Bana tadilat yapmalıydınız, tatile gitmek yerine!
Anlatayım, kayınvalidem bize fena halde dargın. Sebebi de şu: Biz bu yaz tatil yaptık, ona evinin tadilatı için para vermedik diye. Halbuki evi gayet güzel, bakımlı; tamamen kendi gönlünün isteğiyle tadilat istiyor yani. Bizi sanki para musluğu gibi görüyor; halbuki kendi parası da var, rahat rahat karşılayabilir.
Biz eşimle çok tutumlu insanlarız aslında. Hâlâ konut kredisi ödüyoruz, lise çağında iki çocuk büyütüyoruz. Evlendiğimizden beri ilk defa bu yaz bir yurtdışı tatili yapmaya cesaret ettik.
Daha önce tatil dediğimiz; ya bir orman kenarında kamp ya da ailemizin Sapancadaki küçük yazlık evi oluyordu. Çocuklarımız resmen hiçbir şey görmedi, deneyimlemedi. Biz de dedik, Hadi artık, bize de bir Avrupa tatili düşer! Ve Avrupada İtalyayı seçtik. Tüm yıl kemer sıktık, bir sürü şeyden feragat ettik ama iyi ki de gitmişiz.
Kayınvalidem daha biz evlendiğimizde Ben torun bakmam, diye açık açık söyledi. Ben de hiç zorlamadım, ondan en ufak bir destek istemedim yani. O yüzden bizim çocuklarevet iki oğlanher daim ya benim annemde ya da babamda kaldı. Biz de işte hayat koşturmacası Onun tercihine saygı duyuyorum; emekli sonuçta, kadın haklı, insan dinlenmek ister.
Ama baktığında gayet aktif de biri; yazın yüzmeye gidiyor, arkadaşlarıyla turlara, müzelere, sergilere… Dur durak bilmiyor valla. Fakat sorun ne biliyor musun? Bütün bu harcamalarında hep bizden destek bekliyor, sanki bizimkiler yokmuş gibi. Krediymiş, çocukmuş, taksitle evmiş umurunda değil; anne oldu mu her istediğini hak görüyor.
Bir de ne zaman hafta sonu olsa, eşime eviyle ilgili ödevler veriyor: Şunu tamir et, bunu yap. Bu sene ise iyice abarttı; tuttu, evini baştan aşağı yeniletmek istedi. Herkesin gönlünde bir tilki yatar, hayal kurmak bedava ama bazen hayal sadece hayal olarak kalmalı, değil mi? Kaldı ki, evi daha beş yıl önce tamamen yenilendi; hâlâ yepyeni duruyor yahu!
Kayınvalidem, bizim İtalyaya gideceğimizden haberdar değildi, zaten biz de özellikle söylemek istemedik. Planımız belliydi: Evi kilitleyip, kimseye haber vermeden sessiz sedasız gidecektik. Nitekim öyle de yaptık.
Bir gün bizim evine uğramış; kapıda kilidi görünce, hemen eşimi aramış. O da İtalyadayız, şu an müsait değiliz, deyince konuşmayı hemen kapatmış. Ama dönüşte bizi sorma, ortalığı birbirine katmış.
Bari haber verseydiniz! Zaten bu tüm parayı nereden buldunuz? Tatile gitmek yerine beni düşünseydiniz, evimi yaptırsaydınız ya!
Normalde eşim annesine asla karşı çıkmaz, ama bu sefer öyle bir susturdu ki Biz kendi paramızı kendimiz kazanıyoruz, sana borcumuz yok, dedi açık açık.
O günden beri kayınvalidem bize tavır aldı, torunlarını bile ne arıyor ne soruyor. Ama akrabalar bir bir devreye girdi: Siz ne biçim evlatsınız, annenizin hali ne olacak? diyorlar. Vallahi biz içimiz rahatız. Allahtan benim ailem arkamızda duruyor, İyi yaptınız, gezin görün, gençsiniz daha, diyorlar. Sonuçta kayınvalidemin derdi keyfi bir tadilattı, öyle ciddi bir sağlık sorunu ya da hayat-memat meselesi falan değil.
İnsan gençken dünya görecek tabii, hayat kısa. Büyüklerimiz yanlış anlamasın ama herkes bence biraz kendi hayatını yaşamalı, ne dersin?




