Anne-Baba Yüreği: Kendi Yolunda Yürüyen Evlatlar ve Onlar İçin Hep Çarpan Kalpler – Bir Türk Ailesinin Hayata ve Evlatlarına Dair Hikâyesi

Anne Yüreği

Her birinize destekleriniz, beğenileriniz, yorumlarınız ve takipleriniz için çok teşekkür ederim; beş kedim ve ben, bağışlarınız için minnettarız. Beğendiğiniz öyküleri sosyal medyada paylaşırsanız da çok mutlu olurum!

Sabah sabah neden böyle suratın asık? Hiç gülmüyorsun, hadi gel kahvaltı yapalım.

Eşi, uykulu bir şekilde esneyerek mutfağa giriyor; sonunda bir hafta sonu daha gelmiş.

Ocakta pastırmalı yumurta cızırdıyor, eşi ise çay bardaklarını dolduruyor. Yumurtanın büyük kısmını onun tabağına koyup yanına taze ekmek bırakıyor, Hadi bakalım, afiyet olsun!

Hayırdır, bir terslik mi var Zerrin? diye kibarca soruyor Taner.

Var, ikimiz de hata yaptık. Çocukları pek de doğru büyütmemişiz, diyerek Zerrin Hanım yanına oturuyor, ama pek iştahla yemiyor.

Kızımız da oğlumuz da büyüdü, biz onları yetiştirirken kendimizden çok fedakârlık ettik. Onlara hep destek olsak da, bize kim destek oluyor ki? Onların derdi bitmiyor. Kimi canı sıkılır, kimi parasızlıktan yakınıyor; Elifin de, Cihanın da tek yaptığı sızlanmak!

Bu düşünce nereden çıktı şimdi?

Taner Bey yumurtasını bitirmiş, taze ekmeğin üstüne tereyağı sürüp reçelle yiyor keyifle.

Senin haberin olmaz tabii, hepsi bana yazıyor. Dün Cihan ailesiyle birlikte bovling oynamak istemiş, maaşına kadar benden borç istedi. Sinirlendim, vermedim diye de gücendi. Ondan önce Elif aradı, şarkıcılık hayalleri yine suya düştü diye morali bozuk. Seviyorsan söyle, ama hayatını bundan kazanmak kolay mı? Herkesin harcı değil, onu da anlamalı. Gidip doğru düzgün bir iş bulması gerek! Küçüklüklerinde ne güzel anlaşırlardı; şimdi neredeyse hiç konuşmuyorlar bile!

Zerrin Hanım soğuyan yumurtayı kenara iterken çayını yudumluyor.

Boş ver, her şey yoluna girer. Biz de gençken zor günlerden geçtik, hatırlasana, diye teselli etmeye çalışıyor Taner ama Zerrin Hanım’ın canı daha da sıkılıyor bu sözlere.

Taner, sen unutmuşsun galiba. Biz elimizdekine hep şükrettik! Cihan doğduğunda öyle mutlu olmuştuk ki… Bebek arabasını yakın bir arkadaşım verdi, yatağı ablamdan, bezleri ve kıyafetleri yeğenimden geldi. Hepsi kullanılmıştı ama yepyeniydi sanki; çocuklar zaten büyüyünce hemen küçülüyor ya. Bir de o eski Murat 124ümüz var ya onu alınca ne sevinmiştik! Sitemizin önüne park ettik diye bile kendimizi zengin hissederdik. Şimdiki nesil ise, yurtdışına çıkmadıysa sanki hayatı bir tuhaf geçmiş gibi. Biz böyle mi büyüttük onları?

Zaman değişti Zerrin, şimdi imkân da çok, istek de çok. Onlar da genç, sabret biraz, anlarlar.

Aman Taner, umarım çok geç olmaz da hayatı ziyan etmezler. Zaman nasıl akıp gidiyor. Aynaya bakınca Bu ben miyim; yoksa torunları olan bir nine mi oldum? diyorum. Sen de dede oldun işte…

Tam bu sırada telefon çalıyor; arayan oğulları Cihan.

Yine bir şey çıktı, diyor Zerrin Hanım, telefonun başına geçerken, konuşma ilerledikçe gözleri büyüyor ve bir anda ayağa fırlıyor.

Taner, hemen giyin, Cihan hastaneye kaldırılmış! Odanın yanındaki komşusu aradı.

Ne olmuş? Taner Bey hızla giyinirken soruyor.

Tam olarak anlamadım; spiral taşlama makinesi eline gelmiş, disk patlamış. Elini dikiyorlarmış, inşallah sıkıntı çıkmaz. Elini kaybetmekten korkuyorum, hadi acele edelim!

Çabucak giyinip çıkıyorlar; öyle genç de değiller ama telaşla, kaygıyla hastaneye koşuyorlar…

Yolda giderken, kızları Elif arıyor, Anne, öğlen uğrasam olur mu size?

Gel tabii kızım, biz de muhtemelen döneriz, demeye fırsat bulamadan Zerrin Hanım nefes nefese otobüse koşuyor Taner’in ardından.

Hastaneye varınca doktorlar rahatlatıyor: El kurtarılmış, ancak henüz içeri almıyorlar.

İçeri alınmadan hiçbir yere gitmem, burada beklerim, diyerek Zerrin Hanım hastanenin holüne oturuyor, Taner Bey de yanında.

Tam o esnada kızları Elif içeri girip yanlarına koşuyor,

Anne, neden bu kadar üzgünsünüz? Her şey yolunda! Cihan dün ek işte kalmış, birinin arabasını tamir ediyormuş. Bir parça sökülmeyince cıvata kesiyormuş, makine de patlamış işte Bilinci yerinde, her şeyi dikmişler, parmakları kıpırdayabiliyor. Anne, surata bak, ne haldesin, geçti artık!

Sen nereden biliyorsun? diyebiliyor Zerrin Hanım.

Biz Cihanla da, eşi Handanla da sürekli yazışıyoruz. Birbirimize destek oluyoruz, neden sordun ki?

Ama biz ikinizin de hiç konuşmadığını sanıyorduk, neden bize söylemiyorsunuz, açıklıyor Taner Bey.

Babacığım, siz hep güçlüsünüzdür, her şeyi aşarsınız, biz de canınızı sıkmayalım diye anlatmıyoruz, gülüyor Elif. Zaten siz hâlâ çok genç görünüyorsunuz; biz pek karışmak istemiyoruz ki biraz da kendinize vakit ayırın.

Biz de size uzak kaldığımızı sandık, diyerek Zerrin Hanım tebessüm ediyor.

Olur mu annecim, sizinki apayrı bir nesil; dimdik insanlarsınız. Biz de size benzemeye çalışıyoruz ama kolay olmuyor, ama elimizden geleni yapıyoruz, anlıyor musunuz?

Anne babası gülüyor; bakışları artık sakin.

Aslında size söyleyecektim; yeni bir işe girdim. Hem de bazen şarkı söylemem için çocuk yuvasına, bazen de huzurevlerine davet ediyorlar. Dün yaşlılar yurdunda söyledim, herkes çok alkışladı! Bir nine de ağladı; bir kızı ünlü bir sanatçıymış ama annesini bırakmış, hep turnede. Kalbim burkuldu!

Elif aniden annesine ve babasına sarılıyor, Biz kardeşimle sizi çok seviyoruz, sakın şüphe etmeyin…

Tam o sırada hemşire içeri girebileceklerini söylüyor. Zerrin Hanım gözyaşlarını zor tutuyor; fakat Cihan sakinlikle konuşuyor,

Anne, üzülme, en kötüsü bitti. Baba, sen de anlatmıştın ya, kapalı otoparktaki arabanın üstünde yaban arısı yuvası vardı. Isırınca hastanelik olmuştun, ölümlerden dönmüştün. Hayatta her şey var! Ben taburcu olunca, hepiniz yılbaşında bize gelin. Herkes koşturmacada, birlikte olamıyoruz. Elif de genç arkadaşını tanıştıracakmış sizi, daha anlatmadım size.

Eve Zerrin Hanım ve Taner Bey yürüyerek dönüyorlar, hava almak istiyorlar biraz.

Ne genç, ne de artık eski gençler…

Ah şu anne yüreği, hep çocukları için atıyor. Hep başkalarının evladı daha iyiymiş gibi gelir, insan ister ki evlatları en akıllı, en uslu, en doğru yolda olsun.

Ama onların yolu başka, nasıl olursa olsun… Çocuklarımız iyi, çünkü onlar bizim çocuklarımız…

Rate article
Lifequest
Anne-Baba Yüreği: Kendi Yolunda Yürüyen Evlatlar ve Onlar İçin Hep Çarpan Kalpler – Bir Türk Ailesinin Hayata ve Evlatlarına Dair Hikâyesi