İstenmeyen Misafirlerle Dolup Taşan Bir Ev: Akşamcı Teyzeler, Tanımadığımız Akrabalar ve Hiç Bitmeyen Ziyaretçi Hikâyeleriyle Bir Türk Ailesinin Eğlenceli ve Kaotik Yaşamı

İstenmeyen Misafirler Evi

Peki, bu tatlı insanlar başka bir yerde mi yaşasalar olmaz mı? diye sordu eşi. Otel mi yok yani Türkiyede, otel taş gibi!

Ama sadece canları istedi diye gelmediler ki buraya! Sorunları vardı. İşlerini halledip giderler.

Ama her gidenin yerine bir yenisi geliyor! Dün mesela, Asım Bey diye biri varmış, varlığından haberim yok, iki yıldır burada yaşıyormuş!

Evet, bu iş nereye kadar gidecek acaba! diyerek Nurdan sesi yükseltti. Mantık sınırlarını zorluyorlar!

Ne oluyor yine? dedi Baran, yatağa gömülüp tembel tembel esnerken.

Orada! diye pencereye parmak salladı Nurdan. Şimdi açık havada voleybol turnuvası başlıyormuş!

Harika! Baran iyice gerindi.

Cidden mi? Nurdan perdeleri çekip surat asarak söylendi. Sakın Ben de gideceğim deme!

Yok yok, ben biraz daha yatayım, Baran sırıtıp uzandı. Sana da aynısını tavsiye ederim!

Nurdan yatağın ucuna oturdu:

Bana söyle, hangi aklı başında insan Aralık başında açık havada voleybol turnuvası düzenler?

Ee baksana, kar yok, buz yok, hava da kuru Top sektirmemek için hiçbir engel yok yani!

Camlar gidecek! Nurdan elini salladı. Hiçbiri profesyonel değil, top nereye gidecek belli mi!

Kırarlarsa yenisini takarız artık, Baran esneyerek cevapladı.

Nurdan kaşlarını çatıp başını salladı. Tam yeni mızırdanmaya başlamıştı ki birinci kattan bir ses duyuldu:

Canlarım! Kahvaltı hazır! Peynirli börek de yaptım! Sevilecekseniz sonra sevilirsiniz, hadi, sıcak sıcak gelin!

Teyze Münevver yine döktürmüş! dedi Baran gülerek.

Güya kahvaltı hazırlamak kadın görevi! Nurdan, üstten üstten.

Ee sen de kahve yapsana! gülüştü Baran.

Canım yavrularım, kahveniz de soğuyor! diye aşağıdan yine ses geldi.

Bak işte! Nurdan kapıyı gösterdi. Yakında yatakta da beni Münevver Teyze ile değiştirirsin!

Abartma ya! gülerek cevapladı Baran. Yatak senin kalıcı adresin, rahat ol! Hadi düş önceme, gerçekten kahvaltı soğuyacak!

Nurdan süt dökmüş kedi gibi iç çekip sabahlığını giydi.

Mutfağa kadar, sonra da mutfakta neredeyse kimseyle karşılaşmadılar.

Şaşırdım valla, diye söylenmeye başladı Nurdan, Bu evde Baranla baş başa kalmak mucizeye dönüştü!

Hayat da böyle sürprizlerle dolu işte, dedi Baran. Hem eğlenceli bak ne güzel! Kahvaltıyı bitiririz, voleybol maçını izleriz, akşama da Rasim Amca mangal yakacakmış!

Duman, is, bana yine kebap dumanı! Nurdan, börekten alınca bile öfkeden vazgeçmedi.

Sen o ahır gibi misafir evinden mi bahsediyorsun? dedi Baran gülerek. Yenisi yapıldı ya! Eskisinden hem büyük hem güzel!

Tabii, daha da çok misafir gelsin diye! Nurdanın mızmızlığı üstüne eklendi. Yarısı zaten ne adı, ne akrabalığı belli değil!

Her birine kart verelim bari: Kimin nesiydin, nesin? yazalım da anlarım belki!

Yine de karışırız, çünkü o soy kütüğü… Baran bir an düşündü Şöyle başlıyor: Kocanın kardeşinin karısının halasının amcası falan… sonra Allah kerim!

Nurdan hesapladı:

Bunu okuyana kadar yaşlanır insan!

Daha fazla devam edemediler çünkü börek resmen olağanüstüydü. Sonra, biraz daha keyfi yerindeyken Nurdan sordu:

Baran, bu böyle daha ne kadar sürecek?

Nesi sürecek? Baran konuyu anlamıştı ama tekrar sordu.

Bu bitmek bilmeyen misafir dalgası Misafirperverliğe lafım yok ama bu kadarı fazla!

Dün sırf can sıkıntısından sayayım dedim, üçüncü ondana sonra şaşırdım! Otuz baş misafir! Çoğunun gitmeye de hiç niyeti yok!

Biz bambaşka bir aile hayatı hayal etmiştik!

Ama işte, hayat dediğin aileyle olur. Bunlar da büyük aile diyebiliriz! Baran sırıttı.

Tabii canım, kimin nesiyle o derece: Kırk köyden çeşit çeşit sülale! Nurdan mızırdanmaya devam etti. Hatta, başımıza bunları saran senin kardeşin de değil, onun eşi! Düşünsene!

Yani, isimleri var, sayıları var, ama ben de bilmiyorum! Ama iyi insanlar!

O iyi insanlar başka yerde mi kalamaz? Nurdan ince ince sordu. Her şehirde otel, apart var!

Durduk yere gelmediler. Hepsinin hayatında terslik var. Halletmeye çalışıyorlar, sonra giderler!

Ama onların gidişiyle yine yeni birileri gelecek! Dün öğrendim, Asım Bey buranın vergi dairesinde çalışmaya bile başlamış! Münevver Teyze, elleriyle yediğimiz börekleri yapıyor, üç güne bir yan sokaktaki evleri süpürüyor. Resmen temizlikçi oldu kadın!

Bravo valla! Baran keyifle sırıttı. Herkesin ayağı düz bastı demek!

Baran, bu tempoyla ben İstanbula dönerim, vallahi evim yerinde duruyor! İkimiz yaşarız, şu koca sürü yerine!

***

Her işte bir risk vardır. Nurdan, Baran ile ilişkiye başladığında Baran ondan on yaş büyüktü. Hem Nurdan da yeni yetme değildi ki. Tanıştıklarında yirmi beş yaşındaydı.

Tabii ilk soru şu oldu:

Baran bu yaşına kadar niye evlenmemiş? Kesin bir tuhaflığı var!

Ama aynı soruyu Nurdan için de sorarlardı:

Bu kız yirmi beşe kadar nasıl evde kaldı? Kısmetini mi beğenmemiş?

Kendi hikayesini bildiğinden içi rahattı. Mimarlık okudu, tabii diploma öyle ekmek parası için yetmiyor! Uygulamada deneyim istedi, bir de işinde isim yapması şarttı.

Hayali, ekonomik özgürlüğünü eline alıp, hayat arkadaşı seçerken mecburiyet hissetmemekti!

Önce kamu kurumunda, sonra özel sektörde çalıştı. Proje firmasında iş buldu. Hem heyecanlıydı, hem para daha iyiydi. Tek zorluğu, müşteriyle birebir muhatap olmaktı, malum herkes aklı başında değil. Ama iş işti!

Yoğun tempoda evlenmek aklına bile gelmedi.

Baran için de durum farklı değildi. Onun abisi Onur firma kurmuştu, doğrusu okuldan yeni çıkınca. Hemen peşine evlenmiş. Elini eteğini işten çekemeyince de kardeşi Barandan destek istemiş. Aslında, dükkanı bildiğin Barana yıkmış. Baran askerden gelmişti daha.

Eğitimini yarım bırakmadan, hem okuyup hem şirketi çevirdi. Hakkını yememek lazım, Baran bu işlerin altından kalktı! Ama özel hayatı devamlı erteledi. Hele Onurun çocuğu olunca, Baran eve uğramaz olmuştu.

Abi, çalışacak mısın, ne yapacaksın? diye sordu bir gün Baran abisine.

Barancım, ben bu işlerden soğudum, Onur hayretle. Esnaf adam olmak istemiyorum!

Süper, peki ne olacaksın?

Eline iş alıp çalışmak isterim, vardiyalı! Akşam evde, aileyle! Onur gözlerinde hayal pırıltılarıyla.

O maaşla geçinir misin bari? dedi Baran.

Biz Mehtapla karar verdik, Kazdağına taşınıyoruz… Onur bir tomar evrak çıkarttı. Şirketi sana devrettim! Elin yatkın, devam et!

Bir hesap numaranı bırak, kârı böleriz, Baran ancak o zaman şoktan çıkabildi.

Ama sonrasında hayat Baran için daha eğlenceli oldu.

Otuz beş yaşında, her şeyin rayına oturduğunu hissedince, evlilik fikri aklına yattı.

Nurdanla ilk anda elektriklenme olmuştu. Alarm zilleri vesaire derken, aşk kapıdan bacadan girdi. Altı ay sonra, boşuna uzatmayalım, deyip evlendiler.

İlk başta Nurdanın evinde yaşadılar.

Seni çok seviyorum ama burası bence daha rahat, Nurdan biraz mahcup. İş yerine beş dakika yürüyorum! Sabahları kahraman uyanamayanlardanım çünkü.

Problem değil, dedi Baran. Ben mülk işine girmedim henüz. Hep kirada yaşadım. Alabilirim ama nereye, neyi alayım onu da bilmeden almak saçma!

Sana bırakıyorum, kararı sen ver. Nereye istersen oradan alalım!

Aslında hep İstanbul dışında yaşamayı istemişimdir, dedi Nurdan. Ama evden çalışmaya izin vereceklerini hiç sanmıyorum!

Bizde alışkanlık yok, pandemi zamanı bile şirkete çağırdılar!

Onlara rest çek; evden çalışamazsam rakip firmaya geçerim de! Baran göz kırptı. Olmazsa kendi şirketimizi açarız, rekabete başlarız!

Önce bir konuşayım, Nurdan güldü.

Benim şehrin dışında bir evim var aslında, Baran ekledi. Ama…

Tek şart şuydu Onurun gidişinde:

Baran, Mehtapın akrabaları var. Bazen gelirler, birkaç gün kalmak isterler. Ne olur geri çevirme! Yakın olurlar ama tepene binmelerine müsaade etme!

Ee, nereye yerleştireyim milleti, otele mi yollayayım? Baran afallamıştı.

Aa evet! Bir sene önce bir ev almıştım, hiç oturmadık. Oraya da sen yerleş! Onur anahtarları bırakıp Kazdağı yollarına düştü.

Gerçi Mehtapın sülalesinden bir iki kişi oradalar. Ev büyük, ayrıca bir de misafirhane var. Sıkıntı olmaz!

Nurdan yeni evine taşındığında bu kadar insan olabileceğini hiç düşünmemişti. Gelen karşılama komitesi korkutucuydu.

Herkes güler yüzlü, yardımsever, hemen her işe koşturuyor.

İlk ayda, Nurdan bin bir çeşit hüzünlü hikaye dinledi. Kimi boşanmış, kimi kaçmış, kiminin çocukları evi basmış. Kimisi ev bulamamış, kimisi şehir dışından öğrencilik için gelmiş, kimisi dolandırılmış. Kimin evinde tadilat var, kimisi göç etmiş

Her yaştan, meslekten, seviyeden insanlar Hatta bir profesör var! Kız öğrencisi hayatını mahvetmiş, eşi de eve döndürmemiş. O da şimdi evinin paylaşıma açılmasını bekliyordu.

Genel olarak evde ortam samimi, huzurlu.

Ama Nurdan hem işini bırakmadı. Hele bir müşteri çıktı ki insana saç baş yolduracak cinsten. Gereksiz kapris üstüne kapris.

O esnada, Rafet Bey uğrayıp konuşmayı duymuş, Nurdanı dizayn ekranından kenara alıp, müşteriye olduğu gibi dedi:

Kusura bakmayın, ama bu itirazlarınız pek anlamlı değil. Kız gayet iyi bir iş çıkarmış, paşa paşa oturun, keyfini sürün!

Eğer tuttuğunuz yanlışta diretirseniz, gün gelir evinizi karton kutu gibi toplarsınız, bana da küsüp trip atmayın!

Müşteri ikna oldu. Nurdan Rafet Beyin söylediklerini merak edip sordu:

Noldu, sizden mi bu laflar?

Kızım, ben otuz altı yıl mimarlık yaptım! güldü Rafet Bey. Aklın ermediği yerde sor, anlatırım!

Rafet Beyin yardımı çoktu. Fakat sonsuz koşuşturma, kalabalık, tarihi kalabalık, Nurdanın başını döndürüyor, tam böyle bir taşra hayatı hayal etmemişti.

Meğer ev bildiğin panayır!

***

Bak canım, istersen şehre döneriz, dedi Baran, ama sanırım misafirleri hâlâ tam tanımıyorsun.

Neymiş benim bilmediğim? Nurdan şüpheli.

Sen misafir evinin yandığına üzüldün, biliyorsun ki yenisini yaptılar. Sence kaça patlamıştır?

Valla pahalıya gitmiştir, Nurdan çekingence.

Sıfır lira! Baran sıfır işareti yaptı Hepsi aralarında toplayıp, bizzat kendileri yaptı!

Nurdanın gözleri faltaşı gibi açıldı.

Senin, benim faturalardan tut tüm alışverişe kadar Hepsini onlar karşılıyor! Yemek de yapıyorlar, istemediğini topluyorlar, bir yere zarar gelirse kendileri tamir ediyor! Yani biz aslında onların sponsorluğunda krallar gibi yaşıyoruz!

Kimi iş buldu, kimi yarı zamanlı çalışıyor. Akıllardan bir şey kaçmıyor, hukukçu, mühendis, muhasebeci, elektrikçi, su tesisatçısı, hatta profesör bile var!

Ve mimar da var, dedi Nurdan, Rafet Beyi hatırlayarak.

O profesyonel tüyolar verdi, Nurdanın hayatı kolaylaştı.

Bak ben geçen ay, şirketimin kârını ikiye katladım, sırf bunlara danıştım diye! diye güldü Baran. Al hepsini kadroya!

Ama en komiği ne biliyor musun? dedi Baran ve kendi cevapladı: Hiçbir şey istemiyorlar. Evde aynı kocaman aile gibi yaşıyoruz!

Tam o sırada cama top çarpıp bardak gibi kırdı. Ardından Tolga koştu:

Ercan abim gitti yeni cam almaya! Hiç dert etmeyin, 2 saate yenisi takılır! Pardon, kusura da bakmayın! Topu kaptığı gibi gitti.

İşte böyle, Baran güldü.

Galiba alışacağım, dedi Nurdan şaşkınlıkla.

Ama bir ay sonra kalabalık gözüne batmaz oldu. Çünkü o kalabalık, artık misafir değil, koca bir ailenin neşeli üyeleri olmuştu.

Rate article
Lifequest
İstenmeyen Misafirlerle Dolup Taşan Bir Ev: Akşamcı Teyzeler, Tanımadığımız Akrabalar ve Hiç Bitmeyen Ziyaretçi Hikâyeleriyle Bir Türk Ailesinin Eğlenceli ve Kaotik Yaşamı