Sıcak Yazları Tatilde Geçiren Baldızımız Evimizde Konfor İstiyor: Evi Birlikte Onarmayı Reddetti, Şimdi Kendi Bölümünde Yaşamak Zor Gelince Bizden Yardım Bekliyor!

Geçen yaz, eşimin kız kardeşi İrem, bizim tadilatla uğraştığımız dönemde lüks bir tatil köyünde zaman geçirip keyfine bakarken, şimdi gelip rahat etmek istiyor.

O dönem biz İreme, hadi gel birlikte eve yatırım yapalım, tadilatı beraber üstlenelim, demiştik. Fakat o hiç oralı olmamış, ben istemiyorum, gerek yok diye kestirip atmıştı. Şimdi ise gelip bizimle yaşamak istiyor; çünkü kendi payında doğru dürüst bir konfor yok. Kendi eliyle o hale getirdi işte!

Evin aslı eşimin rahmetli babaannesinindi. Vefatından sonra ev, eşim ve ablası İreme kaldı. Ev oldukça eskiydi ama biz, restore edip yerleşmeye karar vermiştik. Evin iki ayrı girişi vardı; böylece iki aile birbirinden bağımsız, rahatça yaşayabilirdi. Bahçe ve arka taraf ortaktı, iki bölümde de eşit oda sayısı vardı.

Biz evlenmeden önce miras paylaşımı yapılmıştı. O süreçte hiçbir sorun çıkmadı, sessiz ve sakin geçti her şey. Kayınvalidem ise taşınmayı kesinlikle reddetti, şehirdeki alışkanlıklarından vazgeçmezdi. Bundan sonrası sizin, artık ne yaparsanız yapın! deyip çıktı işin içinden.

Eşim ile eniştem bir miktar para biriktirip çatıyı onardılar, temeli güçlendirdiler. Devamında daha fazla iş yapmak istedik ama İrem epey sinirlendi. Ben bu köhneye bir kuruş harcamam! diye kestirip attı. Eniştem de ona pek karşı çıkmaz, başını önüne eğip odadan çıktı; alışkanlığıdır zaten tartışmaz.

Bizim önceliğimiz o eve taşınmaktı. Köy, şehir merkezine oldukça yakındı ve arabamız vardı, ulaşım kolaydı. Tek odalı bir dairede tıkış tıkış yaşamaktan da bıkmıştık. Hep bir evimiz olsun diye hayal kuruyorduk; sıfırdan ev yapmak ise çok pahalıya patlardı.

İrem için bu ev, sadece yazları gelip mangal yapacağı, kafa dinleyeceği bir yazlık gibiydi. Bize de, Beni bu işlere karıştırmayın, demişti.

Dört yıl boyunca biz kendi bölümümüzü tepeden tırnağa yeniledik. Tabii ki kredi de çektik, ama asıl mesele bunun ödemesi değildi. Banyomuzu yaptık, kalorifer döşettik, elektrik tesisatından camlara kadar değiştirdik, balkonumuzu camla kapattık. Gece gündüz çalıştık, hayallerimize ulaşmak için var gücümüzle uğraştık.

İrem her fırsatta tatildeydi. Ne yaptığımızı, evinin ne halde olduğunu umursamadı. Sadece kendini düşünüyordu. Ta ki çocuk doğurana kadar Doğumdan sonra annelik iznine çıkınca tatiller sona erdi, gelirleri azalınca evi aklına geldi. Küçücük bir dairede çocukla oturmak zordu; üstelik orası geniş bir bahçeydi, oğlu gün boyu koşup oynayabilirdi.

Biz çoktan eve taşınmış, eski dairemizi kiraya vermiştik. Onun bölümüne hiç dokunmadık ve yıllar içinde yarısı resmen çürüdü. Orada nasıl yaşayacak, hele kışın, ısıtması yok, banyosu yok Nitekim İrem bir bavuluyla geldi, Bir hafta sizde kalabilir miyim? diye rica etti, mecburen kabul ettim.

Oğlu hayli yaramaz çıktı, tıpkı annesi gibi. Hiç kimseyi umursamadan, keyfine göre davrandı. Evde sürekli ses, gürültü Ben evden çalıştığım için fena halde rahatsız oldum ve bir süreliğine bir arkadaşıma taşındım. O da o sırada şehir dışına gidiyordu, evi sahipsiz kalmayacak diye memnun oldu.

Hayat öyle bir denk geldi ki, ben eve neredeyse bir ay sonra döndüm. Arkadaşımla bir hafta kaldım; hemen ardından annem hastalandı, bakıma ihtiyacı olunca eve uğrayamadım. İremi düşünmedim bile; zaten çoktan gitmiştir dedim.

Eve döndüğümde, bir de ne göreyim: İrem hala orada, sanki kendi eviymiş gibi rahat rahat yerleşmiş. Ne zaman çıkmayı düşünüyorsun? dedim.

Nereye gideyim ki? Küçük çocuğum var, burada keyfim yerinde, diye yanıtladı.
Yarın seni İstanbula götürelim, dedim.
Şehre dönmek istemiyorum.
Madem öyle, bari bir zahmet kendi evini topla, biz otel değiliz, dedim.
Sen bana nasıl bunu yaparsın? Sonuçta benim de evim!
Seninki bahçenin öte yanında, ister kal orada.

Eşimi bana karşı doldurmaya kalktı, ama eşim de gayet net bir şekilde, bu kadar uzun süreli davetli olunamayacağını ifade etti. İrem bozuldu, toparlanıp gitti. Fakat birkaç saat geçmeden kayınvalidem aradı.
Kızımı nasıl kovarsın? Orası onun evi!
Eşim telefonu aldı: Annesi, kendi bölümünde kalabilirdi. Sonuçta orası da ona ait.
Kayınvalidem gönül koydu: Çocukla orada nasıl yaşanır? Ne ısıtma ne tuvalet var! Ona sahip çıkmalıydın!

Eşim de dayanamayıp, Başta birlikte yenileme teklif ettik, ev ucuza gelecekti, kabul etmedi. Şimdi neden biz suçlu oluyoruz? dedi.

Şimdi ona başka bir çözüm önerdik: Payını bize sat, dedik. Mapus evi görmüş gibi fiyat çekti, neredeyse komple yeni bir ev alınır. Bu da olmadı, anlaşamadık.

Durum gergin. Kayınvalidem sık sık darıldığını belli ediyor, İrem ise tamamen problemli biri oldu. Seyrek gelseler de, geldiklerinde gürültülü buluşmalar yapıp, ortalığı dağıtıyor, eşyalara zarar veriyorlar.

Artık kendi aramızda, iki bölümün arasına yüksek bir çit çekip tamamen ayırmaya karar verdik. Uzlaşmanın yolu kalmadı; İrem zaten böyle olmasını istemişti.

Bugün dönüp bakınca, ailede çıkar ilişkinin huzuru ne kadar mahvettiğini daha iyi anlıyorum. İyi niyetli olmak güzel, fakat herkes bu iyi niyeti anlamazsa, sınır koymasını da bilmek gerekiyor. Bunu geç de olsa öğrenmiş oldum.

Rate article
Lifequest
Sıcak Yazları Tatilde Geçiren Baldızımız Evimizde Konfor İstiyor: Evi Birlikte Onarmayı Reddetti, Şimdi Kendi Bölümünde Yaşamak Zor Gelince Bizden Yardım Bekliyor!