Şimdi bizim Sema ne kadar kibirli oldu! Derler ya, para insanı bozar, doğruymuş! Ne demeye çalıştıklarını, insanları nasıl bu kadar kırdığımı anlamıyordum.
Bir zamanlar mutlu bir evliliğim vardı. Eşim ve iki çocuğumla huzurlu bir hayat sürüyordum. Fakat bir gün, her şey altüst oldu. Eşim iş dönüşünde trafik kazasında hayatını kaybetti. O acıyı atlatamayacağımı sandım ama annem bana çocuklarım için ayakta durmam gerektiğini anlattı. Kendimi toparlayıp çalışmaya başladım. Çocuklarım büyüyünce ise, onları hayata hazırlamak ve daha iyi bir gelecek sağlamak için yurtdışına çalışmaya gitmeye karar verdim. Yanımda hiç destek yoktu, ama pes etmedim.
Önce Almanyaya, sonra Hollandaya gittim. Bir sürü iş değiştirdim, kolay olmadı ama sonunda iyi para kazanmaya başladım. Her ay çocuklarıma para gönderdim, sonra ikisine de birer ev aldım. Kendi evimi de baştan aşağı yeniledim. Kendimle gurur duydum. Artık Türkiyeye kesin dönüş yapmayı düşünüyordum ki, geçen yıl hayatım değişti, biriyle tanıştım. Kendisi de bir Türk ama 20 yıldır Hollandada yaşıyordu. İletişimimiz ilerledi, birlikte güzel bir gelecek hayali kurmaya başladım.
Yine de şüphelerim vardı O, Hollandadan dönmek istemiyordu, ben ise vatanıma özlem duyuyordum. Sonunda, geçen hafta döndüm. Önce çocuklarımı ve ailemi gördüm, ardından da anne-babama uğradım. Fakat kayınvalidem ve kayınpederimi bir türlü ziyaret edemedim. İşler birikmişti, vakit bulamıyordum. Bir gün eski arkadaşım, markette kasiyerlik yapan Filiz, ziyaretime geldi ve bana şöyle dedi:
Kayınvaliden sana çok kırgın!
Nereden duydun bunu?
Dün markette kendi arkadaşıyla konuşuyordu. “Sema iyice kibirli oldu, para onu bozdu, bize de hiç yardım etmedi” diyordu.
Duyduklarım içimi çok acıttı. Çocuklarımı tek başıma büyüttüm; elimdeki olanaklarla sadece onlara destek olabildim. Zaten zor geçiniyordum, kayınpederime ve kayınvalideme de para gönderemezdim. Bir şeyler kendime de ayırmak zorundaydım, anlayış bekliyordum.
Bunu duyduktan sonra onları ziyaret etmek hiç istemedim. Ama kendimi zorlayıp marketten yiyecekler alıp yanlarına gittim. Başta her şey normaldi ama içim içimi yiyordu. Sonunda dayanamadım, konuştum:
Biliyor musunuz, yıllar boyunca hiç kolay değildi. Elimden geleni çocuklarım için yaptım, hiç destek görmedim.
Biz de desteksiz kaldık. Herkesin evladından beklentisi var, bize de sahip çıkan yok. Bir tek senin yardımına güvenebiliriz. Dönüp bize de destek olmalıydın
Kayınvalidem beni adeta utandırdı. Hollandada bir eşim olduğu gerçeğini bile anlatmaya cesaret edemedim. Oradan sessizce ayrılıp eve döndüm. İçim buruktu, ne yapacağımı, gerçekten merhum eşimin anne ve babasına da bakmak zorunda olup olmadığımı düşünüp duruyorum. Gücüm tükenmek üzere…
Hayat bazen insana ağır yükler yükler; kimin ne kadarını taşıyabileceği ise hiç belli olmaz. Aramızda empati kurmayı unutmamalı, her zaman başkasının ne yaşadığını da anlamaya çalışmalıyız. Yaşadıklarımız bize şunu öğretmeli: Herkesin mücadele ettiği görünmeyen bir savaşı vardır; bu yüzden yargılamadan önce anlamaya çalışmak gerekir.




