Hiçbir Sihir Yok
Yeni yıl tren gibi geliyor; vızır vızır, dur durak bilmeden.
Elifin ise hızı baş döndürüyor. Sanki bir istasyon peronunda duruyor, elinde bilet yok; Olmaz bu iş, mutluluk hayal, yeni yıl ruhu da hak getire diye mırıldanıyor içinden.
Niye çağırdım ki misafirleri? Kim ister ki yeni yıla bahtsız Elifle girmeyi? diye söylenip duruyor kendi kendine.
***
31 Aralık sabahı tam bir mini felaketle başlıyor: On yıldır su gibi çalışan çamaşır makinesi, emekliliğini ilan edip banyoyu küçük bir göle çeviriyor.
Yeni yıl arifesinde tesisatçı bulmak da İstanbul trafiğinde otobüs kovalamak kadar zor! Elif saatlerce uğraşıp, ardından derin bir nefes alıyor; Tamam, başka aksilik olmayacak artık.
Ama tabi hayat öyle demiyor
Öğleye doğru Elifin tombik, kızıl tüylü kedisi Zıpır, mutfağın gurmesi (herkese kendi adı Zıpır, sormayın!), yeni yıl salatası için ayırdığı sucuğu mideye indirmiş. Elife ise birkaç kırık kornişon turşu ve suç ortağı bezelye kalıyor.
Ama Zıpır burada duracak mı? Tabii ki hayır! Bu sefer mutfaktaki pencereye konan serçeye göz koyuyor
Dev saksıdaki paşa kılıcı çarpıp devriliyor, yılbaşı ağacına çarpıyor ve sonuç: Elifin en sevdiği, yüz yıllık ışıklar sonsuza kadar kararıyor.
Çam iğnesiyle toprak, eski yılbaşı topu kırıkları, hepsi mozaik gibi birbirine karışmış Elif neredeyse ağlayacak.
Sonra bir de sürahi kırılıyor, tavuk fırında yanıyor; finalde ise Elif davetlilerin kapıyı çalmasına dakikalar kala birden fark ediyor: Amanın! Pasta yok!
Panikle kardeşi arıyor.
Ayşe, yandım! Pastam yok!
Sakin ol! telefonun ucunda güvenli bir ses var Ben aşağıdayım zaten. Çık hadi, hallederiz.
Neredesin?
Dış kapıdayım diyorum ya!
Aşağı inen Elif, apartmanın önünde ilginç bir manzara görüyor: Ayşe’nin arabasının yanında en yakın arkadaşı Nazlı dev bir poşetle, halaları Gül Hanım ise koca kase paçanga böreğiyle bekliyor.
Bu kadar börek neden? Hem de koca kase? diye hayret ediyor Elif.
Ne olur ne olmaz! Gül Hanım bunu söylerken sanki ev halkını soyağacından sorumluymuş gibi gururlu Malum, şimdiki gençler yemek yapamıyor. Gece uzun. Salata var mı bari?
Elif şöyle bir omuz silkiyor
Elif ve Ayşe pasta avına çıkarken, Nazlı salona girip oraya buraya yılbaşı süsleri asmaya başlıyor. Tabii Zıpır, eve inen UFO gibi süslere sarılıp uzaylı kılığına bürünüyor.
Kediyi kurtarma görevi Ayşe’nin eşi Sinan’a düşüyor. Adam işten doğruca gelmiş, yetişmiş vaktinde.
Zıpır hiç oralı değil önce, ama Elifi görür görmez öyle bir kucak koşusu yapıyor ki Sinanın bileğini tırnak işliyor; kan akıyor.
Herkes ilk yardım peşinde koşarken, Sinan aşçı yardımcılığına terfi ediyor. Ama tek yaptığı Salata bir ruh halidir, sadece malzeme değil, diye felsefe parçalayıp masada poz vermek
Elif ve Ayşe’ye göre başka yardım istemez zaten!
Elif, bu nedir? diyor salondan Nazlı Mutlu Yıllar diyor üstünde, yanında da not var: Gece aç. Anneanne Sultan.
Elif gülerek geliyor:
Aman Allahım, unutmuşum! Ayşe, anneannemden hatıra bu kutu. Gece ikiye doğru açmamız gerekmiş, sürprizliymiş.
Hadi şimdi açalım! Ayşe kutuyu inceliyor, merakı cezbetmiş.
Elif başını sallar:
Deli misin? Tutar sonra arar! Kimbilir, şifreli falan bir şey koymuştur. Anneanne ne dediyse öyle yapalım.
Herkes kutuya göz dikip meraktan çatlayacak. Hatta Gül Hanım resmen sandalyeyi kutunun karşısına çekip izlemeye koyuluyor.
***
Sonra klasik yeni yıl ritüeli: Cumhurbaşkanı konuşuyor, şampanya şişesi patlıyor, Zıpıra yem olan salatayı herkes yiyormuş gibi yapıyor; kahkahalar, tartışmalar derken, saat gelip ikiye dayanıyor.
Saat iki mi olmuş? diyor Elif Hadi bakalım, şimdi tam zamanı!
Kutunun açılması görevi tek erkek olan Sinana kalıyor.
Sinan biraz çeviriyor-kokluyor, kapağı açarken herkes nefesini tutmuş.
İçinden ne para, ne fotoğraf; renkli kurdelelerle bağlı onlarca minik rulo not çıkıyor. Her notun üzerinde bir isim etiketi var.
Ne bu şimdi? Sinan şaşkın.
Elif Elif etiketi olanı açıyor, yüksek sesle okuyor:
Elifim, canım torunum. Bugün yine işler sarpa sararsa, makine bozulursa, kedi salatayı kaparsa Dert etme! Her sorun pizza yemeye ve favori dizini açmaya bahanedir. Pastayı sabah da alırsın. Önemli olan, pizzanı paylaşacak birilerinin olması. Seni gökyüzü dolusu seviyorum. Anneanne Sultan.
Bir anlık sessizlik Sonra kahkahalar kopuyor.
Elif gülmekten yaşlara boğuluyor.
Nereden bildi bunları?
Sihir bu! dedi Gül Hanım fısıltıyla.
Ben de! Ben de! Ayşe sabırsızca el atıyor.
Kendi notunu okuyor:
Ayşem. Sinanla gereksiz konularda inatlaşmayı bırak. Sarıl ona, iyi çocuk. Arada felsefe yapınca, bir öpüşle sustur gitsin. En etkili silah budur. İkinizi de yerim.
Sinan utançtan pancar gibi kızarıyor, herkesin alkışları arasında Ayşeyi öpüyor.
Nazlı kendi notunu okurken kıkırdıyor:
Nazlı güzeli. Sevdayı barlarda değil, ya kütüphanede ya da yakın markette ara. O insanlar da fena değildir, tek kusurları dar paça giymemeleri. Bir de artık mor saçtan vazgeç. Sana en çok doğal renk yakışıyor!
Allah Allah Saçımı iki gün önce boyamıştım! diye şaşırıyor Nazlı.
En son Gül Hanıma sıra geliyor. Notu öyle bir açıyor ki sanki içinden evrak çıkacak.
Gülcüğüm, bilirim en akıllımız sensin. Ama sana kimsenin bilmediği bir sır: Akıllı ve iyi olmak güzel Ama bazen susup bir dilim pasta yemek daha güzel. Kucaklarım seni.
Gül Hanım hafif morarıyor, bir dilim pasta alıyor, çıt çıkarmadan yemeğe koyuluyor. Yıllar sonra ilk defa o akşam kimseye tek laf etmiyor!
Gecenin kalanında sohbet, kahkaha, espriler hiç bitmiyor.
Kızlar hemen görüntülü arıyor anneanneyi. Kadıncağız başka şehirde, koltukta oturmuş, kameradan sesleniyor: Benim güzel kuzularım! Sihir yok işte; çünkü hepinizi çok iyi tanıyorum ve çok ama çok seviyorum!
Ertesi sabah, Elif kırıntıları toplarken tüm notları kavanoza koyuyor, en görünen yere yerleştiriyor. O mesajlar sadece iyi dilek değil, anneannesinin mutluluk reçetesi: Kaosu dert etme, hatalara gül, yanında olanların kıymetini bil ve canın ne isterse ye; ama oburluk etme. Ve sakın unutma: Dünyada seni seven ve anlayan biri olduğunu bilmek, en büyük armağan.O kavanoza bakarken Elif bir an durup başını kaldırıyor. Mutfağa sabah güneşi vurmaya başlamış, geçen geceden kalan kahkahaların sesi duvarlara sinmiş gibi. Elif bir anlığına hiç acele etmeden camdan dışarı bakıyorşehir hâlâ aynı, trafik yine, hayat her zamanki hızında. Ama içinde tuhaf bir hafiflik, sanki yeni yıl trenini bu kez kaçırmayacakmış gibi.
Telefonu çalıyor. Ekranda “Aile Grubu Yeni Yıl” yazıyor; fotoğraflar, gönderilen kalpler, Sıradaki kutu ne zaman açılacak? soruları peş peşe akıyor. Elif gülümsüyor. İçeriden Zıpır bir fırlayışta mutfağa atlıyor, Elifin bacağına dolanıyor; hayat küçük ve şamatalı tüm detaylarıyla devam ediyor.
Elif derin bir nefes alıp kendi kendine mırıldanıyor:
Belki de sihrin ta kendisi budağılan ışıklar, kırılan sürahiler, paylaşılan pizzalar, bir kutu dolusu iyi kelime ve yanında oturan güzel insanlar
Yeni yıl sabahı, Elif ilk defa umutla, gönül rahatlığıyla söylüyor:
Galiba bu yıl iyi geçecek.




