Her yerde kadın elbiseleri vardı ve yatak odasına girdiğimde onu başka bir kadınla gördüm…
İstanbul
Emre ile üç yıldan fazla süredir beraberdik, güven dolu ve huzurlu bir ilişkimiz vardı. Ailelerimiz tanışmış, yakında nişan yapmayı planlıyorduk. Her şey yolundaydı, ona sonsuza dek güveneceğime ve birlikte yaşlanacağımıza inanıyordum
Bir gün, iş seyahatinden döneceği gece için hiçbir planımız yoktu ama ben onu şaşırtmak istedim. İş yerinden izin aldım, onun en sevdiği mozaik pastadan yaptım ve arabayla evine gittim. Anahtarım vardı; o uykudayken içeri girdim, hatta pastayla birlikte çayını bile hazırladım.
Sessizce yatak odasının kapısını araladım; daha adım atamadan ayağım bir şeylere takıldı. Oda karanlıktı, cebimden telefonumu çıkardım ve ışık tuttum. Yerde bir sürü kadın kıyafeti vardı. İçeri yaklaştığımda, Emreyi başka bir kadınla, sarmaş dolaş uyurken gördüm.
Bağırmadım, kapıyı sessizce kapadım, anahtarımı ve pastayı bıraktım, arkamı döndüm. Hava buz gibiydi, ailemin evine de dönmek istemedim. Bir banka oturup ağladım. Kısa bir süre sonra, adını hatırlayamadığım bir adam yanıma çömeldi, ne olduğunu sordu. İhaneti anlatmadım ama sohbet bir şekilde sımsıcak aktı. Garip bir şekilde kendimizi onun evinde, çay içerken bulduk.
Şimdi birlikte yaşıyoruz ve nişanlanmayı planlıyoruz. Sanırım kaderdi; çünkü hayatımızda hiçbir şey sebepsiz olmuyor! Her şey rüya gibi: Kadın elbiseleri, mozaik pasta, İstanbul sokakları ve soğukta sığınan iki yabancı Sanki her şey gerçekliğin dışında, bir başka dünyada yaşandı.




