdyona taşınıyorsun, on yedi metrekareye. Oraya istediğin gibi gidebilir, istediğin kişileri alabilirsin. Dairenin tapusunu eşit olarak çocuklara devrediyorum; böylece yarın bana yeni bir aşk uğruna evimizi boşaltma hakkı veremezsin.
Veli itiraz etmeye, bu bir hırsızlık olduğunu söylemeye başladı, ama bir hafta boyunca yaşadığı gece ağlamaları, hastalıklı ateşler, sürekli dramı hatırladı. Boş dairenin içinde kendini çaresiz hissetti. Elif ona yalan söylemiyordu. Reddetse, elini geri çekip yalnız kalacaktı; sorumlulukla tek başına kalacaktı.
Nafakayı sabit bir miktar ödeyeceksin, Elif devam etti, kararsızlığını gördükçe. Ayrıca kulüplerin ve derslerin yarısını da karşılayacaksın. Çocuğunla ne zaman görüşmek istersen, engel olmayacağım. Ancak burada, bizimle yaşamaya devam edeceğiz; sen olmadan.
Veli bir an sessiz kaldı, sonra derin bir nefes alıp:
Tamam, kabul ediyorum.
Elif başını salladı.
Eşyalarını topla, Veli. Stüdyo boş. Anahtarları şimdi vereceğim.
Veli yatak odasına yöneldi, bavulu topladı. Ailesini, oğlunu, gururunu kaybetti. Ancak çantasını kapatırken bir şey fark etti: Bu karar, son yedi yılda aldığı en doğru karardı.
Hayat, sorumluluğu kaçırmak yerine, almayı seçtiğimizde gerçek özgürlüğü sunar.




