Annem, evli olduğumu, iyi bir işim ve kendi dairem olduğunu öğrenince, hemen bana maddi destek istemek için geldi.
Annem her zaman bana karşı çok katıydı. Babam sık sık iş seyahatlerinde olurdu, annem de evde benimle tek başına ilgilenirdi. Babam beni severdi, eve ne zaman dönse bana bir sürü hediye getirirdi. Ancak annem, sevgisini çok da belli etmezdi. Bir gün babam yine bir yolculuğa çıktı ve bir daha asla dönmedi.
Okulda hiç arkadaşım olmadı. Sanki bir dilenci gibi giyiniyordum, annemin sokakta bulduğu eski bir okul üniformasını giyerdim. Annem hep, Ne bulursan onu giy. Önce kendi hayatımı düzene sokmam lazım, sana ayıracak param yok, derdi. Ben de beşinci sınıf boyunca sabırla o çirkin üniformayı giydim.
Sonraları, komşumuzun kızı okulunu bitirince annesi bana onun üniformasını verdi. O üniformayı mezun olana kadar giydim. Ayakkabılarım konusunda ise yine yakaladığımı kullanırdım, ayaklarım büyüyene kadar idare ettim. Sonunda liseyi başarıyla bitirdim ve üniversiteye gitmeye karar verdim. Bölümümü ekonomi olarak seçtim. Kampüste de, arkadaşlarım sıkıldıkça bana verdikleri eski kıyafetlerle dolaştım.
Bir gün, kendimden birkaç yaş büyük olan Kayra ile tanıştım. Bir süre sonra çıkmaya başladık ve nihayet beni ailesiyle tanıştırdı. Onları ilk kez ziyaret ettiğimde, eski ve yıpranmış ayakkabılarımdan utandım. Yağmurlu bir gündü, ayaklarım ıslanmıştı ama Kayranın annesi bunu görmezden geldi. Ertesi gün tekrar beni çağırdı ve bana yepyeni bir çift ayakkabı hediye etti.
Başlarda Kayranın ailesinin beni sevmeyeceğinden korkuyordum ama çok geçmeden beni kendi kızları gibi görmeye başladılar. Benim onlar için ne yaptığımı bilmiyorum ama bana kucaklarını açtılar. Düğün hediyesi olarak bize bir ev verdiler ve mezuniyetten sonra kayınvalidem kendi şirketinde bana iş teklif etti. Yüksek bir maaşla çalışmaya başladım ve sonunda ihtiyacım olanları alabilecek duruma geldim. Allaha her zaman şükrediyorum, bana güç verdi, bu günlere getirdi.
Annem, evlendiğimi, iyi bir işim ve kendi evim olduğunu öğrenince hemen gelip benden para istedi. Ancak konuşmamızı kayınvalidem duydu. Hemen eşimi ve oğlumu eve çağırdı. Sonunda eşim anneme, benden artık bir şey beklememesi gerektiğini, hayatımızda ona yer olmadığını açıkça söyledi. Ona bir zamanlar bir evlat olduğu için minnettar olduğunu, ama bundan sonra evimize asla gelmemesi gerektiğini dile getirdi. O günden beri annem beni hiç aramadı ve ben de heyecanla bebeğimi kucağıma alacağım günü bekliyorum.




