Veli, misafir takımlarını çıkardın mı? Hani şu altın yaldızlı olanları, günlükleri değil. Bir de peçeteleri kontrol et, onları bilerek nişastaladım, restorandaki gibi dimdik dursunlar, dedi Elif, mutfakta bir o yana bir bu yana koşturup saçından düşen bir tutamı yerine sokarak. Fırında elmalı ördek nefis kokular yayıyordu, ocakta garnitürlük sebzeler pişiyordu, buzdolabı ise gecenin bir yarısına kadar doğradığı salatalarla doluydu.
Eşi Veli itaatkarca merdiveni çekip üst raflara uzandı.
Elif, abartma, vallahi aile arasında. Kendi annem gelecek, Rahmi Abi, bir de teyzem Sabahat. Onlara alüminyum tabaktan da versen sesleri çıkmaz, yeter ki sofrada rakı, meze olsun, diye homurdandı, Çek takımı porselenin kutusunu indirirken.
Sızlanma. Bu gece bizim yıldönümümüz, on beş yıl, cam gibi evlilik. Her şey dört dörtlük olsun istiyorum. Ayrıca Rahmi’yi tanıyorsun. Basit tabak koysam batmışlar der. Çatlak tabak koysam dağınık bunlar der. Şimdi bir kere de lafa meze olmasın diye uğraşıyorum, dedi Elif.
Veli, derin bir iç çekip tabakları masaya yerleştirdi. Eşi haklıydı. Abisi Rahmi zor bir insandı, kibar konuşmak gerekirse. Dobra konuşulunca da görgüsüzlükte sınır tanımıyordu. Elifin yakın arkadaş ortamında dediği gibi, tam bir kaba saba Türk erkeği olup bu tavrını da saf, dürüst adamcılık diye böbürlenerek anlatıyordu.
Bugün sakince davran olur mu lütfen, dedi Veli, tabakları bezle silerken. Adam zor zamanlar geçiriyor, işten atıldı, karısı da çekip gitti. Hayattan bıkmış gibi.
Veli, onun zor zamanları kırk yıldır bitmedi! Kadıncağız da kendini kurtardı gitti, diyerek sosu tadarak yanıt verdi Elif. Ben de asaletim el verdikçe katlanacağım. Ama tekrar vücudumla dalga geçerse ya da maaşınla uğraşırsa kendime hâkim olamam.
Tam saat beşte kapı zili çaldı. İlk gelen kayınvalidesi Fatma Hanım oldu, sessiz, oğullarına tapan bir Anadolu annesi, özellikle de büyük oğluna karşı affedici. Sonra teyzesi Sabahat eşiyle geldi. Rahmi ise tabii ki her zamanki gibi kırk dakika gecikerek geldi, herkes sofrada, mezeler bile neredeyse soğumuşken.
Kapıdan girdiği anda tüm apartmanı inleten bir gürültüyle, üstüne ucuz sigara ve kış serinliğini de ekerek giriş yaptı.
Gelllldim! Özlemişsinizdir! koca sesiyle daireyi inletti. Ne o Veli, bana hediye almadın mı sandın? Al bakalım!
Bir gazete kâğıdına sarılmış paketi Veli’nin eline tutuşturdu.
Nedir bu? şaşırdı Veli.
Matkap ucu seti. Şu avmdeki ucuzcu marketten. İleri olur senin gibi ellerinden iş gelmeyene… Çiviyi bulamıyorsun daima.
Elif mecburen gülümsedi.
Hoş geldin Rahmi. Hadi geç, ellerini yıka, seni bekledik.
Rahmi’ nin bakışı öyle üstten ve kurnazdı ki, Elifin içi buz kesti resmen.
Ooo Elif! Kıyafete bak senin! Yeni elbise mi cicim, parıl parıl şeker gibi? Yoksa yüz kırışıklarını kamufle etmek için mi? Şaka şaka, hâlâ idare ediyorsun ama fazla kilo gitmiş, afiyet olsun hani.
Veli, ortamı yumuşatma derdindeydi.
Rahmi abi, gel, ördek soğuyacak.
Sofraya oturur oturmaz sanki başrol oymuş gibi davranmaya başladı Rahmi. Kimseye sormadan koca kadehi rakıdan doldurdu, bir çatal mezeyi kaptı ve konuşmaya başladı.
Ee nice mutlu yıllara bakalım, Elifciğim, Veli kardeşim! On beş sene nedir, maşallah! Siz nasıl hâlâ birbirinizi boğazlamadınız? Ben eski eşimle beş yıl yaşadım, ipte can verdiğimi sandım. Kadınlar böyle işte, kan emici! Neyse, Veliye helal olsun, senin yemeklerin yeniyor bari. Ama bak… Salyangoz gibi surat asıp mezeyi çiğnerken. Tuzlu olmuş ha. Yoksa âşık mı oldun yoksa yaşlılıktan elin mi titredi Elif?
Kayınvalide bozuntuya vermemeye çalıştı:
Oğlum, saçmalama. Elifin yemekleri harikadır. Şu dil salatasından da tat Rahmi, yumuşacık olmuş.
Dil ha! Elifimizin de dili iyidir, faydası olur! Şaka bir yana, eleştiri iyidir, herkes yutmaz, ben doğrudan söylerim diye saygı duyarlar bana, dedi Rahmi.
Elif ise şaşılacak bir şekilde içinde bir öfkenin yükseldiğini hissetti. Kocasına baktı; Veli kafasını tabağa gömmüş, sanki masa örtüsünün desenlerini ezberliyor gibiydi. Abisinden çekiniyordu, kavga çıksın istemiyordu. Bayram havası bozulmasın istiyordu.
Tamam, dedi içinden Elif. Derin nefes. Bir akşam. Anneler, Veli için sabret.
Rahmi, iş bulmuştun geçen hafta, nasıl geçti? diye konuyu değiştirmeye çabaladı Elif.
Rahmi ikinci kadehi doldururken eliyle geçiştirdi.
Sorma ya! Her yerde dangalak dolu. İş görüşmesinde karşıma yirmili bir çocuk çıktı, bana bilgisayar soruyor. Dedim ki: Delikanlı, ben senden önce bu sektörde çıraktım Sonra da elendiğimi söyledi bana! Onlara kaldık ya. Belki kendi işimi kurarım. Biraz para biriktireceğim. Veli, bana bin lira kadar borç verene dek, evde tesisat yanıyor, boruları değiştirmem lazım.
Elif, salata kâsesini havada tuttu.
Rahmi, daha geçen altı ay önce verdiğimiz on bin lira, araba tamiri için aldığın, duruyor mu?
Rahmi bozuldu, hemen savunmaya geçti.
Veli, bak görüyor musun? Hesabımı tutuyor bacın. Bir adım sağa yanlış, bir adım sola yanlış. Ben senden istedim, eşinden değil. Elin kadını aklına geleni konuşabiliyor mu yahu?
Veli mahcup bir şekilde ikisine de baktı.
Rahmi abi, bizde de şimdilik para yok, ev kredisi daha yeni bitti, masa kurduk…
Masa maşallah! diye lafa atladı Rahmi, ördeği işaret ederek. Keyfiniz yerinde! Kırmızı havyar bile var! Ama kardeşe ekmek yok! İşte gerçek yüzünü gördüm Elifciğim, biriktir paralarını ama akrabaların sürünsün. Cimri kadın işte!
Fatma Hanım, oğluna yatışsın diye börek uzattı.
Oğlum, bırak artık, Elif çok uğraştı yemekte. Hadi ye.
Uğraşmışmış… Bakalım işte… Patronuna da böyle mi uğraşıyor acaba? Rahmi’nin sinsi bakışı yeterince iğrençti. Duydum ki terfi almışsın Elif, şef yardımcılığı ha? Nasıl bu işler oluyor çok merak ediyorum. Akşamları geç kalmanın sebebi ne acaba?
Masada soğuk bir sessizlik oluştu. Sabahat Teyze bile ağzındakini yutmayı unuttu. Velinin suratında kırmızı lekeler belirdi.
Rahmi, sen ne diyorsun? dedi Veli sessizce.
Bildiğimi söylüyorum, başkaları susar ben söylerim! Veli, senin gibi adam gitsin asgari ücrete çalışsın, karısı kariyer yapsın! Seviyor mu seni? Bence acıyor, ya da kullanıyor. Senin gibi adama herkes yürü der, sen de gidersin. Bak haline serseri!
Elifin sesi beklenmedik şekilde gür ve sakin çıktı, elleri titremesine rağmen:
Kalk ve evimden çık.
Rahmi önce gülmeye yeltendi:
Delirdin mi kız sen? Yemek kokusu kafanı mı yakmış?
Çık git, dedim. Hemen.
Burası kardeşimin de evi! diye bağırdı Rahmi. Veli, bak karın beni kovuyor! Bir şey desene!
Veli bakışlarını karısına dikti, onun kararlı solgun yüzüne, ve anladı: Şimdi kenarda durursa, bu evlilik biter. Cam gibi evlilik o gece paramparça olur.
Rahmi, çık git, dedi Veli.
Rahminin şaşıran yüzünü görmeliydin. Gözyaşı, isyan, öfke her şey bir arada.
Birleşmişler! Anne bak, bizi gönderiyorlar. Bir espri için evden atıyorlar!
Espri değildi Rahmi, Elif masanın çevresini dolaşıp kapıyı gösterirken. Beni aşağılayıp kocanı küçük düşürdün, kendi evinde, kendi sofrasında. Yemeğimi yedim, içkimi içtin, hakaret ettin! On beş senedir aile huzuru için sustum. Şimdi bitti. Bu evde laf kalabalığına, çirkinliğe yer yok. Yeter artık!
Sizi de diye küfrünü salladı Rahmi ve bardağı devirdi. Rakının kırmızısı beyaz örtüye yayıldı, kan gibi adeta. Şişeyi koltuk altına sıkıştırıp kapıya yürüdü.
Veli, bunu unutmayacaksın! Karını seçtin, kardeşini değil! Pes yani!
Kapı öyle sert kapandı ki bardaklar sallandı.
Bir an herkes sessiz kalakaldı. Sadece saat ve Fatma Hanımın hıçkırıkları duyuluyordu.
Elifçiğim… Böyle pat diye söylenir mi evladım? Rahmi de sinirlerine hâkim olamıyor, içki de aldı biraz, dedi Fatma Hanım titrek sesle.
Elif gözleri dolsa da dik durdu:
Fatma Hanımcığım, bağırmak başka, hakaret başka. Ben oğlunuzun karısıyım, sizin de evinizin kadınıyım. Bir kadın küçümsenirse ve kocasına hakaret edilirse bu sinirli değil, kötülük olur. Ben evimi böyle laflara mezar etmeyeceğim. O sizin oğlunuz, siz üzülün belki, ama ben bu evde huzur istiyorum.
Fatma Hanım hıçkırdı, suskun kaldı. Sabahat Teyze tam yeri geldi deyip çatala vurdu:
Elifciğim, ördek nefis olmuş! Hiç bu kadar lezzetlisini yemedim vallahi. Ayrıca, iyi yaptın vallahi kızım, bu kabadayıyı yıllardır kimse susturamamıştı. Daha bizim düğünde topuklarımı ezip özür bile dilememişti. Veli, bana bir bardak daha doldur, bu akşamdan sonra hak ettim.
Atmosfer rahatladı. Veli, Elife yıllardır bakmadığı şekilde, minnet ve saygıyla baktı.
Affet beni, dedi ona sessizce. Ben daha önce yapmalıydım.
Şimdi önemli olan birlikteyiz. Ve artık o burada yok, dedi Elif, eşinin elini tuttu.
O sıradan sonra ortam çok daha ferah geçti. Rahmi olmadan sanki eve oksijen geldi, herkes gülmeye, güzel hatıralar anlatmaya başladı. Fatma Hanım da birkaç kadehten ve Elifin meşhur pastasından sonra bayağı toparladı, Sabahat Teyzenin şarkılarına eşlik etti.
Gece herkes gidince, Elif, rakı lekesi yayılmış masa örtüsüne bakarak oturdu:
Bu örtü çıkmayacak galiba, dedi mutsuzca. Annemin hediyesi.
Veli arkasından gelip sarıldı:
Boşver örtüyü Elif, on tane yenisini alırım. Bugün muazzamdın. Ben yıllardır abime sustum, çocukluğumdan itibaren Rahmi, o böyledir, idare et derdi annem. Alışmışım bir kere.
Biliyorum Veli. Kolay değil alışkanlıkları yıkmak. Ama biz bir aileyiz. Cam gibi. Hem narin, hem de çok güzel. O adama ve cümlelerine kendimizi ezdirmeyeceğiz artık.
İkisi de güldü. O stres, yorgunluk dağılmıştı.
Aaa bak, şu matkap seti var ya, Veli paketi aldı, en komiği, bunu bana geçen yıl da kokmuş bir kutuda hediye etmişti. O arada unutmuş, tekrar hediye etti bana.
E işte istikrar, istikrar her işin başı! dedi Elif gülerek.
Bir hafta sonra, Velinin telefonu susmak bilmedi. Rahmi arıyor. Veli ekrana baktı, sonra kahvesini yudumlayarak kitabını okuyan Elife baktı. Telefonu sessize alıp masanın üstüne bıraktı.
Açmayacak mısın? dedi Elif.
Açmayacağım. Dinlensin biraz. Belki hiç açmam, dün geceki huzuru çok sevdim.
Annen üzülür, diye yorumladı Elif.
O da alışmalı. Artık biz de lafımızı esirgemiyoruz. Bundan sonra biz bir ekibiz!
Tabii, ördek ve huzur severler çetesi! dedi Elif.
Kısa süre sonra Elif, Rahminin akrabalara Deli yengem beni evden kovdu, zavallı kardeşim de korkudan sesini çıkaramadı diye hikâye uydurduğunu duydu. Fakat ne hikmetse, ondan sonra ailede herkes daha çok misafirliğe gelmek ister, sofrada ağızlarını toplayıp çok daha nazik davranır oldu. Demek ki, bu evde kabalığın yeri yok demek, en güzel alarm sistemiymiş!
Bu arada örtü de, Elifin babaannesinin önerisiyle kaynar su ve tuzla yıkandı ve tertemiz oldu. Aynı Rahminin evden silinmesi gibi: biraz zor, biraz yakıcı ama sonrası tertemiz ve huzurlu.




