Evlenme Teklifi İçin Bir Bahane Buldum: Duygusal Bir Hikaye Destekleriniz, beğenileriniz, ilginiz, değerli yorumlarınız, aboneliğiniz ve bana ve beş kediciğime gönderdiğiniz bağışlar için ÇOK TEŞEKKÜRLER! Sevdiklerinizle hoşunuza giden hikayeleri sosyal medyada paylaşmayı unutmayın, yazar için de çok sevindirici! – Kızın safkan bir köpek mi istemişti? – diye sordu bir gün komşu, bir hanıma. – İstemişti ama fazladan paramız yok, zaten kimsesiz yaşıyoruz, – dedi kadın. Ama komşu sadece gülümsedi, – Bedavaya vereceğim, hadi gidelim. Tesadüfe bak ki, kızı Polina okuldan gelmişti ve kulak misafiri oldu. – Anne, hadi gidelim, bedavaymış anne! Onunla gezmeye söz veriyorum, derslerimi de beşe çıkaracağım, söz anne! – Ya Aydın, ne adamsın! Kızı coşturdun, derdi bana kaldı, – diye söylendi Marina Hanım. – Marina, sen önce bana bir bak, sonra kız, ben düzgün, işgüzar bir adamım. Her yönden iyi, yalnızca yalnızım! – Bırak şimdi Aydın, sana mı bakacağım? Beni tanımıyormuşsun gibi, benden yedi yaş küçüksün, ben mezun olmuştum, sen ilkokuldaydın, – daha da sinirlendi Marina. – Şimdi boyumuzu da eşitlemişiz, baksana, omuzuna kadar geliyorum, senden güçlüyüm de! – Aydın yaklaşıp Marina’yı hafifçe sardı. – Bak Polina, annenden ne kadar uzun ve güçlüyüm! – Akılda geri kaldın, kızın yanında sarılıyorsun, – zor kurtuldu Marina. – Ben de onu diyorum ya, senin gibi akıllı bana eksik, onun için dertleniyorum, – hafifçe gülümsedi Aydın. – Yeter artık, köpeği almaya gidecek miyiz, gitmeyecek miyiz? – ağlamaklı sesle sordu Polina. – Bak işte, nerden bulacaksınız böyle köpeği, hem de ücretsiz, güzel mi güzel, benekli… Hikâyesi de var, hadi gidelim göstereyim. – Aydın’ın sesi merak uyandırcıydı, Polina annesinin elini tuttu, – Anneee, söz vermiştin! Aydın, komşusunun gözlerinden kararsızlığını okudu, acele etti, – Aracı çalıştırayım mı? Yakında zaten, pişman olmazsınız! Marina Hanım komşusuna ters bir bakış atıp iç geçirdi ve kızına dedi, – Peki, deniyorlar ki küçük köpekmiş, ama bak benden günah gitmesin, eğer zayıf not alırsan… Polina, yol boyu sordu – Köpek eğlenceli mi? Adı ne? Amca Aydın, az kaldı mı? Nihayetlerinde eski bir eve vardılar. – Burası annemin rahmetli evi, kiraya vermiştim, ama olmadı. Affedin, çok dağınık, temizleyemedim, dün kira için gittim, öyle buldum… Ev gerçekten pislik içindeydi. Dağılmış bakliyat poşetleri, boş bisküvi kutuları ve buruşmuş konserve kutuları arasında, omuz omuza yapışık, sarı gözlü gri bir kedi ve tüylü bir köpek oturuyordu. Kirli, perişanlardı ama teslim olmamışlardı kaderlerine. – Bak hele şu hale, – hafif heyecanlı ve neşeli anlatmaya başladı Aydın, – Bir ay uğramamıştım, para almaya geldim, bu manzarayla karşılaştım! Komşulardan öğrendi ki, evi kiralayan iki kız gizlice taşınmış, kira bile vermemiş. Kediyi ve köpeği ise orada öylece bırakmışlar. Yemeksiz, susuz, kilitli, kendi hallerine terk edilmişler. – Nasıl hayatta kalmışlar? – dehşetle sordu Polina. Yaşam mücadelesinin izleri evin her yanındaydı. Aç kalınca buldukları bisküvi, şekerlemeleri hemen yediler, sonra makarna kemirdiler ve yulaf ezmesi bile. Konserveyi ve sütü nasıl açıp yediler bilmiyorum, ama kalan ne varsa yemişler! En önemlisi su idi. Kedi, belli ki banyoda musluğu az açmış, yoksa alt komşuları da su basardı. Neyse ki, öyle olmadı… Aydın hemen durumu toparladı, Polina hemen köpek ve kediyi sevmeye, getirdikleri mamadan vermeye başladı. Marina Hanım’ın da gözleri doldu… – Biliyordum, yanılmadım sanırım, Marina, sen iyi bir insansın, bak ne diyeceğim, – sessizce söyledi Aydın, Polina karnı doyan hayvanlarla oynarken, – Ne dersin, ikisini birden eve alalım mı? Benimle evlenir misin Marina? Ben aslında senin gibi birini bulmadığım için evlenmedim. Hadi kabul et, güzel bir hayatımız olur, emin ol. Arabam var, iki dairem var, Polina büyürse birinde oturur, diğerini de iyi kiracıya veririz. Kabul et, belki çocuklarımız da olur, hayatımız güzel olur! Kediyle köpek de var, tamam işte, haydi Marina! – Kabul et anne, – dedikten sonra her şeyi tam anlamamış Polina. Aydın güldü, – Bak herkes razı, sen de karar ver! – Ne diyorsun Aydın, şaka mı yapıyorsun? – Utandı birden Marina. Gerçekten de Aydın yakışıklı, iyi kalpli biri, hayvanları da çöpe atmamış, sahip çıkıyordu. Zaten Marina Hanım da düşünmemişti birinin ona evlenme teklif edeceğini. Gözünde canlandı, bir de Aydın ona öyle sarıldı ki, kalbi heyecanla çarptı. – Bir düşüneyim, şaka yapmıyorsan, seni yaramaz! – Kıpkırmızı oluverdi Marina. – Düşün bakalım, biz mütevazıyız, ben şimdi kediyi yanıma alayım, size köpek, hayal ettiğiniz gibi olsun. Yarın Mırnav’la cevabını almaya geleceğim, sen de Barboş, ortalığı düzelt, – dedi Aydın köpeğe, o da mutlu mutlu havladı… Aydın’ın Tatlı Teklifine Marina “Evet” Dedi Bir ay sonra tüm apartman düğün yaptı. Hazırlıklar Marina’nın evinde, masalar ise Aydın’ın bekar evinde kuruldu. Mırnav ve Barboş yeni sahiplerinden ayrılmadı; hayvanlar sevgi dolu insanları hemen hisseder, bırakmazlar. Bir yıl sonra Marina ve Aydın’ın ikizleri oldu: Suna ile Ali. Mırnav ve Barboş şimdi çocuk bakıyor. Büyük ailede herkesin bir görevi var. Ve en güzeli; büyük, sevgi dolu bir ailede mutluluk da çok olur! Çocuklar da mutlu, minikler de! Hele ki evde hem kedi hem köpek varsa!

Teklif Etmek İçin Bahane Buldum – Hikaye

Destekleriniz, beğenileriniz, hikayelere ilgisiz kalmayıp yorumlarınız ve takipleriniz için kocaman bir TEŞEKKÜR! Hele ki kedilerim Sütlaç, Fıstık, Müjgan, Paspal ve Boncuk adına gönderdiğiniz bağışlar Ah, gönlünüze sağlık. Lütfen beğendiğiniz hikayeleri sosyal medyada paylaşın, yazar da mutlu olsun, değil mi ama?

Kızın ırk garantili bir köpek istiyordu, değil mi? diye sordu komşusu bir gün, Ayşe Hanıma.

İstiyordu istemesine de para pul yok ki, biz de başımızın çaresine bakıyoruz, dedi kadın. Komşu tam dişlerini gösterip keyifle söylüyor:
Bedavaya veriyorum Ayşe Abla, haydi gidelim!

Kızları, Derya, o sırada okuldan gelmiş, kulağına gelenleri duyar duymaz yapıştı:

Anne, hadi nolursun! Hem bedava, ben onunla her gün gezmeye çıkarım. Söz, derslerim de ful pekiyi olacak, lütfen anne!

Sen de amma adamsın İsmail, kızın aklını karıştırdın, şimdi ben uğraşacağım, dedi Ayşe Hanım biraz sitemle.

Bak Ayşe, önce beni iyi tanı, sonra sinirlen. Adam gibi adamım, hem çalışkanım, hem efendiyim. Sadece… yalnızım! dedi komşu İsmail, yüzünde biraz hüznüyle.

Hayırdır İsmail, ben seni görmedim mi sanıyorsun? Yaşca senden yedi yaş büyüğüm. Ben mezun olduğumda sen okuma yazma öğreniyordun daha, bi kendine gel! dedi Ayşe Hanım, iyice bozuldu.

Olsun, şimdi boyca neredeyse eşitiz Ayşe, bak senden azıcık uzunum. Hem güçlü kuvvetliyim de! İsmail yanına yaklaşıp hafifçe sardı sardırdı kadını.

Derya bak, anacığına göre ne kadar uzunum, gördün mü?

Aklın kısa ama! Kızının yanında sarılıyorsun! zor kurtuldu Ayşe İsmailin kollarından.

İşte, eksik kalan aklım sendeymiş zaten! dedi İsmail sırıtarak.

Tamam artık, o köpeği almaya gidiyor muyuz gitmiyor muyuz?! diyerek Derya ağlamaklı bir ifade takındı.

İşte böyle işte, nereden bulacaksınız böyle köpeği bedavaya, hem de sevimli mi sevimli, üstünde yamalı benekleri var. O köpek var ya, hepsi hikaye! Gidelim de anlatayım dedi İsmail, sesi bir anda esrarengizleşti. Derya, anasının elini iyice tuttu: Noolur anne, bak söz verdin bana!

İsmail, Ayşenin kararsız halini fark edip aceleye getirdi:

Haydi, arabayı çalıştırıyorum. Şurası zaten çok yakın, bin pişman olmadın mı, ben de insan değilim!

Ayşe Hanım, komşusuna şöyle bir baktı, ardından kızına dönüp dedi ki:

Peki, hadi gidelim madem; ama Deryacığım, bak sınavdan düşük not gelir mi, kötü olur vallahi!

Yolda Derya türlü türlü sorularla annesinin başını şişirdi:

Köpek cins mi? Adı ne? İsmail Amca, daha çok mu kaldı?

Neyse ki kısa süre sonra, eski döküntü bir apartmanın önünde durdular.

Rahmetli annemin evi burası. Uzun süre kiradaydı ama son kiracılar işi berbat etmiş! Özür dilerim, içerisi rezalet, ama dün öylesine girdim, sersemlik çıktı başıma, bomboş kaldım.

Resmen müthiş bir dağınıklık ve pislik karşılarında! Her yerde patlamış yastıklar, dökülmüş pirinçler, bisküvi kutuları, çarpık çurpuk konserve kutuları…

Ve tam ortasında, birbirine yaslanmış, bir gri kedi ve bir tüylü köpek.

Kirli, saçak saçak, ama belli ki kadere boyun eğmemiş, vazgeçmemiş ikisi de.

Bak şu haline, hafif gülerek anlatmaya başladı İsmail. Ulan, bir aydır uğramamıştım. Kiracılardan paramı almaya geleceğim, karşıma bunlar çıktı!

Komşular demiş ki, iki kız, evden pılıyı pülyü toplayıp sessizce kaybolmuş. Parayı da ödemeden.

Kediyi ve köpeği de öylece ortada bırakıp gitmişler.

Canlar içeriden çıkamamış, kaderlerine terk edilmiş.

Ne bir yemek, ne su… Kilitli kalmışlar öylece.

Nasıl hayatta kaldılar peki? dedi Derya gözleri kocaman olmuş.

Evdeki yaşam mücadelesinin izleri her yerdeydi. Aç kalan köpek ve kedi, yiyebilecekleri ne varsa bulmuşlar. Bisküvileri, şekerlemeleri hemen bitirmişler. Sonra makarna, yulaf, hatta kediye köpeğe uygun olmayan herkül gevreği bile! Konservelerin diliyle açılmış mamalar, teneke kutularda kalan, sürpriz olarak bırakılmış reçel ve süt reçeli bile… Ne buldularsa yemişler!

Ama asıl mesele su!

Kedinin bir cevherliği: Lavabodaki musluğu açmış ya da şans eseri açık kalmış. Şükür ki musluk sonuna kadar açılmamış, yoksa komşular evi sel basardı. Tabii o zaman daha çabuk kurtarırlardı kendilerini…

İsmail işi bilir. Derya bir koşa kediyle köpeği okşamaya, İsmailin getirdiği mamaları tıkıştırmaya başladı.

Ayşenin bile gözleri doldu, yazık hayvancağızlara…

Ben sana baştan demedim mi Ayşe, kalbin tertemiz. Senin gibisi az bulunur. Fısıldayarak konuştu İsmail, Derya ise kediyi köpeği kucaklamış, gözlerinin içi parlayarak izliyor. Ne diyorsun? İkisini de alalım mı eve? Hem… bana da evet der misin? Bak, araba bende, iki evim var. Derya büyüyünce rahat yaşar, birini de kiraya veririz ama iyi kiracı bulmak lazım tabii. Kedi köpek tamam, peki ya sen, hanım olur musun bana? Senin gibi birini bulamadım, hiç evlenmedim. Kabul et, çok mutlu oluruz. Hadi Ayşe! Belki çocuklarımız olur bir de, işte hayat! Büyük aile, bereketli ev… Haydi ne dersin, Ayşe!

Hadi kabul et anne! dedi Derya, tam anlamasa da komşusunun ne demek istediğini.

İsmail kahkahayı bastı,

Eee, bak herkes onayladı, karar senin!

Saçmalama İsmail, ciddi misin ya? dedi Ayşe bir anda yüzü pembeleşerek.

Doğruya doğru, komşusu hem sempatik hem de iyi adam. Hayvanlara da sahip çıktı, şefkati eksik değil.

Hem Ayşe Hanım hiç aklından geçirmezdi birinin ona evlenme teklif edeceğini… Bir an o sahneyi düşündü, İsmail yine sarılınca yüreği hızlıca çarptı.

Bir düşüneyim bakalım, ciddiysen, azıcık kandırdın galiba beni! dedi utana utana Ayşe.

Düşün bakalım, aceleye gerek yok! Ben o zaman kediyi alıyorum, siz de köpeği. Yarın Misketle haberi almaya geleceğiz. Sen de, Karabaş, evi pırıl pırıl yap İsmail köpeğe göz kırptı, köpek de neşeyle havlayarak onayladı.

Sonuç? İsmail, Ayşeyi evlenmeye ikna etti.

Bir ay sonra tüm apartman bir arada, şenlikli bir düğün yaptılar.

Hazırlıklar Ayşenin evinde, ama masaları İsmailin bekar evinde kurdular; orası daha geniştir diye.

Misket ve Karabaş, yeni sahiplerinden bir adım bile ayrılmadı. Hayvanlar iyi insanı hemen anlar, bırakmaz kolay kolay.

Bir sene sonra, Ayşeyle İsmailin ikizleri oldu; Asuman ve Barış.

Misket ve Karabaş da görev başında; yeni doğanların başında adeta dadı gibi.

Büyük ailede herkesin bir işi var!

Ama en güzeli de, kocaman ve sevgi dolu bir evde mutluluk hep bol olur!

Çocuklara neşe ve tabii kedilere, köpeklere de.

Hele bir de evde kediyle köpek varsa, değmeyin keyfimize!

Rate article
Lifequest
Evlenme Teklifi İçin Bir Bahane Buldum: Duygusal Bir Hikaye Destekleriniz, beğenileriniz, ilginiz, değerli yorumlarınız, aboneliğiniz ve bana ve beş kediciğime gönderdiğiniz bağışlar için ÇOK TEŞEKKÜRLER! Sevdiklerinizle hoşunuza giden hikayeleri sosyal medyada paylaşmayı unutmayın, yazar için de çok sevindirici! – Kızın safkan bir köpek mi istemişti? – diye sordu bir gün komşu, bir hanıma. – İstemişti ama fazladan paramız yok, zaten kimsesiz yaşıyoruz, – dedi kadın. Ama komşu sadece gülümsedi, – Bedavaya vereceğim, hadi gidelim. Tesadüfe bak ki, kızı Polina okuldan gelmişti ve kulak misafiri oldu. – Anne, hadi gidelim, bedavaymış anne! Onunla gezmeye söz veriyorum, derslerimi de beşe çıkaracağım, söz anne! – Ya Aydın, ne adamsın! Kızı coşturdun, derdi bana kaldı, – diye söylendi Marina Hanım. – Marina, sen önce bana bir bak, sonra kız, ben düzgün, işgüzar bir adamım. Her yönden iyi, yalnızca yalnızım! – Bırak şimdi Aydın, sana mı bakacağım? Beni tanımıyormuşsun gibi, benden yedi yaş küçüksün, ben mezun olmuştum, sen ilkokuldaydın, – daha da sinirlendi Marina. – Şimdi boyumuzu da eşitlemişiz, baksana, omuzuna kadar geliyorum, senden güçlüyüm de! – Aydın yaklaşıp Marina’yı hafifçe sardı. – Bak Polina, annenden ne kadar uzun ve güçlüyüm! – Akılda geri kaldın, kızın yanında sarılıyorsun, – zor kurtuldu Marina. – Ben de onu diyorum ya, senin gibi akıllı bana eksik, onun için dertleniyorum, – hafifçe gülümsedi Aydın. – Yeter artık, köpeği almaya gidecek miyiz, gitmeyecek miyiz? – ağlamaklı sesle sordu Polina. – Bak işte, nerden bulacaksınız böyle köpeği, hem de ücretsiz, güzel mi güzel, benekli… Hikâyesi de var, hadi gidelim göstereyim. – Aydın’ın sesi merak uyandırcıydı, Polina annesinin elini tuttu, – Anneee, söz vermiştin! Aydın, komşusunun gözlerinden kararsızlığını okudu, acele etti, – Aracı çalıştırayım mı? Yakında zaten, pişman olmazsınız! Marina Hanım komşusuna ters bir bakış atıp iç geçirdi ve kızına dedi, – Peki, deniyorlar ki küçük köpekmiş, ama bak benden günah gitmesin, eğer zayıf not alırsan… Polina, yol boyu sordu – Köpek eğlenceli mi? Adı ne? Amca Aydın, az kaldı mı? Nihayetlerinde eski bir eve vardılar. – Burası annemin rahmetli evi, kiraya vermiştim, ama olmadı. Affedin, çok dağınık, temizleyemedim, dün kira için gittim, öyle buldum… Ev gerçekten pislik içindeydi. Dağılmış bakliyat poşetleri, boş bisküvi kutuları ve buruşmuş konserve kutuları arasında, omuz omuza yapışık, sarı gözlü gri bir kedi ve tüylü bir köpek oturuyordu. Kirli, perişanlardı ama teslim olmamışlardı kaderlerine. – Bak hele şu hale, – hafif heyecanlı ve neşeli anlatmaya başladı Aydın, – Bir ay uğramamıştım, para almaya geldim, bu manzarayla karşılaştım! Komşulardan öğrendi ki, evi kiralayan iki kız gizlice taşınmış, kira bile vermemiş. Kediyi ve köpeği ise orada öylece bırakmışlar. Yemeksiz, susuz, kilitli, kendi hallerine terk edilmişler. – Nasıl hayatta kalmışlar? – dehşetle sordu Polina. Yaşam mücadelesinin izleri evin her yanındaydı. Aç kalınca buldukları bisküvi, şekerlemeleri hemen yediler, sonra makarna kemirdiler ve yulaf ezmesi bile. Konserveyi ve sütü nasıl açıp yediler bilmiyorum, ama kalan ne varsa yemişler! En önemlisi su idi. Kedi, belli ki banyoda musluğu az açmış, yoksa alt komşuları da su basardı. Neyse ki, öyle olmadı… Aydın hemen durumu toparladı, Polina hemen köpek ve kediyi sevmeye, getirdikleri mamadan vermeye başladı. Marina Hanım’ın da gözleri doldu… – Biliyordum, yanılmadım sanırım, Marina, sen iyi bir insansın, bak ne diyeceğim, – sessizce söyledi Aydın, Polina karnı doyan hayvanlarla oynarken, – Ne dersin, ikisini birden eve alalım mı? Benimle evlenir misin Marina? Ben aslında senin gibi birini bulmadığım için evlenmedim. Hadi kabul et, güzel bir hayatımız olur, emin ol. Arabam var, iki dairem var, Polina büyürse birinde oturur, diğerini de iyi kiracıya veririz. Kabul et, belki çocuklarımız da olur, hayatımız güzel olur! Kediyle köpek de var, tamam işte, haydi Marina! – Kabul et anne, – dedikten sonra her şeyi tam anlamamış Polina. Aydın güldü, – Bak herkes razı, sen de karar ver! – Ne diyorsun Aydın, şaka mı yapıyorsun? – Utandı birden Marina. Gerçekten de Aydın yakışıklı, iyi kalpli biri, hayvanları da çöpe atmamış, sahip çıkıyordu. Zaten Marina Hanım da düşünmemişti birinin ona evlenme teklif edeceğini. Gözünde canlandı, bir de Aydın ona öyle sarıldı ki, kalbi heyecanla çarptı. – Bir düşüneyim, şaka yapmıyorsan, seni yaramaz! – Kıpkırmızı oluverdi Marina. – Düşün bakalım, biz mütevazıyız, ben şimdi kediyi yanıma alayım, size köpek, hayal ettiğiniz gibi olsun. Yarın Mırnav’la cevabını almaya geleceğim, sen de Barboş, ortalığı düzelt, – dedi Aydın köpeğe, o da mutlu mutlu havladı… Aydın’ın Tatlı Teklifine Marina “Evet” Dedi Bir ay sonra tüm apartman düğün yaptı. Hazırlıklar Marina’nın evinde, masalar ise Aydın’ın bekar evinde kuruldu. Mırnav ve Barboş yeni sahiplerinden ayrılmadı; hayvanlar sevgi dolu insanları hemen hisseder, bırakmazlar. Bir yıl sonra Marina ve Aydın’ın ikizleri oldu: Suna ile Ali. Mırnav ve Barboş şimdi çocuk bakıyor. Büyük ailede herkesin bir görevi var. Ve en güzeli; büyük, sevgi dolu bir ailede mutluluk da çok olur! Çocuklar da mutlu, minikler de! Hele ki evde hem kedi hem köpek varsa!