Ertesi gün, komşumuz yine bizim bahçenin çitine dayanmış bekliyor. Eşim yanına gidip, Bugün çok işimiz var, dünkü gibi oturamayacağız, diyor. Peki ya yarın? diye merakla soruyor kadın. Yarın da aynı. Genel olarak, artık bize gelmeyin.
Şehirde yaşama isteğim bana hiç de iyi bir şey getirmedi.
Eşimin köyde bir evi var. Kayınvalidemle kayınpederim hayattayken sık sık ziyaret ederdik. Özellikle yaz akşamlarında, büyük dut ağacının altında sofra kurarlardı. Hava kararana kadar hoş sohbetler edilirdi. Her gelişimizde böyle olurdu. Kışın ise kayınvalidem sobayı yakar, taze börekler, çörekler yapar, evin her tarafı sıcacık ve mis gibi kokardı.
Eşimle ben kayak yapmayı, kızakla kaymayı çok severdik. Sonra, eşimin anne ve babası vefat etti. Evi satmadık, eskisi gibi sık sık gideriz diye düşündük ama bir türlü fırsat olmadı.
Hep bir bahanemiz vardı. Sonraları, ben de eşim de eski evi unuttuk neredeyse. Günler hızlı geçti, oğlumuz büyüdü, bir kız arkadaş buldu, onunla evlendi. Gelinimiz Derya, yazları köyde yaşamanın güzel olacağını sık sık söylüyordu.
Bir gün köydeki ev tekrar aklımıza düştü. Eşimle bir hafta sonu oraya gittik. Son ziyaretimizden bu yana yıllar geçmişti. Evde her şey yerli yerindeydi ama bakımsız kalmıştı.
Biraz temizlik yapmaya karar verdik. Eşim içini temizledi, ben bahçeyi toparladım. Yıllarca insan elinin değmemiş olmasından korkuyordum ama sandığım gibi harap değildi. El birliğiyle evi ve bahçeyi adeta yeniledik. Ertesi gün çocuklar, gelinimiz ve torunlar da geldiler, herkes işin ucundan tuttu. Birkaç saat sonra ev tertemiz, sıcacık oldu. Kadınlar akşam yemeği hazırlarken, ben oğlumla eski ahşap masa ve bankları tamir ettim.
İşte o sırada birisinin bizi çit arkasından izlediğini fark ettik. Yeni komşumuz olduğunu söyledi; yakın zamanda yan taraftaki evi almış. Tanışmak için gelmiş. Misafirperverliğimizden davet ettik, beraber akşam yemeği yedik. Adı Sedefti. Yanımızda kimsesi yokmuş, yalnız yaşıyormuş. Bir kızı varmış, ona da köyden ev almışlar. Kızının üç çocuğu, ama Sedefin eşi yokmuş, ayrılmışlar. Konuşurken ben dalıp gidiyordum, bir anda garip bir şey hissettim bacağımda.
Masada ayağımın dibinde komşumuzun ayağı vardı. Hızla ayağımı geri çektim. Ama o tekrar tekrar aynı şeyi yaptı. Böyle bir şey daha önce başıma gelmemişti. Ne yapacağımı şaşırdım, bir yandan da eşimin fark etmemesini istedim. Komşumuz konuşmayı sürdürürken, çocuklar da gürültü çıkarmaya başladı; açıkçası, komşunun gitmesini istedim. Sofrayı toplarken, eşim de Sedefin pek ciddi biri olmadığını söyledi. Kendisine katılmamak elde değildi. Ancak, kadının masanın altında yaptığı şeyi tabii ki anlatmadım; utandım, sustum. Eminim ki Sedef bu tür şeyleri daha önce de yapmıştır. Ertesi gün yine çite geldi takıldı. Eşim yanına gidip bugün koyu bir işimiz olduğunu, dünkü gibi vakit ayıramayacağımızı, rica etti.
Ya yarın? diye tekrar sordu Sedef.
Yarın da aynı. Artık bize gelmeyin lütfen, dedi eşim.
Gerçekten cesurca bir hareketti. Sedef bir süre kendi kendine söylendi ama ne dediğini duymadık, umursamadık. Eşim doğru olanı yaptı bence. Biz hep açık sözlüyüzdür ve hoşlanmadığımız biriyle gereksiz yere yakınlık kurmayız. İçimizden geldiği gibi davrandık ve Sedefle ilişkimiz orada bitti.




