Koşullar kendiliğinden oluşmaz, insanlar yaratır – Bir canlıyı sokağa terk eden sizdiniz, şimdi ise işinize geldiği için şartları değiştirmek istiyorsunuz. Oğuz işten eve dönerken kırmızı tüylü bir sokak köpeğiyle karşılaşır ve hayatı bambaşka bir yöne savrulur; aylar sonra ise kayıp köpeğin eski sahibi çıkagelir ve kavga başlar: Kimin sevgisi daha gerçek, kime ait sadakat ve yeni bir aile olma hakkı?

Koşullar kendiliğinden oluşmaz. İnsanlar koşulları yaratır. Sen bir canlıyı sokağa atan koşulları kendin hazırladın; şimdi ise sana ne zaman uygun gelirse o koşulları değiştirmek istiyorsun.

Ali işten çıkıp evine doğru yürüyordu. Bildiğin kış akşamı. Her yer sanki ağır bir sıkıntıyla örtülmüş. Yolda bakkalın önünden geçerken, orada bir köpek gördü. Sokak köpeği. Tarçın sarısı, dağınık tüyler. Gözleri ise kaybolmuş bir çocuk gibi.

Sen ne arıyorsun burada? dedi Ali, ama birden durdu.

Köpek başını kaldırdı, baktı. Bir şey istemiyordu. Sadece bakıyordu.

Herhalde sahibini bekliyor, diye düşündü, yoluna devam etti.

Ama ertesi gün yine aynısı. Bir sonraki gün de öyle. Köpek oraya sanki kök salmıştı. Ali fark etti ki, insanlar yanından geçip gidiyor, biri ekmek atıyor, biri sosis.

Neden burada oturuyorsun ki? dedi bir gün, yanına çömelerek. Sahiplerin nerede?

Köpek usulca yaklaştı Aliye. Dikkatlice. Sonra başını adamın bacağına yasladı.

Ali donakaldı. En son kimi okşamıştı? Eşinden ayrılalı üç yıl olmuştu. Ev bomboş. Sadece iş, televizyon, buzdolabı.

Gel bakalım, tarif edemeyeceğim bir içgüdüyle, Tarçın dedi ona.

Ertesi gün ona sosis getirdi.

Bir hafta sonra internete ilan koydu: Köpek bulundu. Sahipleri aranıyor.

Kimse aramadı.

Bir ay sonra, Ali gece nöbetinden dönüyordu mühendislik yapıyordu, bazen şantiyede sabaha kadar kalıyordu. Bakkal önünde kalabalık gördü.

Ne oldu? diye sordu komşu Nermine.

Ah köpeği ezmişler. Hani bir aydır burada duruyordu ya…

Yüreği yerinden fırladı.

Nerede şimdi?

Veteriner kliniğine götürdüler. Fakat orası çok pahalıydı Kim bakacak ki, sahipsiz hayvana?

Ali bir şey söylemeden koşmaya başladı.

Kliniğe vardığında veteriner başını salladı:

Kırık kemikler, iç kanama. Tedavi masraflı olacak. Yaşama şansı çok düşük.

Tedavi edin, dedi Ali. Ne lazımsa ödeyeceğim.

Tedavi bitince Tarçını evine aldı.

Ve üç yıl sonra, ilk kez Alinin evi hayatla doldu.

Her şey değişti. Kökünden.

Ali artık alarmdan değil, Tarçının burnu hafifçe eline dokunmasıyla uyanıyor. Sanki hadi kalk, sahibim der gibiydi. Ali de gülümsüyordu.

Eskiden sabahları kahve ve haberle başlıyordu. Şimdi ise parkta yürüyüşle.

Hadi bakalım kızım, temiz hava alalım? diyordu, Tarçın ise mutlu mutlu kuyruğunu sallıyordu.

Veterinerde tüm evraklar tamamlandı. Pasaport, aşılar. Artık resmen onun köpeğiydi. Ali her belgeyi fotoğraflıyordu ne olur ne olmaz.

İş arkadaşları şaşkındı:

Ali, ne oldu sana? Gençleşmişsin, enerji dolmuşsun.

Gerçekten de, Ali hayatta ilk defa kendini işe yarar hissediyordu.

Tarçın çok zekiydi. Aklı inanılmazdı. Yarım kelimeden anlıyordu. Ali işte uzun kalan geceler, kapıda öyle bir bakışla karşılıyordu ki: Endişelendim… der gibi.

Akşamları parkta uzun yürüyüşler. Ali ona işini, hayatını anlatıyordu. Garip mi? Belki. Ama Tarçın dinlemeyi seviyordu. Bazen sakin bir inlemeyle cevap veriyordu.

Anlıyor musun Tarçın? Eskiden tek başıma olmanın daha kolay olduğunu sanıyordum. Kimse rahatsız etmiyor, kimse üzmüyor. Meğer korkuyormuşum; bir daha birini sevmekten.

Komşular alıştı ikisine. Zeliha teyze, kapı önünde hep kemik saklıyordu.

Güzel köpek, derdi. Belli sevildiği.

Aylar geçti.

Ali sosyal medyada bir sayfa açmayı bile düşündü Tarçın için. Fotoğraflar paylaşacaktı. Öyle bir parlak tüy ki, güneşte şarap rengiyle parlıyordu.

Sonra bir gün beklenmedik bir şey oldu.

Parkta yürürken Tarçın çalılarda geziniyordu. Ali bankta oturmuş haberlere bakıyordu.

Aşina! Aşina!

Ali başını kaldırdı. Otuzlarında bir kadın yaklaşıyordu. Pahalı bir eşofman, sarı saçlar, makyajlı.

Tarçın gerildi, kulaklarını geri çekti.

Affedersiniz, dedi Ali. Yanılıyorsunuz, bu benim köpeğim.

Kadın elini beline koydu:

Ne demek senin? Bu benim köpeğim, adı Aşina! Onu altı ay önce kaybettim!

Buyurun?

Evet! Apartmandan kaçtı, her yerde aradım! Sen onu çaldın!

Alinin dünyası sarsıldı.

Bir dakika. Nasıl kaybettiniz? Ben bakkal önünde buldum. Bir ay orada sahipsiz oturdu.

O çünkü kayboldu! Ben onu çok seviyordum! Eşimle özellikle ırk köpeği aldık!

Irk? Ali Tarçına baktı. Bu bildiğin sokak köpeği.

Melez! Çok pahalı!

Ali ayağa kalktı. Tarçın bacaklarına iyice sokuldu.

Tamam, bu gerçekten sizinse, belgeleriniz var mı?

Ne belgesi?

Veteriner pasaportu, aşı kağıdı, herhangi bir şey.

Kadın duraksadı:

Evde kaldılar! Ama önemli değil! Onu tanıdım zaten! Aşina, gel!

Tarçın kıpırdamadı.

Aşina! Hemen buraya gel!

Köpek daha da Aliye sokuldu.

Görüyorsunuz, dedi Ali sessizce. Sizi tanımıyor.

Sadece bana darıldı çünkü unuttum! Kadın sesi iyice yükseltti. Ama o benim köpeğim! Geri istiyorum!

Bende belgeler var, dedi Ali sakince. Veterinerden rapor, trafik kazası sonrası tedavi belgeleri, pasaport, mama ve oyuncak fişleri.

Belgeler umurumda değil! Hırsızsın!

Çevredekiler dönüp bakmaya başladı.

İsterseniz yasal olarak çözelim, dedi Ali, telefonunu çıkararak. Polisi arayacağım.

Ara! dedi kadın bağırarak. Kanıtlarım var!

Neyin kanıtı?

Komşular gördü, kaçtı!

Ali numarayı çevirdi. Kalbi hızla atıyordu. Ya kadın haklıysa? Ya gerçekten Tarçın onun köpeğiyse?

Ama neden o kadar uzun süre bakkal önünde oturmuştu? Neden evinin yolunu bulmamıştı?

Ve en önemlisi, neden şimdi Aliye sığınmıştı?

Alo? Polis mi? Burada bir durum var…

Kadın sinirli bir gülümsemeyle:

Göreceksin, adalet kazanacak! Köpeğimi ver!

Tarçın hala Aliye yaslandı.

Ali anladı ki sonuna kadar onun için savaşacak.

Çünkü Tarçın artık bir köpek olmaktan çıkmıştı.

Ailesi olmuştu.

Beklenen polis yarım saat sonra geldi. Komiser Murat Bey ağırkanlı, dikkatli bir adam. Ali onu eski site işlerinden tanıyordu.

Anlat bakalım, dedi, not defterini açarak.

Kadın hemen başladı, karma karışık bir şekilde:

Bu benim köpeğim! Aşina! Onu 10.000 TLye aldım! Altı ay önce kayboldu, aradım her yerde! Bu adam onu çaldı!

Çalmadım, aldım, dedi Ali sakince. Bakkal önünde buldum, bir ay boyunca aç kaldı.

O çünkü kayboldu!

Murat Bey Tarçına baktı. Bir kere daha Aliye yaslanmıştı.

Herhangi birinizde belge var mı?

Bende, dedi Ali, çantasını açarak. Tesadüf eseri, en son klinikten dönerken belgeleri evde unutmuştu.

İşte veteriner raporu. Onu araba çarptıktan sonra tedavi ettirdim. İşte pasaport. Tüm aşıları tamam.

Komiser belgeleri inceledi.

Sizde ne var? kadına döndü.

Evde hepsi! Ama ne fark eder! Ben diyorum bu benim Aşina!

Nasıl kaybettiniz?

Parkta gezdiriyorduk. Tasmasından kurtulup kaçtı. Aradım, ilanlar astım.

Nerede gezdiriyordunuz?

Buradaki parkta.

Nerede oturuyorsunuz?

Atatürk Bulvarı üzerinde.

Ali şaşırdı:

Bir dakika. O bulvar, bakkala iki kilometre uzaklıkta. Parkta kaybolduysa, bakkala nasıl geldi?

Yolunu karıştırdı, herhalde!

Köpekler genelde evini bulur.

Kadın kızardı:

Sen ne anlarsın köpekten?!

Anlarım, dedi Ali sessizce. Seven köpek bir ay boyunca bir yerde aç oturmaz. Sahibine ulaşmaya çalışır.

Bir soru sorabilir miyim? dedi Murat Bey. Kaybolunca ne yaptınız? Polis bildirdiniz mi?

Polise mi? Akıl edemedim.

Altı ay geçti! On binlik köpek kayboluyor, polise gitmiyorsunuz?

Ben bulurum sandım!

Murat Bey kaşlarını çattı:

Hanımefendi, kimlik gösterebilir misiniz?

Kadın çantasına uzandı, elleri titriyordu.

Buyurun.

Komiser baktı:

Evet, doğru bulvarda oturuyorsunuz. Hangi daire?

12 numara.

Tamam. Şimdi tam olarak ne zaman kaybettiniz?

Ocak yirminci veya yirmi birinci civarı.

Ali telefonundan kontrol etti:

Ben onu 23 Ocakta buldum. Zaten neredeyse bir ay öncesinden oradaydı.

Demek ki köpek daha önce kaybolmuş.

Belki tarihi yanlış hatırlıyorum! dedi kadın, iyice panikleyerek.

Bir anda gözleri doldu:

Tamam! O senin olsun! Ama gerçekten onu seviyordum!

Sessizlik oldu.

Nasıl oldu bu iş? dedi Ali yavaşça.

Eşim taşınacağız dedi, kiralık eve köpek alamazlarmış. Satmaya da çalıştık, kimse istemedi, cinsi belli değil. Ben de bakkalın önüne bıraktım. Belki biri sahip çıkar diye.

Alinin içi burkuldu.

Onu attınız yani?

Sadece bıraktım! Atmadım! İnanın, birinin alacağını umdum…

Peki şimdi neden istiyorsunuz?

Eşim gitti. Tek başıma çok yalnızım. Geri istiyorum. Çünkü onu seviyordum!

Ali inanmakta zorlandı.

Sevgi mi? dedi tekrar. Sevilen bir canlı sokağa atılmaz.

Murat Bey defterini kapattı.

Anlaşıldı. Belgeler köpeğin Ali Beye ait olduğunu gösteriyor. Tedavi ettirmiş, pasaportu çıkartmış, aylardır bakıyor. Hukuken sorun yok.

Kadın tekrar ağladı:

Ama fikrimi değiştirdim! Geri istiyorum!

Geç kaldınız, dedi komiser kısa ve net Bir kez attınız mı, iş bitmiştir.

Ali Tarçının yanına oturdu, onu kucakladı:

Tamam kızım. Artık her şey yolunda.

Bari bir kez sevebilir miyim? dedi kadın.

Ali Tarçına baktı. Köpek kulaklarını geriye çekti, Aliye daha da sokuldu.

Bakın, sizden korkuyor.

Ben isteyerek yapmadım. Koşullar öyle gerektirdi…

Biliyor musunuz? dedi Ali ayağa kalkarak. Koşullar kendiliğinden oluşmaz. İnsanlar yaratır. Siz bir canlıyı sokağa bıraktınız. Şimdi size kolay gelince geri almaya çalışıyorsunuz.

Kadın gözyaşlarıyla:

Anlıyorum. Ama çok yalnızım.

Peki o bir ay boyunca nasıl hissetti? Sizi beklerken nasıldı?

Sessizlik.

Aşina, dedi kadın son kez.

Tarçın hiç hareket etmedi.

Kadın hızla arkasını döndü, uzaklaştı.

Komiser Murat Bey, Alinin omzuna dokundu:

Doğru yaptınız. Belli ki size bağlanmış.

Sağ olun, anlayışınız için.

Ne demek, ben de köpek sahibiyim. Ne olduğunu bilirim.

Komiser gidince, Ali ile Tarçın baş başa kaldı.

Hadi kızım, dedi başını okşayarak. Artık kimse bizi ayıramaz. Söz.

Tarçın Aliye baktı. O bakışta minnet bile yoktu; saf, sınırsız köpek sevgisi vardı.

Sevgi.

Eve gidelim mi?

Tarçın sevinçle havladı, yanında zıplayarak yürüdü.

Yolda Ali düşündü: Kadın bir noktada haklı. Koşullar değişebilir; iş, ev, para gidebilir.

Ama bazı şeyler kaybolmaz; sorumluluk, sevgi, merhamet.

Evde Tarçın en sevdiği halının üstüne kıvrıldı. Ali çay demleyip yanına oturdu.

Biliyor musun Tarçın, dedi düşünceli bir şekilde. Belki de her şey böyle daha iyi oldu. Şimdi biliyoruz: birbirimize gerçekten ihtiyacımız var.

Tarçın derin bir iç çekti, mutlu bir şekilde uykuya daldı.

Hayatta insana en çok lazım olan şey, sevilmeyi ve sorumluluk almayı bilmek. Sevgi, sahiplenmektir; koşullar değişse de, gerçek sevgiden vazgeçmemek gerekir.

Rate article
Lifequest
Koşullar kendiliğinden oluşmaz, insanlar yaratır – Bir canlıyı sokağa terk eden sizdiniz, şimdi ise işinize geldiği için şartları değiştirmek istiyorsunuz. Oğuz işten eve dönerken kırmızı tüylü bir sokak köpeğiyle karşılaşır ve hayatı bambaşka bir yöne savrulur; aylar sonra ise kayıp köpeğin eski sahibi çıkagelir ve kavga başlar: Kimin sevgisi daha gerçek, kime ait sadakat ve yeni bir aile olma hakkı?